Karar
Haber akışına dön

İnce Memed Niçin ‘Oryantalist Bir Roman’?

İnce Memed Niçin ‘Oryantalist Bir Roman’?

Taner abinin KARAR’daki ‘Livaneli, Refik Halid’den daha iyi mi edebiyatçı?’ ve ‘Edebiyatın tabuları ve putları’ başlıklı yazılarına gelen eleştirileri ilgiyle okuyorum son iki haftadır. Atağa katılmayacaktım fakat top benim kanata gelince koşmak zorunda hissettim.

Okurların bir kısmı Livaneli’ye olan hayranlıklarını yazıp dururken önemli bir kısmı da ‘İnce Memed’in niçin ‘oryantalist’ bir roman olduğunu anlayamadıklarını ifade etmiş. Birkaç gün önce Metin Celal de yazdı üzerine; eleştirilerin yeni olmadığını hatırlattı. Taner Ay’a ve romanı yıllar önce bir televizyon programında ‘etnolojik oryantalizm’ olarak niteleyen, Yaşar Kemal’e yönelik eleştirileri sosyal medyada şu sıralar sıkça paylaşılır olan Hilmi Yavuz’a katılamayacağını söyledi.

Peki ‘İnce Memed’ niçin oryantalist bir roman olsun? Üzerinde duralım. Daha romanın ilk sayfalarında köy [Dikenlidüzü] dünyanın dışında, kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünya olarak tanımlanıyor. Anlatıcı daha en başta köyü dünyanın dışında bir yere yerleştiriyor. Gabriel García Márquez de ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ta Macondo’yu dünyanın dışında tutuyordu. Fakat Macondu romanın sonuna kadar düşselliğini ve özgünlüğünü korurken, her anlamda özgünlüğünü korurken dış dünyayla gerilimli bir ilişkiye de girip ona teslim oluyordu hatırlarsanız.

Benim ‘İnce Memed’de gördüğüm problem tastamam burada gömülü işte. Mekânın kendine özgünlüğünün vurgulanmasına rağmen, siyasi ve ekonomik ilişkilerin Batı’nın bakış açısından açıklanmasında.

Daha berrak ifade edelim: Yaşar Kemal devletin yerel iktidarla ilişkisini göz ardı ederek ağa karakterini Avrupa feodalitesindeki senyöre benzeyen bağımsız bir iktidar odağı olarak kurguluyor. Bir yandan manzara ve coğrafya Anadolu’nun akıl dışı, gizemli ve kendine özgün bir yer olduğu izlenimini yaratırken, Anadolu görünüşte Avrupa’dan bütünüyle farklı ve egzotik bir dünyayken öte yandan politik-ekonomik ilişkiler orta çağ Avrupası’nı ve Feodalizmi andırıyor. Bu dünyanın temel çatışması, toprak sahibi ile köylü arasındaki mücadele üzerinden anlamlandırılarak bu modelin içinden bir kurtuluş hikâyesi üretiliyor. Anadolu’nun toplumsal ilişkileri Avrupa tarihinden referans alınarak açıklanıyor özetle. Böylece Anadolu, kendi tarihsel kurumlarıyla açıklanan bir toplum olmaktan ziyade, önceden belirlenmiş bir toplumsal çatışmanın destansı sahnesine dönüşüyor.

Bana göre romanın kusuru ve oryantalist oluş sebebi bu: Anadolu’yu Avrupa tarihinin kavramlarıyla yeniden inşa etmiş olmasında. Avrupa-merkezci bir tarih ve toplum okumasına teslim oluş, Doğu’yu Batı’nın ürettiği bilgi kategorileriyle tanımlamak ve bu kategorilerin evrensel geçerliliğini varsaymak düpedüz oryantalizm değil midir?

Aslında oryantalist oluşu bir kenarda, roman olarak da kötüdür ‘İnce Memed’. Edebi değeri çok da yüksek değildir. Acemilik kokar her yanında. Şematiktir. Zirveleri ve uçurumlarıyla, ‘drama düşmüş birey’ yok ‘İnce Memed’de. İyiler ve kötüler, haklılar ve haksızlar var: Siyah ya da beyaz bir dünya. ‘İnce Memed’in ısrarla ‘Tutunamayanlar’ın ve ‘Huzur’un bile önünde görülüp, ‘en iyi Türk romanı’ diye adlandırılmasına bakmayın.

Yadırgıyorsanız yazdıklarımı size daha ilginç bir şeyi hatırlatmak istiyorum; gazete arşivlerinden. Yaşar Kemal de beğenmezmiş kendisine şöhreti getiren başyapıtını: “Ben İnce Memed’i sevmem aslında, roman olarak çok beğenmem. Bu nedenle, onu müstear bir isimle yayımlamak istemiştim. Çünkü benim için edebi değeri çok fazla değildi” demişti yıllar sonra verdiği bir röportajda. Edebi değeri bir kenara, üstelik eşkıyadan bir devrimci çıkamayacağını anlayacak kadar da olgunlaşmıştı: “Eşkıyalık geleneğinden politik savaş sonucu almaya yönelenler var. Türkiye’de ve bütün dünyada bu salgın haline geldi. Ben bu salgından pratik bir sonuç çıkacağına inanmadım, sanmıyorum.” İyi ama Kemal Tahir de tam bu nedenle, orta sınıf yarı aydınları arasında ‘İnce Memed’in çekici etkisiyle yayılan bu yanlışı düzeltmek için yazmamış mıydı ‘Rahmet Yolları Kesti’ romanını?

Siz yine de okuyun ‘İnce Memed’i. Taner Ay haklı; Yaşar Kemal kötü bir romancı değil. İyi bir anlatıcı. Okuyun fakat Fransızların dediği gibi “İ’lerin noktalarını koymayı” unutmadan. Sonra Kemal Tahir’in ‘İnce Memed’e karşılık yazdığı söylenegelen ‘Rahmet Yolları Kesti’ romanını da okuyun. Görülecektir ki orada anlatılan Anadolu kendine özgü ilişkileri olan daha sahici daha gerçekçi bir Anadolu’dur. Orada anlatılan eşkıya daha gerçek bir eşkıya.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
karar.com