Yeni Şafak
Haber akışına dön

İnsanın Sıkıştığı Yerde

İnsanın Sıkıştığı Yerde

Şöyle yakarılıyor o duada: “Ey Allah’ım. Bizi sabit kıl ve bize yardım et. Musa’ya denizi itaatkâr kıldığın gibi, İbrahim’e ateşi itaatkâr kıldığın gibi, Davud’a dağları ve demiri itaatkâr kıldığın gibi, Süleyman’a cinleri ve şeytanları itaatkâr kıldığın gibi bu denizi de bize itaatkâr kıl. Yerde ve gökte, mülkte ve melekûtta yer alan bütün denizlerini bize itaatkâr kıl. Ey her şeyin sahibi olan Sen. Her şeyi bize itaatkâr kıl.”

Edip geçiyor insan bu duayı. Hatta belki de daha kötüsü olarak hiç etmiyor. Oysa dünyanın en ağır duası olabilir bu dua. Bir buçuk milyon ton ağırlık. Çok ağırlık.

Ateş, İbrahim’e niçin itaat etti?

Malumdur ama yine de hatırlamakta fayda vardır. Hz. İbrahim bağlanıp ateşe atılacağı zaman Cebrail, Allah Teâlâ’ya, “Ya Rabbi! Kulun İbrahim senden dolayı, sana bağlılığından ve itaatinden dolayı ateşe atılıyor” demiş. Allah da ona, “Eğer İbrahim senden yardım dilerse ona yardım et” demiş. Rivayet odur ki Cebrail, Hz. İbrahim ateşe atıldığı sırada yani havada varıp demiş ki: “Kurtulmak ister misin?” Hz. İbrahim’in cevabı net olmuş: “Hayır. Senin yardımına ihtiyacım yok.” Cebrail tekrar sormuş: “Peki seni kurtarması için Allah’a yalvarmayacak mısın?” Cevaplamış Hz. İbrahim: “O’nun benim durumumu bilmesi benim O’na bir şey söylememe ihtiyaç bırakmamaktadır.”

Denilmiştir ki Hz. İbrahim’in “Halilullah” yani “Allah’ın dostu” makamına ulaşması bu cevapla olmuştur. Çünkü bu cevap, gelen Cebrail bile olsa ihtiyacını Allah’a ısmarlamanın dışında bir seçenek olmadığının beyanıdır. Ateş o yüzden “soğuk ve esenlik” olmuştur İbrahim’e.

Fuzuli’ye verelim kulağımızı: “Halîl-i aşka Nemrûd-ı felekten bin belâ yetse / Olur her şûlesi bir gülbün-i gülzâr-ı selâmet”

Bir de dedemiz Yunus’a uğrayalım: “İbrâhim›e Nemrûd odın ışkdur gülistân eyleyen

/ Işkdan nazar ericeğez gülzâr oldı nâr olmadı”

Dikkat isterim ki gayetle dikkat isterim. Halilullah olmak, işlerini tam bir teslimiyetle Allah’a ısmarlamak öyle bir şeydir ki insanın havsalası zor taşır o sıkleti. “Boğazla evladını!” emrine de aynı kayıtsızlıkla… “Eşini ve evladını o çölde bırak da geri dön!” emrini de aynı kayıtsızlıkla…

Peki ama bu kayıtsızlığa nasıl erişilir? Bu sorunun cevabın basit: Eline bir balta alıp put kırarak.

He. Kolaydı zaten put kırmak. Put kırmanın kendisinin putlaştığı bu sıkışmada çok kolaydı zaten bu dediğimiz.

Kolay değil elbette ama niyetten çıkmadan yürümekten başka ne gelir elden? Hatta “ne gelir elimizden insan olmaktan başka.”

“Ateş bizi yakar, su bizi boğar, demir bizim elimizde şekil almaz ve şeytan bizi kandırır” diye düşünmek de putun kendisi olabilir insana. Tersi de mümkün “ateş beni yakmaz” isimli bir putu da olabilir insanın.

“Eskiden kolaymış bu işler” diyenler olacaktır. Bakınız bu da bir puttur haddizatında. Eskiden de zordu. Çünkü insan hep zordu.

Ey her şeyin sahibi olan Sen! Nefsimizi, arzularımızı, putlaşabilecek her şeyimizi de bize itaatkâr kıl. Baltamızı keskin, ferasetimizi kavi kıl.

Allah. Eyvallah.

Başlıklar :

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenisafak.com