İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkenin iç istihbarat teşkilatı Şin Bet'in başına emekli Orgeneral David Zini'yi atadı. Zini, provokatör olarak bilinen Filistin düşmanı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in ekibinden gelmektedir. İstihbarat kaynaklarına göre, Zini, göreve gelmeden önce İsrail Ulusal Güvenlik Komisyonu'na "Batı Şeria'nın ilhak edilmesi" yönünde bir rapor sunmuştur. Bu durum, diğer istihbarat teşkilatlarının panik yaşamasına neden olmuştur. Zini'nin "tüm gücünü Batı Şeria'nın ilhakı için" harcayacağı iddia edilmektedir.
David Zini'nin atanması, İsrail'in istihbarat servislerinin hükümet ideolojisine göre şekillendiği iddiasını güçlendirmektedir. Netanyahu, 5 Ekim 2025 tarihinde Zini'yi atayarak, Üst Mahkeme'nin önceki direktör hakkında verdiği kararı yok saydı. Zini, İsrail tarihindeki en radikal Siyonist komutanlardan biri olarak tanımlanmaktadır ve bu durum Askeri istihbarat (Aman) ve Dış istihbarat (Mossad) organizasyonlarında da paniğe sebep olmuştur.
Zini’nin, Batı Şeria’nın ilhakı yönünde sunduğu rapor, bölgedeki Filistin yerleşimlerinin “askeri güvenlik” gerekçesiyle tamamen İsrail kontrolüne alınmasını önermektedir. Alman istihbarat kaynakları, Zini’nin tüm gücünü bu amaçla kullanacağını belirtmiş ve ABD'nin Ortadoğu'daki politikalarının aşırı milliyetçi İsrailli isimler tarafından yönlendirildiği uyarısında bulunmuştur.
David Zini, geçmişinde Gazze'ye yönelik Dökme Kurşun Operasyonu'nda ve 2014 yılındaki Şucaiyye katliamında yer almış, bu olaylarda sivillerin ölümü ile doğrudan ilişkilendirilmiştir. Zini, 2017'de kurduğu Oz Tugayı ile aşırı sağcı Haredi milislerin orduya entegrasyonunu sağlamıştır. Zini'nin, "Tanrı’nın İsrail’ine ait topraklar bölünemez" açıklamalarıyla tanındığı ifade edilmektedir.
Zini’nin atanması, birçok sivil toplum kuruluşu tarafından "savaş suçlularının terfi ettirilmesi" olarak kınanmış ve yargı bağımsızlığı konusundaki görüşleri gerilim yaratmıştır. Zini, "askeri disiplinin sivil hukukun üstünde olması gerektiği" savını benimsemiş ve yargıyı "Batı icadı zayıflık" olarak nitelendirmiştir. Son olarak, "İsrail’i hukuk değil, inanç ve güç korur" şeklinde bir açıklama yapmıştır.




