İki şairin kafa kafaya verip bir roman yazdığı ve gazetede tefrika edildiği görülmüş bir şeydir. Melih Cevdet Anday ile Arif Damar’ın ortak romanı Yağmurlu Sokak, buna en güzel örnektir.
İki Şair, Bir Roman

Maltepe Kitap Fuarı’nda Şeref Bilsel, C. Hakkı Zariç ve Emrullah Alp, tavuk dönerin ardından, çayını yudumlarken geçmiştir bu romanın konusu. O günden kalma bir kaçınılmazlıkla bu roman bulunmuş, okunmuş ve ‘el mecbur‘ hakkında yazılmak üzere Misi Yazıevi’nde masaya oturulmuştur.
Baştan söyleyelim ki her iki şairimizin de külliyatında sayılmaktadır Yağmurlu Sokak.
1959’da Tercüman gazetesinde tefrika edilen roman, Murat Tek müstearıyla yayınlanmıştır.
Neden iki şair adına yayınlanmadığını düşündüğümde aklıma 1951 TKP tevkifatı geldi. Malum nedenlerle devlet Arif Damar’ın yazmasını, yayınlamasını, hayata tutunmasını istememiştir, bu nedenle de ikili kafa kafaya verip roman yazmış ve Murat Tek müstearıyla yayımlamıştır diye düşündüm. Murat Tek zamanla Melih Cevdet’in müstear adlarından biri oldu ama ilkinde Arif Damar da buna bir şey demedi, yazmaya bakıp gelecek telifle hayatta kalmaya çalıştılar, diye çevirdim aklımda.
Roman kahramanı genç adam (Fuat) görev aşkıyla yanıp tutuşarak Ankara’daki annesi ve sevdiği kadını (Güler) bırakıp Kars’a gider. Roman da ‘Kars 1946’ başlıklı bir şiirle açılıyor. Edebiyat meraklısı adam yani Fuat, sevgilisini ikna ediyor Kars’a doğru yola çıkmadan önce: “ (…) düşün Güler. Aşkımız o zaman daha güzel olacak. Ankara’dan Kars’a kadar uzanan bir aşk. Gökler gibi bir şey. Birbirimizden ayrı kalacağız. Birbirimizi düşüneceğiz, üzüleceğiz. Istırap çekeceğiz. Istırapla yüklü olmayan bir aşkın tadı olur mu? Büyük aşklar hep böyle olmamış mı?”
Fuat için ne diyelim, dizi izliyor olsam kesin oralarda bir yerde Fuat’a benzer bir karakter vardır. Güler’i düşünüp özlemle içi kavrulurken, kaleme sarılıp mektup yazacak ve sanki tüm bunlar olmamış gibi akşama doğru da Necla’ya esir edecektir kendini.
Gitmesek de görmesek de Kars
Yağmurlu Sokak’ta okuduklarıma dayanarak ikilinin o döneme kadar Kars macerasının olmadığını, duydukları ve okudukları üzerinden Kars’ta gündelik hayatı, ilişkileri, akşam oturmalarını vs. yazdıklarına neredeyse eminim. Bir dekor olarak yer alıyor romanda Kars, zaten gazetede tefrika edildiği için kahraman ne kadar uzağa gitse, okur o kadar merak edip takibine alıyor hikâyenin devamını.
Kars iyi bir neden. Yağmurlu Sokak cüretkâr bir roman aynı zamanda. Sevişmenin ilk adımını atan roman kahramanı adamın geride bıraktığı sevgilisine, değerlerine ve zamana yabancılaşmasını okuyoruz. E tabii soğuk, kar, Kars bir dekor olarak yer alıyor sayfalar boyu.
Arif Damar.
Artık İnsanOkur sayfalarında bulunabilen Radikal Kitap Eki’nde Ece Arar Emener’in Arif Damar’la yaptığı söyleşiden birkaç cümle bırakalım buraya, “Yağmurlu Sokak nasıl doğdu”? sorusuna yanıt veriyor evvel Barikat olan Damar:
“O yıllarda ben sakıncalı TKP sanıklarındandım. 1952’de beraat etmiş olmama rağmen iş bulmakta güçlük çekiyordum. Kırk kişiydik ve siyasi polisin gözü hep üzerimizdeydi. Ne olursa olsun hemen bizi çağırıp sorguluyorlardı. Kısacası işsizdim. O yıllarda Melih Cevdet de Yaşar Hanım’la evliydi ve Bahariye’de oturuyordu. Bana sürekli roman yazmam konusunda baskı yapıyordu. Ama o güne kadar hiç roman yazmadığım için çekiniyordum ve bir türlü yazıp yazmayaya karar veremiyordum. Bir akşam Melih Cevdet’in evine gitmiştik. Yine bana roman yazmam konusunda ısrar etti ve yazı makinesini önüme getirip ‘Hadi başla’ dedi. Üç sayfa yazdım. Okudu ve ‘Tamam çok güzel olmuş, devam et’ dedi. Yağmurlu Sokak’ı yazmaya öyle başladım.”
