Evrensel
Haber akışına dön

İliç Maden Katliamı Davasında 9'uncu Duruşma: ‘Bir Katliamın Sorumlusu 5 Yıldızlı Oteli İkamet Gösteriyor’

İliç Maden Katliamı Davasında 9'uncu Duruşma: ‘Bir Katliamın Sorumlusu 5 Yıldızlı Oteli İkamet Gösteriyor’

Erzincan- Erzincan İliç’te SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığındaki Anagold’a ait Çöpler Altın Madeninde 13 Ocak 2024 tarihinde 9 işçinin toprak altında kalarak yaşamını yitirdiği ve büyük bir çevre felaketine neden olan heyelana ilişkin davanın 9'uncu duruşması Erzincan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlandı.

Duruşmaya DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek, Dersim Baro Başkanı Dilan Torun, Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, DEM Parti Ekoloji Eş Sözcüsü Melis Tantan, TMMOB temsilcileri, EGEÇEP, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Erzincan Şubesi yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katılarak destek verdi.

Gazetemiz Evrensel’in, 7'inci duruşmada bilirkişi heyeti üyesi Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin maden şirketiyle ticari ilişkisi olduğunu belgelemesi ve yine heyette yer alan Prof. Dr. Okay Altun’un şaibeli durumu üzerine yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına karar verilmişti. Ancak mahkeme, tamamen yeni bir heyet oluşturmak yerine sadece bu iki ismin değiştirilmesine hükmetti. 9'uncu duruşma da bilirkişi heyetinin tamamen yeni isimlerden oluşması gerektiği tartışmalarıyla başladı.

‘Kusur tespitini bilirkişiye yaptırma hastalığından vazgeçilmeli’

Duruşmada ilk sözü alan Yıldız ailesi avukatı Altay Taşçı, bilirkişi oluşturma şartlarına itiraz ederek mahkemenin kusur tespiti yöntemini eleştirdi. Taşçı, teknik konularda kusur tespitinin bilirkişilere bırakılmasının dosyayı çıkmaza sürüklediğini belirterek şunları söyledi:

“Savcılık aşamasında kusur tespiti istediğiniz zaman, bunun dışarıdan müdahaleye ne kadar açık hale geldiğini gördük. Örneğin, ÇED olumlu raporunu veren kamu görevlilerinin sorumlu olduğu belirtildi, ancak savcı doğrudan kusur tespiti yapmadığı için o rapor bilimsel kabul edilemedi. Aynı argümanı başka bir heyete açıklattırarak tam tersi bir rapor getirildi ve dosya tamamen çığırından çıkarıldı. Sayın Başkan, kusur tespitini bilirkişilere yaptırma hastalığından vazgeçmeliyiz. Kimin hangi alanda yönetici olduğu, iş güvenliği önlemleri ve çevre katliamı konusunda kimin sorumluluk sahibi olduğu unvanlarla belirlenmelidir. Bu nedenle, heyetin tamamen yenilenmesi yönünde net bir talebimiz var.”

Sabit ikametgahı olmayan sanığa 5 yıldızlı otelde ev hapsi

Yıldız ailesi avukatlarından Ümit Altaş ise 8'inci duruşmada ev hapsi kararıyla tahliye edilen SSR Mining Türkiye Operasyonlarından Sorumlu Başkan Yardımcısı Iain Ronald Guille ve Kıdemli Geoteknik Mühendisi Ali Rıza Kalender’in durumuna dikkat çekti. Altaş, sanıkların itiraz üzerine tekrar tutuklanıp sonra yeniden tahliye edildiklerini yeni öğrendiklerini belirterek duruma tepki gösterdi:

“Bu kişi neyle suçlanıyor? Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının ölümüne sebebiyet vermekten. Peki nerede kalıyor? Beş yıldızlı otelde. Ev hapsi verdiğiniz kişiyi beş yıldızlı otelde tutuyorsunuz. Sınırı nasıl belirliyorsunuz? Havuza gidebiliyor mu? Açık büfe kahvaltısını yapabiliyor mu? Sabit ikametgahı olmayan bu kişi, özel bir hastaneden tek bir profesörün imzasıyla ‘Seyahat etmesi sakıncalıdır’ raporu alabiliyor. Biz sıradan bir rapor için aylarca uğraşırken, 9 işçinin ölümünden sorumlu sanığa bu ayrıcalık nasıl tanınıyor? Biraz adalet, biraz eşitlik istiyoruz. Anagold’dan gelen müzekkerelerde imza bile, kaşe bile yok. Erzincan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi Anagold’dan büyüktür. Gerekirse ambulans parasını biz verelim ama o sanıklar buraya getirilsin.”

