İktidar uzun süredir siyasetsizlik girdabında kıvranıyor. 2015 yılında Çözüm Süreci’nin bitirilmesiyle başlayan süreç, 15 Temmuz darbe girişimi ve 20 Temmuz OHAL ilanıyla devam etti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçişle çubuk olabildiğine pasif rızaya doğru büküldü. İktidar, kendince önceki iktidarların ve müesses nizamın duyularıyla anlamaya, sözleriyle konuşmaya başladı.
Hasan Kılıç: İktidar Uzun Süredir Siyasetsizlik Girdabında Kıvranıyor

Benzer zaman aralığında siyaset ile iktidar arasındaki ilişkiyi belirleyen konjonktür de değişiyordu. 2015’te kurulan İslami-Ulusalcı iktidar koalisyonu, 7 Ekim ve Esad’ın düşüşüyle birlikte konjonktürel konumunu kaybetmeye başladı. Bunlara toplumsal gerilimler, iktisadi krizler, inanç eksenli kutuplaşmalar gibi iç fay hatları da eklenince değişim kapıyı çalıyor.
Siyaset ile iktidar arasında öznenin kaderini önden net olarak bildiren bir matematik yok. Siyasetsizlik bir statik form değil, dinamik eğilimler bütünü. Dolayısıyla değişime ayak uydurmak için siyasete dönmek; aktif rızayı üretmek ve küresel-bölgesel konjonktürü doğru okumak gerekir.
Bugün değişime ayak uydurma hususunda iktidarın önünde hem imkânlar hem de engeller var. Engellerin başında şu geliyor: İktidar kendi siyasi varlığıyla iktidarda kalmak arasında özdeşlik kuruyor; bu özdeşliğin gerçekleşmesi için de demokrasi ve hukuktan uzak duran siyasetsizlik eğilimlerini hep dinamik tutuyor.
Hasan Kılıç’ın yazısı




