23.10.2026 - Devreden Katma Değer Vergisi.
Hakan Çınar: KDV Konusunda KapsamLı Ve Ölçülebilir Bir Reform Programına İhtiyaÇ Var

Türkiye ekonomisinde yıllardır konuşulan ancak bir türlü kalıcı çözüme kavuşturulamayan önemli bir sorun var: Devreden Katma Değer Vergisi.
Adı devreden KDV. Ancak gerçekte ne devredilebiliyor, ne nakde dönüşebiliyor, ne de işletmelerin finansman ihtiyacını karşılayabiliyor. Çünkü bu para muhasebede devrediyor, beyannamelerde devrediyor, bilançolarda taşınıyor ama işletmelerin kasasına, üretim bantlarına ve yatırım bütçelerine aynı kolaylıkla dönemiyor.
Üstelik bu sorun, finansmana erişimin zorlaştığı, üretim maliyetlerinin yükseldiği ve ihracatçının uluslararası pazarlarda rekabet etmekte giderek daha fazla zorlandığı bir dönemde çok daha büyük bir anlam taşıyor.
Türkiye’nin ihracatını artırmak, katma değerli üretime geçmek ve küresel pazarlarda daha güçlü olmak istediği bir dönemdeyiz. İhracatçı zaten yüksek finansman maliyetleri ve uluslararası rekabet baskısıyla karşı karşıya iken bir de hak ettiği KDV iadesine ulaşmak için ilave kaynak kullanmak zorunda kaldığında, bu yük doğrudan maliyetlerine yansıyacaktır.
Bence ülkemizin KDV konusunda kapsamlı ve ölçülebilir bir reform programına ihtiyacı var. Öncelikle toplam devreden KDV stokunun güncel büyüklüğü, sektörlere dağılımı, ne kadarının iade hakkı doğuran işlemlerle bağlantılı olduğu ve ne kadarının uzun yıllardır taşındığı kamuoyuyla paylaşılmalı.
KDV iadelerinin yalnızca ortalama sonuçlanma süreleri değil, gecikme dağılımları da açıklanmalı, vergisel uyumu yüksek ve düşük riskli ihracatçılar için hızlandırılmış iade mekanizmaları daha etkin işletilmeli, doğrulanmış iade alacaklarının kamu borçlarına mahsubu ve güvenli finansman araçlarına dönüştürülmesi kolaylaştırılmalı ve devreden KDV stokunun azaltılmasına yönelik, kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini koruyan kademeli bir model geliştirilmeli.
Devreden KDV stokunun tamamının bir anda nakden ödenmesini savunmuyorum. Böyle bir yaklaşım hem hukuki hem de mali açıdan doğru olmaz. Ancak sorunu yıllarca kendi haline bırakmak da çözüm değil.
Hakan Çınar’ın yazısı



