GZT
Haber akışına dön

İklim Uzmanından Korkutan Çifte Felaket Uyarısı! Şehirler Aynı Anda İki Büyük Tehditle Vurulacak

İklim Uzmanından Korkutan Çifte Felaket Uyarısı! Şehirler Aynı Anda İki Büyük Tehditle Vurulacak

İklim koşullarındaki değişim, Türkiye’nin farklı bölgelerinde su yönetimini daha önemli hale getiriyor. İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, özellikle Ege Bölgesi’nde etkisini gösteren kuraklık baskısına dikkati çekerek şehirlerin hem su kıtlığına hem de ani yağışların yol açabileceği taşkınlara karşı hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Ege Bölgesi’nde kuraklık baskısı sürüyor

Akdeniz havzasında görülen kuraklaşma eğiliminin Ege Bölgesi’ni de etkilediğini belirten Tağıl, yağışların beklenen seviyelerin altında kalmasının toprak nemini düşürdüğünü, tarımsal faaliyetleri zorlaştırdığını ve yer altı suyu kaynaklarının üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.

Kuraklığın bölgenin tamamında aynı ölçüde hissedilmediğini vurgulayan Tağıl, Kuzey Ege’de uzun süredir devam eden su sıkıntısının öne çıktığını kaydetti. Kıyı bölgeleriyle iç kesimler arasında yağış miktarı ve su kaynaklarının durumu bakımından farklılıklar bulunduğuna işaret eden Tağıl, yağışlı geçmesi beklenen bir mevsimin tek başına su kaynaklarını eski seviyesine döndürmeye yetmeyeceğini belirtti.

Yağışın miktarı kadar toprağa ulaşması da önemli

Mevsimlik yağışların normalin üzerinde gerçekleşmesinin kuraklığın sona ereceği anlamına gelmediğini dile getiren Tağıl, suyun ne zaman ve hangi yoğunlukta düştüğünün, ne kadarının toprağa sızabildiğinin belirleyici olduğunu söyledi. Özellikle yer altı suyu rezervlerinin yeniden dolmasının zaman aldığını belirten Tağıl, kurak dönemlerde yoğun kullanılan kaynakların toparlanmasının daha da uzun sürebildiğini aktardı.

Tağıl, su kaynaklarının korunması için yağmur suyunun toplanmasının yaygınlaştırılması, şebekelerdeki kayıpların azaltılması ve arıtılmış suyun yeniden kullanılması gerektiğini ifade etti. Tarımsal sulama ile yer altı suyu tüketiminin de havzaların mevcut su kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurguladı.

Şiddetli yağış, kuraklığın sona erdiğini göstermiyor

İklim değişikliğiyle ilgili değerlendirmelerde yalnızca toplam yağış miktarına odaklanılmaması gerektiğini belirten Tağıl, yağışın zamanı, şiddeti ve bölgelere dağılımının da dikkate alınması gerektiğini söyledi. Uzun süre yağış almayan toprağın kısa sürede yoğun suyla karşılaşması durumunda, suyun tamamının toprağa geçemeyebileceğini ve yüzey akışının artarak sel tehlikesini büyütebileceğini kaydetti.

Kentlerdeki beton ve asfalt kaplı alanların suyun toprağa ulaşmasını zorlaştırarak riski artırabildiğine dikkati çeken Tağıl, tek bir şiddetli yağış olayının doğrudan iklim değişikliğine bağlanamayacağını da hatırlattı. Yoğun yağışın yaşanması, su kaynaklarının yeterince beslendiğini veya kuraklığın sona erdiğini göstermiyor.

Yağmur suyu toplanmalı, su kayıpları azaltılmalı

Şehirlerin su yönetimi politikalarını hem kuraklık hem de sel ihtimalini göz önünde bulundurarak oluşturması gerektiğini belirten Tağıl, yağmur suyunun hızla uzaklaştırılması gereken bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Uygun alanlarda suyun toprağa sızmasının sağlanması, binaların çatılarına düşen yağmurun toplanıp depolanması ve içme suyu şebekelerindeki kayıpların önlenmesi, bu süreçte öne çıkan tedbirler arasında yer alıyor.

Tağıl, kentlerin iki farklı iklim riskine aynı anda hazırlanması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Kentleri artık yalnızca kuraklığa ya da yalnızca sele karşı değil, her iki riske birden hazırlamalıyız. Yağmur suyunu hızla uzaklaştırılması gereken bir sorun olarak görmek yerine, uygun alanlarda toprağa sızmasını sağlamalı, çatı sularını toplayıp depolamalı ve şebeke kayıplarını azaltmalıyız. Çünkü mesele yalnızca ne kadar yağmur yağdığı değil, düşen suyu ne ölçüde tutabildiğimiz ve ihtiyaç duyduğumuz döneme aktarabildiğimizdir."

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
gzt.com