Anadolu Ajansının (AA) "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, adalet sisteminde suça sürüklenen çocuklara (SSÇ) verilen cezaların niteliği, süresi ve caydırıcılık konusu uzmanlarca değerlendirildi.

Marmara Üniversitesi (MÜ) Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Alşahin, AA muhabirine, suça karışan çocukların iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilme kabiliyetleri tam olarak gelişmediği için birçok ülkede yetişkinlere göre daha az ceza aldığı sistemlerin bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne taraf bir ülke olduğunu aktaran Alşahin, henüz 18 yaşını doldurmamış çocukların halen öğrenme döneminde olmaları dolayısıyla suça sürüklendiklerini anlattı.

Bu kişilerin mevzuatlarda "suça sürüklenen çocuk" olarak yer aldıklarına dikkati çeken Alşahin, Türk Ceza Kanunu'nda fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocukların herhangi bir ceza sorumluluğu olmadığını belirtti. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 15 yaşını doldurmamış olan çocuklar için ise ikili bir ayrıma tabi tutulduğunu kaydetti. Prof. Dr. Alşahin, özellikle Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan cinayetlerinden sonra toplumda ciddi anlamda çocuklara yönelik yeni düzenlemelerin ihtiyacının ortaya çıktığını dile getirdi.

Ceza kanunlarının geçmişe doğru yürüyemeyeceğinden dolayı yeni kanun çıktığı andan itibaren işlenecek suçlar için düzenlemenin geçerli olacağını belirten Alşahin, Mecliste yapılan görüşmelere baktığımızda 15-18 yaş aralığındaki çocuklara ilişkin yapılması düşünülen değişikliklerin 18 yıldan 24 yıla olan cezayı 18 yıldan 27 yıla çıkarma yönünde olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Alşahin, ailelerin de suça etki etmişse veya çocuğun işlediği suç herhangi bir gözetim yükümlülüğünün eksikliğinden kaynaklanmışsa onlar hakkında da çeşitli yaptırımların uygulanmasının düşünüldüğünü söyledi. Cezaları artırmanın çözüm olmadığını vurgulayan Alşahin, önemli olan hususun bu çocukların suç işleyip cezaevine girdikten sonra orada ıslah olabilmeleri ve topluma tekrar kazandırılmaları gerektiğini belirtti.

Son dönemlerde kendilerine çizgi film karakterlerinden bazı isimler koyan ve 18 yaşından küçük çocukları suça alet eden çete ve suç örgütlerini değerlendiren Prof. Dr. Alşahin, çocukların çoğunun çizgi filmlerle büyüdüğünü ifade etti. Çocukların suç örgütleri tarafından yönlendirildiğini, sosyal medyanın bu konuda etkili olduğunu belirtti.

İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Koca, suçta çocukların eğitimlerine ve aile durumlarına bakılması gerektiğini söyleyerek, çocuk suçluluğundan toplumun da sorumlu olduğunu ifade etti. Zorunlu ceza indiriminin suç örgütleri bakımından çocukları daha kullanılabilir hale getirdiğini belirten İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi Doç. Dr. Elif Ergüne, çocukların sosyal medyaya erişimi bakımından bir sınır getirilmesinin önleyici olabileceğini dile getirdi.