Cumhuriyet
Haber akışına dön

İncekum'da Doğa Mücadelesi Kazandı: Çed Kararı İptal!

İncekum'da Doğa Mücadelesi Kazandı: Çed Kararı İptal!

Muğla’nın Marmaris ilçesindeki İncekum Koyu’nda yapılması planlanan turizm projesine yargı engeli geldi. Cumhuriyet’in daha önce denize giren çocukların hastanelik olması, altyapı sorunları ve yapılaşma baskısıyla gündeme taşıdığı bölgede, mahkeme keşfi doğal tahribatı da belgeledi. Projeye verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı, Muğla 4. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Çamlı Mahallesi’ndeki İncekum Koyu’nda yapılması planlanan 'Çadırlı Konaklama Alanı ve Günübirlik Alan Projesi'ne ilişkin önemli bir yargı kararı verildi. Muğla 4. İdare Mahkemesi, Cleo Turizm Marina Yat İşletmeciliği ve İnşaat Sanayi Ticaret AŞ tarafından 17,25 hektarlık alanda hayata geçirilmesi planlanan projeye verilen 20 Haziran 2025 tarihli “ÇED Gerekli Değildir” kararını iptal etti.

Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan, çevre örgütleri ve yurttaşların müdahil olduğu davada mahkeme, bilirkişi raporları doğrultusunda projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğine, kıyı mevzuatına aykırılıklar bulunduğuna ve doğal yaşamın zarar görebileceğine hükmetti. 21 Eylül 2026 tarihinde oybirliğiyle verilen kararda, ÇED işleminin mevzuata, hukuka ve kamu yararına uygun olmadığı belirtildi.

CUMHURİYET GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Cumhuriyet, 8 Temmuz 2026 tarihli “Doğa talanı tartışılırken bu kez sağlık alarmı: Denizden çıkan çocuklar acile koştu” başlıklı haberinde, İncekum Plajı'nda denize girdikten sonra kusma ve yüksek ateş şikâyetleriyle hastanelere başvuran çocuklara ilişkin iddiaları gündeme taşımıştı.

Haberde, Muğla Tabip Odası Başkanı Çetin Erdolu denetim ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki eksikliklere dikkat çekerken, Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği’nden Neşe Yüzak, bölgedeki yapılaşma baskısını, altyapı sorunlarını ve projeye karşı başlatılan hukuki mücadeleyi anlatmıştı. Mahkemenin ÇED kararını iptal etmesiyle İncekum’daki çevresel sorunlar ve turizm projesine yönelik itirazlar yeniden gündeme geldi.

“AĞAÇ KESİLMEYECEK” DENİLDİ, BİTKİ ÖRTÜSÜ KALDIRILDI

Mahkeme kararında en dikkat çekici tespitlerden biri, proje dosyasında verilen taahhütlerle sahadaki uygulamalar arasındaki farklılık oldu. Şirket, proje kapsamında ağaç kesilmeyeceğini taahhüt ederken 16 Şubat 2026 tarihinde yapılan keşifte, otopark alanından kıyıya doğru 6 metre genişliğinde yol açıldığı ve güzergâhtaki bitki örtüsünün iş makineleriyle kaldırıldığı tespit edildi. Bilirkişi raporunda, kıyıdaki güneşlenme platformlarının montajında beton kullanıldığı, kayaçların arasına beton dökülerek ahşap kazıkların sabitlendiği ve kıyının doğal yapısına müdahalelerde bulunulduğu kaydedildi.

Proje dosyasında 800 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde taşıt yolu ile 2 bin 40 metre uzunluğunda ve 3 metre genişliğinde yaya yolları planlandığı belirlendi. Bilirkişiler, sahil şeridinin ilk 50 metresinde taşıt yolu planlanmasının Kıyı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu bildirdi.

“BÜYÜK BİR HABİTAT YOK EDİLMİŞTİ”

Kararı Cumhuriyet’e değerlendiren Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği’nden Neşe Yüzak, İncekum’un birden fazla koruma statüsüne sahip olduğunu belirterek bölgenin geçmişte halkın kullanımına açık bir mesire alanı olduğunu anlattı. Yüzak, “Orası kum köpek balıklarının koruma altında olduğu, özel çevre koruma bölgesi ve doğal sit statüsü taşıyan bir alan. Aynı zamanda arkeolojik sit alanı da bulunuyor. Bölge önemli bir habitat ve maki örtüsüyle kaplı. Yıllar önce Çamlı Muhtarlığı’na gelir sağlamak amacıyla traktörle ulaşımın mümkün olduğu bir mesire alanı oluşturulmuştu. Halk buradan yararlanıyor, yalnızca ulaşım için muhtarlığa ücret ödüyordu. Alan gerçekten kamu yararına kullanılıyordu” dedi.