Bir romanın tefrikası
Romandan 2 bin lira para kazanırlar ve Murat Tek olarak Melih Cevdet parayı kuruşu kuruşuna paylaştırır aralarında. Yazarak geçinmek diye bir şey varmış geçen zamanda.
Melih Cevdet Anday.
Semih Tuğrul yazı işleri müdürüdür Tercüman’ın ve ilk aşamada fıkra yazmasını ister Melih Cevdet’ten. Melih bey yazar, çok yönlüdür Melih bey. Sonra bir gün “Romanımız bitmek üzere, bize bir roman yazar mısın?” diye sorar Semih bey.
Şair olmak başka, gazeteye fıkra yazmak başka, roman yazmak başka şey. Melih Cevdet bu öneriyi kabul etse de nasıl yazacağını bilmemekte, içten içe çekinmektedir. Soluğu Orhan Kemal’in yanında alır. “Sen Akşam gazetesinde takma adla küçük hikâyeler yazardın, onlardan biriyle başla, sonu gelir” diye cesaret verir; Melih Cevdet de ustanın dediği gibi yapar.
Arif Damar’ın anlattığı üzere kafa kafaya verip yazmaya koyulurlar. Gazetedeki tefrika bugünkü diziler gibidir, okura ‘Gel gel’ yapar, gazetenin tirajını artırır, en heyecanlı yerde kesilen hikâye bir sonraki güne okuma hevesi bırakır. İşin içinde erotizm de olunca… Öyle yan yana gelip yazmamışlar efendim, biri bir yere kadar getirip bırakmış, öteki devam etmiş vs…
Şair ve yazarlar için bir geçinme biçimidir tefrikalar, ciddiye almazlar genellikle, bu nedenle müstear adlar kullanırlar ki yazdıklarına halel gelmesin diye. Yağmurlu Sokak’ın tefrikası da 100 gün kadar sürer ve geçim için iyi bir olanaktır gelecek telif.
Yağmurlu Sokak, Everest Yayınları baskısı.
Bende kalan Yağmurlu Sokak
Eyüp Tosun’a sordum, uzun uzun yazıştık, bana belgeler, yazılar, söyleşiler, gazete küpürleri gönderdi. Uzun zaman önce yazmam gerekiyordu bu yazıyı ama telefonumda bir saçmalık oldu, Eyüp’ün gönderdiği belgelere ulaşamaz oldum. Eyüp’e yazıp aynı belgeleri tekrar istemek de en hafif anlamıyla mahcubiyet gerektirirdi… Melih Cevdet üzerine bir hayli araştırma yaptı Eyüp, Sevdagül Kasap’la birlikte Müstear Zamanlar 1 kitabını yayına hazırladı. O zamanların 2’si nerde kaldı merak ediyor insan.
Sevengül’ü de (Sönmez) aradım. O da Melih Cevdet üzerine çalışmıştı. Akan Zaman Duran Zaman üzerine konuştuk, Yağmurlu Sokak üzerine Sevengül de bildiklerini anlattı. Öyle bir harman oldu yazı.
1991’de sadece Melih Cevdet’in imzasıyla Simavi Yayınları’ndan çıkmış Yağmurlu Sokak.
Yağmurlu Sokak, Simavi Yayınları, Melih Cevdet imzasıyla.
Kasım 2001’de de Donkişot Yayınları çift imzayla yayımlamış romanı. Melih Cevdet Anday ve Arif Damar’ın imzası yer alıyor kapakta. İkisinin de özgeçmişi kısaca veriliyor hemen girişte. Everest Yayınları da 2005’te yayınladı Yağmurlu Sokak’ı.
Yağmurlu Sokak, Donkişot Yayınları baskısı.
Roman ve yazım aşamaları hakkında yazılanlar da var, ben bulamadım ama Arif Damar verdiği söyleşide Selim İleri’nin iyi bir yazı yazdığını söylüyor. Refik Durbaş da bir yazı yazmış ama o daha ziyade Melih Cevdet odaklı. Metin Celal de Müstear Zamanlar 1 kitabından bahsederken değinmiş konuya. Sennur Sezer de bir yazı yazmış, ama o da arada Eyüp’ten gelen belgeler arasında kaynadı gitti.
Her şeyden önce iki şairin yan yana gelmeden ve bence en azından romanı yazdığı sırada Kars’ta olmadığı halde Kars’ta geçen bir kurguyu beslemesi dikkate değer. Roman yazma cesareti için bir şey diyemem ama tefrika edilmesi ve nihayet bir kitap olarak iki şairin imzasıyla okunabilecek uzaklıkta olması heyecan verici.
Romanın başındaki ‘Kars 1946‘ şiirinin sonuyla bitirelim yazıyı. Şair bu, sunuyu da sona yazmış:
Sunu
Biz ki Arif Barikat’tık zaman-ı evalideBakındık sadece




