DOĞADAKİ her canlının ilk gonca hali onun en taze, en doğal ve en güzel halidir.
Güzel Yaşlanmak Gençliği Dondurmak Değildir

Ancak hiçbir canlı o anı dondurarak yaşamını sürdüremez.Zaman ilerler, beden değişir, beyin dönüşür, yaşam akmaya devam eder.O halde asıl soru şudur:Zamanın bedenimizde, aklımızda, hareket kabiliyetimizde ve ruhumuzda yarattığı değişimle nasıl yaşayacağız?Gençliğimizin bir taklidini yaparak mı?Yoksa yaşlanmayı kader sayıp köşemizde sessizce geri çekilerek mi?Hayır.Mind & Longevity Sağlıklı Yaşam Kurucusu Prof. Dr. Ayşegül Yıldız, insan için üçüncü bir yol olduğunu söylüyor.Bu yol, zamanın akışını inkâr etmeden; ona bilinç, özen ve bilgelikle yön vererek yaşamaktır.
YAŞLANMA BİR GÜNDE BAŞLAMAZYaşlanma çoğu insanın sandığı gibi 40 ya da 60 yaşında başlamaz.Aslında doğduğumuz andan itibaren başlar.Çocukluk yıllarından itibaren damarlarımız, beynimiz, cildimiz, organlarımız zamanın izlerini taşımaya başlar.Prof. Dr. Yıldız, bu durumu basit bir benzetmeyle anlatıyor:“Tıpkı aynı model iki otomobil gibi… Biri özenle kullanılırsa yıllarca ilk günkü gibi kalır. Diğeri ise kötü kullanılırsa kısa sürede yıpranır.”İnsan bedeni de böyledir.Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, aşırı alkol tüketimi, düzensiz yaşam, ekran bağımlılığı ve doğanın ritminden kopuş insanın kendi bedenine verdiği en büyük zararlardır.Ama iyi haber şu:Farkındalık hangi yaşta gelirse gelsin, o gün yeni bir başlangıç olabilir.
BEYİN VE KAS KULLANILDIKÇA YENİLENİRİnsan bedeni ve zihni olağanüstü bir uyum ve yenilenme kapasitesine sahiptir.Beyin ve kaslar kullanıldıkça güçlenir.Aktif bir yaşam nöroplastisiteyi artırır, kas gücünü korur, zihinsel esnekliği canlı tutar.Ancak, uzun süreli hareketsizlik ve kolay hazlarla dolu ekran hayatı bu kapasiteyi zayıflatır.Prof. Dr. Ayşegül Yıldız’a göre, insanlık bazen bu gerçeği kabul etmek yerine gençliği geri getirmek için akıl dışı yollar arayabiliyor.Genç bedenlerden elde edilen büyüme faktörleri gibi yöntemler bunun çarpıcı örneklerinden biri.Oysa, bu çabalar ne zamanı durdurur ne de gençliği geri getirir.Ama çoğu zaman çok daha değerli bir şeyi elimizden alır:Olgunlaşmış şefkati, törpülenmiş hırsları, erdemi, iç huzurunu…Oysa, yaş almanın en büyük hediyesi tam da bunlardır.
PEKİ, GERÇEK ZENGİNLİK NEDİR?Hayat hikâyelerine dikkatle bakın.Sıfırdan büyük servetler kurmuş insanlar vardır.Ama çoğu zaman onların ardından gelen kuşaklarda şu tablo görülür:Miras kavgaları, boşluk duygusu, anlamsız bir şatafat…Uzun meslek hayatım boyunca çok başarılı ve çok varlıklı insanlar tanıdım.Ama hayatlarının sonunda gerçekten huzur içinde yaşayabilenlerin sayısı çok azdı.Çünkü gerçek zenginlik maddede değil, insanın bıraktığı insani izlerde saklıdır.
GÜZEL YAŞLANMANIN İLKELERİUzun ve güzel yaşamak bir tesadüf değildir, bir yaşam disiplinidir.Prof. Dr. Yıldız’a göre bu disiplinin bazı temel ilkeleri vardır:1. Zamanın değerini bilmek: Her gün geri gelmeyecek bir armağandır.2. Katkı bilinci: Her günü doğaya, insanlığa ve çevremize katkı fırsatı olarak görmek.3. Erdemli yaşam: Gönül güzelliğinden, ahlaktan ve merhametten taviz vermemek.4.. Bedenle barış: Yaşla savaşmak yerine bedenimizi optimum sağlık ve estetik içinde tutmak.5. Sürekli gelişim: Yaşamı gençlik ve yaşlılık diye ayırmadan sürekli gelişen bir yolculuk olarak görmek.
UZUN VE SAĞLIKLI YAŞAMANIN ALTIN ANAHTARLARIBu felsefeyi günlük hayata taşıyan bazı basit ama güçlü alışkanlıklar vardır:* Doğanın biyolojik saatine uygun yaşamak.* Düzenli ve kaliteli gece uykusu.* Aşırı ekran kullanımından uzak durmak.* Akdeniz tipi beslenmek.* Yaktığımızdan fazla kalori almamak.* Beslenme saatlerini gündüz 10 saatlik bir zaman dilimi ile sınırlamak.* Yaşa uygun düzenli egzersiz yapmak.* Beyni sürekli aktif tutmak.* Duygudurum sağlığını düzenli psikiyatrik değerlendirmelerle korumak.* Damar sağlığını tıbbi takip ile desteklemek.* Doğallığı bozmayan küçük estetik dokunuşlarla aynayla barışık olmak.* Bilgelik ve deneyimle çevreye ışık saçmak.* Sevgi, emek ve insan biriktirmekSon söz:Güzel yaşlanmak gençliği dondurmak değildir.Güzel yaşlanmak; aklı yerinde, duyguları dengede, bedeni hareketli ve ruhu huzurlu bir insan olarak yaşamın sonuna kadar var olabilmektir.Ve belki de en büyük sır şudur:Yaş almak bir kayıp değildir.Bilinçle yaşandığında insanın en güzel olgunlaşma yolculuğudur.




