19.10.2026 08:13 -

Türk futbolunun unutulmaz isimlerinden Gökdeniz Karadeniz, Trabzonspor - Beşiktaş maçı öncesi Mackolik'e özel açıklamalarda bulundu. Sahadaki tecrübelerini teknik direktörlükte sürdürmeyi planladığını belirten Karadeniz, Türkiye'den birkaç kulüple görüşme halinde olduğunun da altını çizdi.

Röportaj: Erman Ciğerim

Trabzonspor'un altyapısından çıkan ve bordo-mavililerde 10 yıl istikrarla forma giydikten sonra kariyerini Rusya'ya taşıyan ve Rubin Kazan'ın efsane isimlerinden biri olarak öne çıkan Gökdeniz Karadeniz, Mackolik'e özel açıklamalarda bulundu.

Tecrübeli futbol adamı, Süper Lig'de bu akşam oynanacak Trabzonspor - Beşiktaş maçının yanı sıra teknik direktörlük hedefleri, Türk ve Rus futbolu, Milli Takım'ın hoca tercihi ve daha birçok konuda görüşlerini paylaştı.

Trabzonspor'un üzerindeki kara bulutlar dağıldı. Thomas Reis'ın gelişiyle takım son 3 maçta 11 gol attı. Ayrıca oyun anlayışında da bariz farklılıklar görülüyor. Sizce bunun temel sebepleri nedir? Bunun yanı sıra, takımın geliştirmesi gereken yönleri neler?

Trabzonspor'a hoca değişikliği olumlu yansıdı. 3 maçta alınan gollü galibiyetler de bunu gösteriyor. Fatih Hoca'nın oyun anlayışında topa biraz daha hakim olmak vardı. Daha yavaş bir oyun vardı. Thomas Reis'la takım biraz daha hızlanmış, kaleye daha çabuk giden bir görüntü veriyor. Ancak ben Trabzonspor'da defansif yönlerde çok eksiklikler görüyorum. Kolay pozisyon verebiliyorlar. Bunu belki ilerleyen dönemlerde düzeltebilirler. Zira hoca da yeni geldi. Kafasında planları vardır. Ama hoca değişikliğinin ilk bakışta Trabzonspor'a olumlu bir yansıması olduğunu düşünüyorum.

Trabzonspor, Fatih Tekke yönetiminde geçen sezonu Türkiye Kupası ile taçlandırmıştı. Bu sezon başında ise işlerin yolunda gitmediği görüldü. Sizce yanlış giden şeyler nelerdi? Fatih Tekke'nin futbolculuk dönemindeki Trabzonspor ruhunu, çalıştırdığı dönemde takıma yansıtabildiğini düşünüyor musunuz?

Teknik direktörler de futbolcular gibidir. Performansları bazen iyi, bazen de kötü olabiliyor. Fatih Hoca geçen sene Türkiye Kupası'nı kazandı. Bu bir başarıdır. Ama bu sene kötü başladılar. Hoca için iyi ya da kötü yaptı demek bana göre doğru değil. Bunlar tercih meselesi. Fatih Tekke'nin oynattığı oyunu az çok saha içinde okuyabiliyorsunuz. Ama bazen olmayabiliyor. Sezona kötü başladıkları için toparlayamadılar ve ayrılık geldi.

Aslında baktığınızda iki, üç maçlık bir kopuş var. En büyük kopuş da Ferencvaros'a kaybedilen maçlardı. O maçlar hem hocanın hem de camianın moralini bozdu. Bu süreci iyi yönetemediler. Futbolda ayrılıklar olabiliyor. Ama ben Fatih Hoca'yı başarısız olarak nitelendirmiyorum. Sonuçta geçen sezonu kupayla kapatmış biri. İki taraf da böyle bir kararı aldıysa bize sadece saygı duymak düşer.