İşletmeye devredilmesinin ardından bölgede yapılaşmanın arttığını savunan Yüzak, bazı yapılar için imar affı kapsamında yapı kayıt belgesi alındığını öne sürdü. Yüzak, “Biz de buna olumsuz görüş verdik. Sit alanında mevzuat gereği yapı kayıt belgesi verilemeyeceğini, verilmişse iptal edilmesi gerektiğini belirttik. Bildiğimiz kadarıyla belediye alanı mühürledi ve ruhsat vermedi. Buna rağmen 2026 yılında da işletme faaliyetleri sürdürüldü” diye konuştu.

“İMAR PLANI ONAYLANMADAN YOL AÇILDI”

Projeye ilişkin imar süreçleri tamamlanmadan fiziki müdahalelere başlandığını ileri süren Yüzak, “ÇED kararından sonra koruma amaçlı nazım imar planının hazırlanıp onaylanması gerekiyordu. Ancak bunu beklemediler. Bölgede trafo yapıldı, trafo için yol açıldı. Biz de bu müdahaleleri tespit etmek amacıyla alana gitmek istedik ancak içeri alınmadık. Bunun üzerine jandarmaya şikâyette bulunduk. Daha sonra açılan yol drone görüntülerine yansıdı ve konuyu kamuoyuna duyurduk” dedi.

Yolun açıldığı dönemde imar planının henüz onaylanmadığını belirten Yüzak, konuyla ilgili suç duyurusunda bulunulduğunu ve Marmaris’te başlatılan soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

Mahkeme keşfinde ortaya çıkan tespitlerin önemine dikkat çeken Yüzak, “Bilirkişilerle birlikte yaptığımız keşifte onlar da yapılan kesimin boyutları karşısında şaşkınlık içindeydi. Büyük bir habitat yok edilmişti. Orman mühendisi, bitki örtüsünün ortadan kaldırılmasının telafisi mümkün olmayan zararlar doğurduğunu ve planlanan projenin doğal yapıya zarar verilmeden gerçekleştirilemeyeceğini raporuna yazdı” ifadelerini kullandı.

7 ENDEMİK, 2 NADİR BİTKİ TAKSONU RİSK ALTINDA

Mahkemenin kararına dayanak oluşturan 20 Nisan 2026 tarihli bilirkişi raporunda, İncekum’daki ekolojik zenginliğin yapılaşma nedeniyle karşı karşıya kalabileceği zararlar ayrıntılı biçimde ortaya konuldu. Proje alanı ve çevresinde 55 familyaya ait toplam 228 bitki taksonu bulunduğu, bunların 7’sinin endemik, 2’sinin ise nadir olduğu belirtildi.

Bilirkişiler, çadır platformları, yollar ve altyapı çalışmalarının gerçekleştirilmesi durumunda bölgedeki yoğun orman ve maki dokusunun ciddi biçimde zarar göreceğini, endemik türlerin kaybolabileceğini değerlendirdi. Ayrıca proje kapsamında yapılması planlanan tesisler nedeniyle bölgedeki doğal yaşam alanlarının parçalanabileceği, bitki ve hayvan varlığı üzerindeki baskının artabileceği kaydedildi.

YANGIN RİSKİNE “KABUL EDİLEMEZ” DEĞERLENDİRMESİ

Orman mühendisliği bilirkişi değerlendirmesinde, proje alanının birinci derece yangına hassas bölgede bulunduğu vurgulandı. Raporda, 49 konaklama ünitesinin ve bunlara bağlı insan hareketliliğinin özellikle yaz aylarında orman yangını tehlikesini artıracağı belirtildi. Bu ölçekteki insan faaliyetlerinin orman varlığı açısından “kabul edilemez” risk oluşturacağı değerlendirmesine yer verildi.

Şirketin proje tamamlandıktan sonra ağaçlandırma yapılacağı yönündeki taahhüdü de yeterli bulunmadı. Bilirkişi, doğal orman yapısı ve genetik çeşitlilik ortadan kaldırıldıktan sonra fidan dikilmesinin kaybedilen ekosistemin yeniden kazanılması anlamına gelmeyeceğini belirtti.