Altaş ayrıca, sanıklara yalnızca “çevreyi taksirle kirletmekten” para cezası verilmesine de tepki göstererek, 2022’deki siyanür borusu patlamasını ve o dönem yapılan “Çökecek, insanlar ölecek” uyarılarını hatırlattı. Kapasite artışıyla fazla üretim hırsının katliamı getirdiğini vurguladı.

‘Suçlular nerede? adalet istiyoruz’

Avukat beyanlarının ardından söz alan, yaşamını yitiren işçilerden Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız mahkeme heyetine seslenerek, “Adalete güvenmek istiyorum ama sizin adalet anlayışınız bu mu? Suçlular nerede? Suçluları buraya getirmek sizin göreviniz. Adalet istiyorum, o suçluları bu salonda görmek istiyorum” dedi.

‘Esas yöneticileri ve kamu görevlilerini gizliyorlar’

Duruşma öncesi adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan davanın avukatlarından Akçay Taşçı, şirketin esas sorumlularının mahkeme salonundan kaçırıldığını vurguladı:

“9 duruşmadır çatlaklar ortaya çıktığı, şirketin kendi dış denetim firması ‘burası çöktü çökecek’ raporları sunduğu halde, üretimi kimin zorlayarak devam ettirdiğini bulmaya çalışıyoruz. Mahkeme heyetine feryat etmemize rağmen, şirketin tek bir esas yöneticisini, izinleri ve ruhsatları veren tek bir kamu yöneticisini bu salona getiremedik. İliç, Türkiye tarihinin en büyük işçi ve çevre katliamlarından biridir. Bu haklılığımızı sadece salonlarda değil, kamuoyu desteğiyle, sokaklarda haykırarak kabul ettireceğiz.”

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ise katliamın göz göre göre geldiğini belirterek, “Bu sadece Yıldız ailesinin değil, tüm Türkiye’nin davasıdır. 9 canımız katledildi, aylar sonra liç altından çıkarıldı. Bugün İliç, geçici izinlerle çalışmaya devam ediyor. Bakanlar, kamu sorumluları yargılanmıyor, dosyaya dahil edilmiyor. Siyasal iktidarın yargı üzerindeki vesayetini reddediyor, havamızı, suyumuzu, geleceğimizi korumaya devam edeceğiz” dedi.

‘Bu, sermaye ve iktidarın ortak işlediği bir cinayettir’

EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, İliç katliamının münferit olmadığını, Soma ve Hendek gibi göz göre göre geldiğini ifade ederek, “Buradaki madenin çıkarılmasına izin veren bakanlar, valiler, kaymakamlar bellidir. Bu cinayet, en tepeden en aşağıya kadar ortak işlenmiş bir cinayettir. Halkı soyanlar, yolsuzluk yapanlar korunuyor; adalet arayanlar yargılanıyor. Adalet ancak işçilerin ve emekçilerin birleşik mücadelesiyle gelecektir” şeklinde konuştu.

TKH Genel Başkanı Aysel Tekerek, sermaye düzeninin işçi canına verdiği değersizliğin altını çizerek, “Artık Türkiye’de işçiler tekil değil, tabur tabur, bölük bölük ölüyor. Bunun nedeni AKP’nin sermaye sınıfına açtığı sonsuz kredidir. Gerçek sorumlular, patronlar ve siyasi iktidar yargılanmadığı sürece bu dava bizim için kapanmayacaktır. İki elimiz bu katliamcıların yakasında olacak” dedi.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise “Türkiye’nin onurunu, zenginliklerini uluslararası şirketlere peşkeş çekiyorlar. Bize posasını bırakıp, çocuklarımızın canını alıyorlar. Gerçek vatanseverlik bu ülkenin taşına, toprağına, işçisine sahip çıkmaktır” ifadelerini kullandı.

Baba Yıldız’dan Binali Yıldırım’a: Bir kere bile kapımızı açmadın

Açıklamada son sözü alan Uğur Yıldız’ın babası Ali Ekber Yıldız, eski Başbakan Binali Yıldırım’a tepki gösterdi:

“Ben 53 gün liç yığınının altında oğlumu ararken, ağlarken o Erzincanlı olduğunu söyleyen Başbakan’ın bir kere yüzünü görmedim. Bir kere gelip bizi teselli etmedi. Ama Avrupa’ya gidip gözyaşı döküyor. Sen İliç’te ölenler için, Soma’da ölenler için hiç ağladın mı? Erzincanlıyım diyorsun, bir kere kapımızı açmadın. O ağlamaların hepsi yalan. Bu halk artık uyansın.”

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...

Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...

Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

App Store'dan İndir

Google Play'den İndir

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
evrensel.net