İsrail'de genel seçimlerin ardından hükümet kurma hesapları sürerken Arap partilerinin parlamentodaki konumu yeniden gündeme geldi. Netanyahu karşıtı partilerin çoğunluğu sağlayamaması durumunda, Arap seçmenleri temsil eden siyasi oluşumların desteği belirleyici olabilir. Ancak olası işbirliklerinin önünde ideolojik ayrılıklar, güvenlik politikaları ve geçmişten gelen siyasi anlaşmazlıklar bulunuyor.
İsrail'de Seçim Sonrası İktidar Arayışı: Hükümetin Kaderi Arap Partilerinin Elinde

İsrail'de seçimlerin ardından siyasi bloklar arasındaki yarış sürerken Arap partilerinin yeni hükümetin kurulmasında nasıl bir rol oynayacağı tartışılıyor.
Ra'am Partisi lideri Mansur Abbas, seçim gecesi Channel 16'ya verdiği röportajda, Netanyahu'nun rakibi Gadi Eisenkot'un Arap partileriyle işbirliği için öne sürdüğü koşullara ilişkin soruları yanıtladı.
Abbas, olası bir koalisyonun şartlarını tartışmadan önce hükümet kurmak için gerekli parlamento çoğunluğunun oluşup oluşmadığının belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Farklı televizyon kanallarının yayımladığı seçim tahminlerinin birbiriyle çelişmesi, Abbas'ın bu yaklaşımının arkasındaki belirsizliği ortaya koydu.
Seçim sonuçlarına bağlı olarak Ra'am, hükümet görüşmelerinde kilit bir konuma gelebilir ya da koalisyon pazarlıklarında beklenen etkiyi gösteremeyebilir.
İsrail'in 120 sandalyeli parlamentosu Knesset'te hükümet kurabilmek için en az 61 milletvekilinin desteği gerekiyor.
Seçim gecesi üç televizyon kanalının tahminleri, Netanyahu yanlısı blokun bu çoğunluğa ulaşamayacağını gösterirken Channel 14'ün güncellenmiş tahmini, Netanyahu'nun çoğunluğu sağlayabileceğine işaret etti.
Ancak bu veriler kesin seçim sonuçlarını değil, televizyon kanallarının tahminlerini yansıtıyor.
Netanyahu karşıtı partilerin tek başına yeterli sandalyeye ulaşamaması durumunda Arap partilerinin desteği hükümetin kurulmasında belirleyici olabilir.
Bu olasılık, İsrail siyasetinde Arap yurttaşların temsili ve siyasi etkisine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
2021’DE BENZER BİR KOALİSYON KURULMUŞTU
İsrail'de Arap partilerinin hükümet kurma sürecinde etkili olması yeni bir gelişme değil.
Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am Partisi, 2021 yılında kurulan Naftali Bennett-Yair Lapid koalisyonunda yer almıştı.
Böylece İslamcı-muhafazakâr köklere sahip bir Arap partisi, başlangıçta İsrail sağından bir başbakanın yönettiği koalisyonun ortaklarından biri olmuştu.
Bu deneyim, Arap partilerinin İsrail'deki koalisyon siyasetinde üstlenebileceği rolün önemli örneklerinden biri olarak görülüyor.
Ancak yeni seçimlerin ardından benzer bir ortaklığın kurulup kurulamayacağı belirsizliğini koruyor.
İsrail'deki Arap partileri, hükümetle işbirliği konusunda ortak bir siyasi çizgi izlemiyor.
Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am, doğrudan hükümete katılarak karar alma mekanizmalarında etkili olmayı hedefliyor.
Hadash, Ta'al ve Balad partilerinden oluşan Ortak Liste ise Netanyahu'nun yerine kurulacak bir hükümete dışarıdan destek verme seçeneğini değerlendiriyor.
Ortak Liste lideri Yusuf Cabarin, olası bir işbirliği için suçla mücadele konusunda bütçesi belirlenmiş ve denetime açık bir program hazırlanmasını talep ediyor.
Cabarin ayrıca savaş politikaları ve yerleşimlere ayrılan bütçeler gibi ulusal meselelerde belirli kırmızı çizgiler bulunduğunu vurguluyor.
Bu farklılıklar, Netanyahu karşıtlığının tek başına kalıcı bir siyasi ortaklık kurulması için yeterli olmayabileceğini gösteriyor.
RA’AM’DAN DİKKAT ÇEKEN SİYASİ HAMLE
Ra'am Partisi, seçim sürecinde İsrail siyasetindeki geleneksel ayrımları zorlayan bir adım da attı.
Parti, eski Yesh Atid milletvekili ve İsrail'in ağır suçlarla mücadele biriminin eski yöneticisi Yoav Segalovitz'i kadrosuna kattı.
Yahudi bir siyasetçinin İslamcı-muhafazakâr köklere sahip bir Arap partisinde yer alması, ülkedeki siyasi kimlikler ve işbirliği olanakları açısından dikkat çekti.
Bu tercih, özellikle güvenlik politikaları, suçla mücadele ve Arap-Yahudi siyasi ortaklığı konularında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Netanyahu'nun başlıca siyasi rakiplerinden Gadi Eisenkot, Arap partileriyle olası bir koalisyon için belirli ilkelerin kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.