49 ÇADIR, 49 HAVUZ VE ONLARCA TESİS

Proje dosyasına göre, 17,25 hektarlık alanın 4,32 hektarı konaklama, 12,93 hektarı ise günübirlik kullanım için ayrıldı. Her biri iki kişilik 49 çadır ünitesinde toplam 98 kişinin konaklaması planlandı. Her çadır için 200 metrekarelik platform ve üzerine 80 metrekarelik çadır kurulması, ayrıca her ünitenin yanında 12 metrekarelik süs havuzu yapılması öngörüldü.

Projede bunların yanı sıra 300 metrekarelik yüzme havuzu, kır lokantaları, büfeler, seyir terasları, sosyal tesisler, idari ve personel binaları ile 20 metre yüksekliğinde gözlem kulesi de yer aldı.

Bilirkişiler, bazı yapıların temel sistemi ve inşaat tekniğine ilişkin bilgilerin bulunmadığını, çadır platformlarına yönelik statik hesapların, yapı malzemesi detaylarının, deprem ve rüzgâr analizlerinin sunulmadığını tespit etti.

ARITMA TESİSİNİN YERİ BELİRTİLMEDİ

Kararda, bölgedeki altyapı sorunları açısından önem taşıyan eksikliklere de dikkat çekildi. Bilirkişi raporuna göre, projede paket arıtma sistemi kurulması öngörülmesine rağmen tesisin yeri proje üzerinde gösterilmedi. Atık suyun hangi güzergâhtan taşınacağı, boru hatlarının nereden geçeceği ve bu çalışmaların doğal çevreyi nasıl etkileyeceği konusunda yeterli bilgi bulunmadığı belirlendi.

Ayrıca bazı yapıların inşa edileceği alanlar için jeoteknik sondaj, kaya dayanım testi ve zemin laboratuvar deneylerinin yapılmadığı kaydedildi. Bilirkişiler, proje tanıtım dosyasındaki jeolojik, hidrojeolojik ve inşaat mühendisliğine ilişkin değerlendirmelerin bilimsel ve teknik açıdan yetersiz olduğu sonucuna vardı.

“YENİDEN ÇED DOSYASI HAZIRLAYABİLİRLER”

Mahkeme kararını önemli bir kazanım olarak değerlendiren Yüzak, hukuki sürecin tamamen sona ermediğini söyledi. Kararın temyiz edilebileceğine dikkat çeken Yüzak, şirketin yeni bir ÇED dosyası hazırlama yoluna gidebileceğini belirtti.

Yüzak, “Bu aşamadan sonra muhtemelen bir temyiz süreci olacak. Ama dosyanın çok net olduğunu düşünüyorum. Yeniden bir ÇED dosyası hazırlayıp eksiklikleri tamamladık diyebilirler. Bunlar başımıza gelebilir mi? Evet, gelebilir. Ancak biz mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

Gökova Akyaka’yı Sevenler Derneği ve Gökova Ekolojik Yaşam Derneği olarak yalnızca İncekum’da değil, Gökova Körfezi ve Akyaka çevresindeki koruma alanlarında da mücadele yürüttüklerini belirten Yüzak, “Gökova’da çok fazla koruma alanı için mücadele ediyoruz. Bu alanların doğal yapısının korunması gerekiyor. Bundan sonra yaşanacak gelişmelerin de takipçisi olacağız. Kesinlikle vazgeçmeyeceğiz” dedi.

MAHKEMEDEN OYBİRLİĞİYLE İPTAL

Muğla 4. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna yapılan itirazları da değerlendirerek raporun hükme esas alınabilecek yeterlilikte olduğuna karar verdi. Mahkeme; proje tanıtım dosyasındaki teknik eksiklikler, kıyıya yönelik fiziki müdahaleler, bitki örtüsünün kaldırılması, mevzuata aykırı yol planlaması ve yangın risklerini birlikte değerlendirdi.

Kararda, “ÇED Gerekli Değildir” işleminin mevzuata, hukuka ve kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılarak 20 Haziran 2025 tarihli işlemin iptaline oybirliğiyle hükmedildi. Mahkeme ayrıca 69 bin 928 lira 70 kuruşluk yargılama giderinin davalı Muğla Valiliği tarafından davacı Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ödenmesine karar verdi. 21 Eylül 2026 tarihli karara karşı tebliği izleyen günden itibaren 15 gün içinde Danıştaya temyiz yolu açık bırakıldı.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr