İran, ABD ve İsrail'in saldırılarına yanıt olarak Hürmüz Boğazı'nı geçmeye çalışan tüm gemilere ateş açmakla tehdit ettikten sonra, insansız hava araçları, seyir füzeleri ve savaş uçakları Körfez'de petrol tankerleri ve yük gemilerinde mahsur kalan birçok denizci için sıradan bir manzara haline geldi. Son günlerde Körfez bölgesinde gemilere yönelik saldırıların sayısı giderek artıyor. Hürmüz Boğazı, hem enerji tedariki hem de diğer malları taşıyan gemiler için önemli bir geçiş noktası. Savaşın başlamasıyla boğazda mahsur kalan gemilerin mürettebatları da karadaki savaşı izlemek zorunda kaldı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan ve bölgeden ayrılamayan bir petrol tankerinde görevli Pakistanlı denizci Amir, "İran'a ait insansız hava araçları ve seyir füzelerinin alçak irtifada uçtuğunu gördüm" diyor. Onu en çok korkutan şey, havada imha edilen bir insansız hava aracı veya füzenin gemisine düşmesi fikri. Burmalı bir denizci olan Hein, her gün çatışmalara tanık oluyor. "Bu sabah, biz hala çalışırken iki savaş uçağı birbirlerine ateş açtı" diyor. "Gemide bunun için özel bir saklanma yeri yok ve biz yalnızca içeri koşmak zorunda kaldık." Güvenliklerini korumak için isimleri Amir ve Hein olarak değiştirdik, denizdeki diğer denizciler ve ailelerinin isimlerini de aynı şekilde değiştirdik.

Ortadoğu'da gemilerde mahsur kalan denizcilerin sayısını kesin olarak belirlemek zor olsa da Bangladeş Ticaret Denizcileri Derneği Başkanı Kaptan Anam Chowdhury, bu sayının yaklaşık 20.000 olduğunu tahmin ediyor. Bazılarının denizde, bazılarının limanda mahsur kalmış durumda olduğunu ancak hangisinin daha tehlikeli bir durum olduğunu değerlendirmenin zor olduğunu söylüyor. "Liman içinde insanlar güvenli olduğunu düşünebilir, ancak demirlemişken bombalanan gemiler de olmuştu" diye açıklıyor. Dernek şu ana kadar savaşta mermi isabetiyle hasar gördüğünü söylediği en az yedi gemi saptadı. Chowdhury, 1 Mart'ta, Palau Cumhuriyeti'ne kayıtlı tanker Skylark gemisinde bir denizcinin öldürüldüğünü söyledi. Saldırıda makine dairesi alev almış, mürettebat tahliye edilmişti. Kaptan Chowdhury, hayatta kalan denizcilerin, saldırıdan dolayı "travma geçirdiklerini" söyledi.

Güvenliklerinden endişe etmenin yanı sıra, birçok denizci su ve yiyeceklerin yakında biteceğinden korkuyor. Seo-jun'un gemisinde 15 gün yetecek kadar taze yiyecek var ancak içme suyu sorunu endişe kaynağı haline gelmiş. "Gemi, deniz suyunu tuzdan arındırarak tatlı su üretebiliyor ancak seyir halinde değilsek bu zorlaşır" diyor. "Erzakları gemiye yükleyeli iki ay oldu" diyor Pakistanlı denizci Masood. Başka bir Pakistanlı denizci Zeeshan, "Buradaki hayatımız çok aşağılayıcı ve çok az yakıtımız ve yiyeceğimiz var" diyor.

Denizciler gemileri güvenli bir limana demirledikten sonra karaya ulaşsalar bile, evlerine dönmeleri veya bölgeden ayrılmaları kolay olmayabilir. Hamza, gemide mahsur kalan oğlunun "ayrılmasına izin verilmeyen" denizciler arasında olduğunu söylüyor, çünkü şirketleri pasaportlarını elinde tutuyor. Durum umutsuz ve Amir, sadece en iyisini umut edip tüm denizcilerin güvenliği için dua edebileceğini söylüyor. Ayrıca, nakliye şirketlerine mürettebatlarını Hürmüz Boğazı'ndan geçmeye zorlamamaları konusunda uyarıda bulunuyor. Amir, herhangi bir gemi bir insansız hava aracı veya füze tarafından vurulursa, insan hayatının bedelini denizciler öderken, kargo ve gemilerin sigorta ile karşılanabileceğini söylüyor: "İnsan hayatı hiçbir sigorta ile telafi edilemez" diyor. Amir, bu savaşın Basra Körfezi'ndeki ticareti uzun vadede etkileyeceğine inanıyor.