Bu sezon başında yapılan Mohamed Salah, Fabinho, Franculino gibi takviyeler Trabzonspor'a seviye atlattı. Sizce bu kadro şampiyonluk yarışını sezon sonuna kadar sürdürebilecek güce sahip mi? Ayrıca, Konferans Ligi'nde önlerinin açık olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir teknik direktör güzüyle baktığımda Trabzonspor'un kadrosunun hem Süper Lig'de şampiyonluğa oynayabileceğini, hem de Konferans Ligi'nde yarı final hatta final görebileceğini düşüyorum. Eğer bunlar olmazsa ben Trabzonspor'u başarısız olarak nitelendirebilirim. Oyunculara çok büyük yatırımlar yapıldı.

Ama burada bir şeyi atlamamak gerekir. Trabzon'da yetişmiş biri olarak o kültürü iyi bilen bir insanım. Bu tip yatırımları yaparken akademiyi küstürmemek gerekiyor. Trabzonspor'un en büyük kültürü altyapıdan çıkardığı oyuncuları, transfer ettikleri yıldızlarla birleştirip başarıyı yakalamak. Son iki sezondur Trabzonspor'un altyapıdan çıkardığı bir oyuncu yok. Bir takım başarısız olabilir, ancak sezon içerisinde iki, üç genç oyuncu çıkarttığı zaman insanlar o sezonu başarılı görebiliyor Trabzon'da. Çok iyi transferler olduğunu kabul ediyorum. Ancak baktığınızda UEFA Gençlik Ligi'nde final oynayan takımdan bir tane oyuncu A Takım'da yer almadı. Hocasına şans verilmedi. Bunlar Trabzonspor'un kültürüne çok yakışan şeyler değil. Transferleri doğru buluyorum, ama özümüzü de unutmamalıyız.

Mohamed Salah'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Gelişiyle birlikte adeta dünya futbolunun odağı Trabzon'a kaydı. Bu tarz transferler maliyetli olsa da takıma bambaşka bir hava kazandırabiliyor. Peki Salah gibi en üst seviyeden biriyle aynı takımda oynamak futbolcu grubunu nasıl etkiler?

Salah bir defa Trabzonspor için çok doğru transfer. Hem yaşantısıyla, hem profesyonelliğiyle, hem de sahadaki mücadelesiyle çok doğru bir seçim olduğunu gösteriyor. Belki de aynı seviyede başka bir isim gelse Trabzon'a bu kadar ayak uyduramayacaktı. Salah'la çalışmak benim dışarıdan gördüğüm kadarıyla herkesin istediği bir olay. Burada hem Trabzon'un hem de Trabzonspor'un kazancı oluyor. Mısır'ın, Avrupa'nın bize bakış açışı, gözlerin Trabzon'da olması gibi birçok büyük artı yazıyor. Ama ne olursa olsun futbol sahada oynanıyor. Salah'ın sahada ne yaptığı belli. Oyuncular için, taraftarlar için, Türk futbolu için büyük bir artı. Artık televizyonda izlediğiniz Salah'ı stadyumda izleyebiliyorsunuz.

Beşiktaş'a geçelim. Siyah-beyazlılar bu sezon lige ve Avrupa'ya formda başladı. Sıkıntılı geçen sezonların ardından şimdi heyecan verici bir futbol oynuyorlar. Bu sezona iyi başlamalarının sebebinin temelinde hoca tercihi mi yatıyor, yoksa kulübün transfer politikası, sportif direktör tercihi gibi faktörler de bu gidişatta artı değer mi?

Ben bunu üçlü sacayağı olarak nitelendiriyorum. Yönetim, hoca ve sportif direktör... Eğer bu üçü iyi anlaşıyorsa piramit doğru kurulur ve başarıya gidersin. Beşiktaş bunu iyi başardı. Özellikle sezon başında kendilerini kanıtladılar. Sezonu erken açtılar. Maçları oynarken de transferler yaptılar, doğru isimlere gittiler. İyi bir hocaya sahipler. Yönetim de arkasında. Göze hoş gelen bir futbol oynuyorlar. Ligin en formda ekiplerinden biri konumundalar. Bu açıdan bakıldığında bence çok iyi bir maç bizi bekliyor.

Trabzonspor formasıyla çok fazla bu tür büyük maçlar oynadınız. Beşiktaş'a karşı da 4 golünüz, 3 asistiniz var. O dönemleri düşündüğünüzde, Beşiktaş karşılaşmalarının sizin için özel bir anlamı var mıydı?

