Galatasaraylılarla dolu vagonda Fenerbahçeli bir yolcuyla ailesinin yanında maça giden küçük bir Galatasaray taraftarı arasında ilginç bir konuşma geçti. Fenerbahçeli abisi çocuğa “maç kaç kaç biter”,diye sordu, çocuğun cevabı “4-0”dı. Fenerbahçeli adam güldü, “Bu akşam üzüleceksin” dedi. Ben de bir derbi için oldukça iddialı bir tahmin diye düşündüm.
Haksız Rekabet

Maç başladı ve öyle bir ilk yarı oldu ki, takımlar soyunma odasına giderken o küçük çocuğun tahminine gitti aklım. Çocuk haklı çıkmıştı, skor belki 4 olmamıştı ama futbol olarak mutlak bir Galatasaray üstünlüğü vardı. Sarı Kırmızılılar bu sezonun değil belki son 3 sezonun en iyi derbisini oynuyordu. İlk 45 dakikada Fenerbahçe’yle kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı. Topu kontrol etti, sürekli golü düşünüp akın etti, top rakibe geçtiğinde takım olarak geri gelip alan daralttı, topu yeniden kazandı. Orta sahada Lemine ve özellikle Torreira öyle bir pas trafiği ile oynadı ki İrfan Can ile hemen arkasındaki Guendouzi ve Kante’nin başı döndü.
İsmail Kartal’ın oyun planına sadık kalan, kontrollü oyunla uzun süre Galatasaray baskısını kıran ve pozisyon vermeyen Fenerbahçe’yi felç eden isim Osimhen’di. Milli maç arası sonrası müthiş bir formla dönen Barış, ilk goldeki nefis asistiyle kilidi açan isim oldu. Osimhen de beklediği pası alınca en sevdiği bölgeden en sevdiği vuruşu yaptı.
Osimhen’e ise ayrı bir makale yazmak gerekir. Resmen ‘Haksız rekabet’ yaratıyor. Barış’ın pasındaki golü ustalık, Sanchez’in şutundaki kafa dokunuşu ise takipçiliğinin ürünüydü. Galatasaray takım olarak zaten iyiydi, bir de Osimhen faktörü devreye girince Fenerbahçe rakibine karşılık veremez duruma düştü.
Fenerbahçe ikinci yarıya daha derli toplu başladı ve net bir fırsatı da yakaladı. Ancak kaleci Uğurcan’ın Lukaku’nun şutunu karşı karşıya pozisyonda kurtarması Fenerbahçe’nin oyuna dönmesine izin vermedi. İsmail Kartal, pozisyona giremeyen, oyuna katkı yapamayan Greenwood’un yerine Kerem’i aldı. Ancak Fenerbahçe’yi oyuna sokan gol başka bir isimden geldi. İrfan Can Kahveci nefis bir rövaşata ile takımı için bir umut ışığı yaktı. İrfan Can’ın golü olası bir farkı durduran, Galatasaray’ın psikolojik üstünlüğü kıran bir goldü. Kalan zaman artık Galatasaray’a baskı, Fenerbahçe’ye fırsat sunuyordu. İsmail Kartal risk olduğunu biliyordu ama derbilerin ne olduğunu bilen, savaşçı kimlikli Mert Hakan’ı sahaya sürdü. Okan Buruk’un karşı hamleleri ise kağıt üzerinde daha güçlüydü, Leao, Sane gibi starları sahaya attı. Fenerbahçe’nin zamanı lehine çevirecek Osimhen gibi bir silahı olmayınca maçın kaderi de çizilmiş oldu.
Galatasaray bu maçtaki oyunuyla “Bu ligin patronu benim” mesajını verdi. Fenerbahçe ise sanki bir maçtan fazlasını kaybetti.