Eisenkot, eylül ayında verdiği bir röportajda, işbirliği yapacağı partilerin İsrail'in Yahudi ve demokratik devlet niteliğini, Bağımsızlık Bildirgesi'ndeki değerleri ve vatandaşlıkla bağlantılı hizmet yükümlülüğünü kabul etmesi gerektiğini söyledi.
Ayrıca Hamas'ın terör örgütü olarak tanınması ve tasfiye edilmesi gerektiği görüşünün de ortaklık için temel koşullardan biri olduğunu belirtti.
Eisenkot, mevcut Arap partilerinden hiçbirinin bu ilkeleri karşılamadığını savundu.
Reuters'ın aktardığına göre Eisenkot, ekim ayında katıldığı bir podcast yayınında da Arap partileriyle siyasi ittifak kurmayacağını ifade etti.
7 EKİM SALDIRILARI SİYASİ GÜVENSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRDİ
İsrail'deki Arap ve Yahudi partileri arasındaki güvensizlikte, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği saldırılar ve sonrasında yaşanan gelişmeler önemli yer tutuyor.
Balad'ın eski milletvekili ve başkanı Sami Ebu Şehade, 8 Ekim 2023'te yayımlanan yazısında saldırının stratejik sonuçlarını ve olası siyasi kazanımlarını ele almış, sivillerin öldürülmesini ve kaçırılmasını kınamamıştı.
Şehade, daha sonra katliamı kınayarak yazıyı olayların boyutunu tam olarak öğrenmeden kaleme aldığını ve bu haliyle yayımlanmaması gerektiğini söyledi.
Ra'am milletvekili İman Hatib-Yasin de Kasım 2023'te yaptığı açıklamalarla tartışma yaratmıştı.
Hatib-Yasin, izlemediğini kabul ettiği görüntülere ilişkin konuşurken bebeklerin öldürüldüğü ve kadınlara tecavüz edildiği yönündeki haberleri sorgulamıştı.
Aynı röportajda saldırıyı insanlık dışı ve İslam'a aykırı olarak nitelendiren Hatib-Yasin, daha sonra tartışmalı ifadeleri için özür dileyerek sözlerini geri aldı.
Ra'am lideri Mansur Abbas ise katliamın hafife alınmasına karşı çıkarak Hatib-Yasin'in istifasını istemişti.
Arap partileriyle ortaklık konusunda Yahudi siyasi liderler arasında da görüş ayrılıkları bulunuyor.
2021 yılında Ra'am'ın da yer aldığı koalisyonun başbakanlığını üstlenen Naftali Bennett, benzer bir ortaklığın yeniden kurulmasına karşı çıkıyor.
Bennett, itirazını Ra'am üyelerinin etnik kimliğiyle değil, partinin Siyonist olmayan siyasi niteliğiyle gerekçelendiriyor.
Demokratlar Partisi lideri Yair Golan ise Ra'am'ın hükümete dahil edilmesini destekliyor.
Bu görüş ayrılıkları, Netanyahu karşıtı partiler arasında kurulabilecek olası bir hükümetin yalnızca sandalye dağılımına değil, ideolojik uzlaşmalara da bağlı olduğunu gösteriyor.
ARAPLARIN SİYASİ TEMSİLİ TARTIŞMALARIN ODAĞINDA
İsrail'deki Arapların siyasi konumu, uluslararası kamuoyunda demokrasi, eşit yurttaşlık ve ayrımcılık tartışmalarıyla birlikte ele alınıyor.
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarını apartheid olarak nitelendirirken bu değerlendirmesini İsrail sınırları içindeki uygulamaları da kapsayacak şekilde ortaya koyuyor.
Örgütün raporunda Arap yurttaşların parlamentoda temsil edildiği de kabul ediliyor.
Ancak İsrail vatandaşı Arapların oy kullanma ve siyasi parti kurma haklarına sahip olması, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşayan Filistinlilerin farklı hukuki ve siyasi koşullarını ortadan kaldırmıyor.
Aynı şekilde parlamentoda temsil edilmek, İsrail'deki Arap yurttaşların karşı karşıya kaldığı ayrımcılık iddialarının değerlendirilmesini gereksiz kılmıyor.
Bu nedenle Arap partilerinin koalisyon süreçlerindeki rolü ile Filistinlilerin haklarına ilişkin tartışmaların kendi koşulları içinde ele alınması gerekiyor.
İsrail'de seçim sonuçlarının kesinleşmesiyle birlikte siyasi partilerin hükümet kurma görüşmelerine ilişkin tutumlarının netleşmesi bekleniyor.
Ra'am lideri Mansur Abbas'ın önünde üç temel olasılık bulunuyor: Hükümete doğrudan katılmak, kurulacak bir koalisyona dışarıdan destek vermek veya muhalefette kalmak.
Bu seçeneklerden hangisinin gerçekleşeceği, yalnızca Arap partilerinin sandalye sayısına değil, diğer siyasi aktörlerin işbirliğine ne ölçüde açık olduğuna da bağlı olacak.