Beşiktaş'la oynadığımız her maç büyüktü. Hep daha fazla konsantre olurduk. Kendimizi daha fazla göstermek isterdik. Taraftarımızı daha fazla mutlu etmek isterdik. Bazı maçlarda biz, bazı maçlarda onlar galip geldi. Ama her zaman Trabzonspor - Beşiktaş maçları heyecanlı, bol tempolu, bol gollü geçen maçlar olurdu.

Sizin döneminizde Trabzonspor formasını giymenin anlamı neydi?

Bir şehir düşünün, 7/24 futbolla yatıp kalkan... Biz altyapıdan çıkan oyuncular için Trabzonspor formasını giymek çok büyük bir mutluluktu. 12 yaşından itibaren o formanın hayalini kuruyorsunuz. Ulaşınca da bırakmak istemiyorsunuz. Benim Trabzonspor'la ilgili her anım çok değerli. Trabzonspor bir kültür, bir baş kaldırış. Ben 10 yıl giydiğim için çok mutlu ve gururluyum. Trabzonspor forması Trabzon gençleri için çok değerlidir.

Bu tür büyük maçlarda taktik plan mı, bireysel yetenekler mi, yoksa oyuncuların psikolojik hazırlığı mı daha belirleyici oluyor?

Bu iki takımın maçlarına baktığınızda hep tempolu oyun görürsünüz. İki takım da Avrupa deplasmanından döndü. Oyuncular yorgun olabilir ancak bu tip maçlarda yorgunluklar çok önemli olmuyor. Oyuncuların isteği, maça hazırlanması önemli, taktiksel hazırlık tabii ki önemli. Bireysel performanslar da aynı şekilde önemli. Salah ve Vlahovic gibi isimlerin yapacağı özel işler maçın kaderini değiştirebilir. Bence bu maçta top kontrolünden ziyade hızı düşünen takım bir adım öne geçebilir.

Daha önce Türkiye'de, Süper Lig'de takım çalıştırmak istediğinizi söylemiştiniz. Bu düşünceniz hala devam ediyor mu? Türkiye'nin yanı sıra Rusya'da veya yurt dışında başka bir ülkede teknik direktörlük hayalleriniz ve planlarınız var mı?

Elbette düşünüyorum. UEFA Pro Lisansımı aldım. Şu an Türkiye'de görüştüğüm birkaç kulüp var. Rusya'da da birkaç kulüple görüşmelerimiz sürüyor. İlerleyen zamanlarda güzel bir proje sunulursa tecrübelerimi teknik direktörlükte kullanmak istiyorum. Hedefim Trabzonspor gibi büyük bir camiayı çalıştırmak. Sadece Trabzonspor olarak bakmamak gerekiyor ancak en büyük hedeflerimden biri de bu.

Montella sonrası Milli Takım'da da bir hoca arayışı söz konusu. Sizce A Milli Takım'ı Uluslar Ligi'ndeki son 2 maça hangi tarzda bir teknik direktör profili hazırlamalı? Hoca konusunda yerli mi yoksa yabancı tercihi mi yapılmalı?

Ben Montella'yı uzun vadede başarısız bulmuyorum. Burada bir süreç yaşandı. Dünya Kupası'nda gruptan çıkıp ilerleyebilsek kredisi olabilirdi. Ancak Dünya Kupası'nda alınan kötü sonuçlar ve ardından Uluslar Ligi'ndeki maçlar ayrılmasında en büyük etkenler oldu. Bence TFF'nin uzun ya da kısa vade olarak süreci değerlendirmesi gerekiyor. Eğer kısa vadeli düşünüyorlarsa Türk hoca daha iyi olur.

Son olarak, Trabzonspor - Beşiktaş maçı için tahmininiz nedir?

Bu tip maçların sonucu belli olmaz. Skor vermektense temennimi söyleyebilirim, o da Trabzonspor'un galip gelmesi. Seyircilerin de bol gollü heyecanlı kıyasıya bir mücadele izlemesini temenni ediyorum...