Bir bebeğin annesi odadan çıktığında ağlaması, iki yaşındaki çocuğun her şeye itiraz etmesi, yemek saatlerinin mücadeleye dönüşmesi ya da geceleri anne-babasından ayrılmak istememesi... Pek çok aile için gündelik hayatın sıradan zorlukları olan bu davranışların arkasında, çocuğun henüz kelimelerle anlatamadığı duygusal bir dünya bulunuyor. Gelişim psikoloğu Sinem Özen Canbolat, Hayykitap etiketiyle yayımlanan yeni kitabı Beni Büyüten Çocukta, çocukların davranışları kadar bu davranışların anne-babalarda uyandırdığı duyguları da ele alıyor.
İlk Üç Yılda Neler Oluyor? Rehber Niteliğindeki Kitap

Çocukların ilk üç yılında yaşadıkları, yalnızca gelişimlerini değil, gelecekte kuracakları ilişkileri de etkiliyor. Gelişim psikoloğu Sinem Özen Canbolat, yeni kitabı Beni Büyüten Çocuk ile anne-babaların çoğu zaman fark etmediği bir gerçeğe dikkat çekiyor: Çocuk büyürken ebeveynin kendi çocukluğu da yeniden canlanıyor. İlk korkulardan ayrılık kaygısına, öfke nöbetlerinden sınır koymaya kadar pek çok konuya farklı bir pencere açan kitap, kusursuz ebeveynlik anlayışını da sorguluyor.
BEBEĞİN İLK 'HAYIR'I BEDENİNDE
Kitabın dikkat çekici bölümlerinden biri, çocukların sınır koymayı nasıl öğrendiğine ayrılıyor. Canbolat'a göre bir çocuğun 'hayır' demesi yalnızca konuşmaya başlamasıyla ortaya çıkmıyor. Henüz üç-dört aylık bir bebek bile başını çevirdiğinde, bakışlarını kaçırdığında ya da bedenini geri çektiğinde kendisine sunulan temasın yeterli olduğunu anlatabiliyor. Yetişkinlerin çoğu zaman fark etmediği bu işaretler, bebeğin kendi sınırlarını oluşturmaya başlamasının ilk adımları arasında yer alıyor. Bu nedenle çocuğa sınır koymayı öğretmek kadar onun verdiği bedensel sinyalleri anlamak da önem taşıyor.
ÖFKEYLE BAŞ ETMEK MÜMKÜN MÜ?
Özellikle bir buçuk-iki yaş döneminde belirginleşen itirazlar, aileler açısından en yorucu deneyimlerden birine dönüşebiliyor. Oysa çocuk bu dönemde yalnızca anne-babasına karşı çıkmıyor; kendi isteklerinin ve iradesinin farkına varmaya başlıyor. Kitapta öfke nöbetleri, ağlama krizleri ve sınır koyma meselesi bu açıdan değerlendiriliyor. Canbolat, çocuğun her istediğinin yapılmasıyla duygularının kabul edilmesinin aynı anlama gelmediğini vurguluyor. Çocuğun öfkesine alan açarken yetişkinin kararlı ve güven veren tutumunu koruması, sağlıklı sınırların oluşmasında belirleyici rol oynuyor.
ÇOCUKLAR EYLEMİ OKUYOR
Kitapta üzerinde durulan bir başka konu da anne-babaların söyledikleriyle yaptıkları arasındaki fark. Çocuğa uzun uzun açıklama yapmak, her kararı ona kabul ettirmeye çalışmak ya da koyulan sınırdan sürekli geri adım atmak, yetişkinin kararlılığını belirsizleştirebiliyor. Canbolat'a göre çocuklar yalnızca duydukları kelimelerden değil, yetişkinlerin davranışlarından da öğreniyor. Bu nedenle sınır koyarken sertleşmek yerine şefkatli, ancak tutarlı davranmak önem kazanıyor.
ANNE-BABANIN ÇOCUKLUĞU DA UYANIYOR
Beni Büyüten Çocuk yalnızca bebeklerin ve küçük çocukların gelişimini anlatan bir rehber değil. Kitap, yetişkinlerin kendi çocukluk deneyimlerinin ebeveynlik sırasında nasıl yeniden ortaya çıktığını da sorguluyor. Çocuğun ağlamasına tahammül edememek, ayrılık anlarında yoğun kaygı yaşamak, öfkeyle tepki vermek ya da sürekli yetersizlik hissetmek, kimi zaman yetişkinin geçmişinden taşıdığı duygularla da bağlantılı olabiliyor. Canbolat, ebeveynliği yalnızca çocuğu yetiştirme sorumluluğu olarak değil, insanın kendi geçmişiyle karşılaşabileceği bir değişim süreci olarak ele alıyor.




