Cumhuriyet
Haber akışına dön

İsrail'in Ebu Zuhur Saldırısında Yapay Zekâ Şüphesi: Kararı Algoritma Mı Verdi?

İsrail'in Ebu Zuhur Saldırısında Yapay Zekâ Şüphesi: Kararı Algoritma Mı Verdi?

İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, İsrail ordusunun geliştirdiği yapay zeka destekli hedef belirleme sistemlerine dair yeni soruları gündeme taşıdı. Askeri kararların algoritmik tahminlere dayanması, insan denetiminin zayıfladığı ve diplomasiye alan bırakmayan tehlikeli bir savaş çağının habercisi olabilir.

İsrail savaş uçaklarının, 18 Ağustos'ta İdlib doğusundaki stratejik Ebu Zuhur (Abu al-Duhur) Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği 8 dalgalı hava operasyonu, güvenlik çevrelerinde yeni bir tartışmanın kapısını araladı. Saldırının ardından açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı (MSB), üste Türk askerî heyeti bulunmadığını belirtirken, İsrail Başbakanlığı Türkiye'nin burayı aktif bir askeri merkeze dönüştürmeyi planladığını öne sürdü.Sahadaki bu keskin istihbarat ve söylem çelişkisi, askeri teknolojiler ve yapay zeka uzmanları tarafından kritik bir önermeyle değerlendiriliyor: "İsrail ordusunun operasyon kararları, insan analistlerin raporlarından ziyade; 'Lavender', 'The Gospel (Habsora)' veya 'Lochem' benzeri yapay zeka arayüzlerinin ürettiği 'tehdit puanlamalarına' dayanarak mı veriliyor?"İsrail ordusunun son yıllarda geliştirdiği yapay zekâ destekli askeri sistemler, Ebu Zuhur saldırısına farklı bir açıdan bakmayı mümkün kılıyor. Bu sistemlerin nasıl çalıştığı ve benzer yöntemlerin bölgedeki diğer askeri operasyonlarda kullanılıp kullanılmadığı ise derinlemesine bir incelenmeyi gerektiriyor.HEDEF NASIL BELİRLENİYOR?İsrail’in son yıllarda askerî operasyonlarında veri analitiği ve yapay zekâyı önemli bir karar destek aracı haline getirdiği artık bir sır değil. Nitekim İsrail ordusu (IDF), 18 Haziran 2024 tarihli resmî açıklamasında Habsora ve Lavender gibi sistemlerin istihbarat analizinde kullanıldığını doğruladı.Peki, bu sistemler nasıl çalışıyor?The Gospel (Habsora): Coğrafi veriler, uydu fotoğrafları ve saha hareketliliklerini insan hızının katlarca üzerinde tarayarak yapısal 'hedef bankaları' oluşturan bu sistem, Ebu Zuhur gibi atıl kalmış üslerdeki en ufak fiziksel değişimi anında radarına alıyor.Lavender ve Lochem: Sahadaki askeri birimlerin, araç konvoylarının veya lojistik hareketlerin risk potansiyelini 1 ila 10 arasında skorlayan algoritmalar olarak biliniyor.Bu durumda, akıllara şu soru geliyor: Ebu Zuhur Üssü çevresindeki pist onarımları, olası radar faaliyetleri veya askerî hareketlilikler, yapay zekâ destekli istihbarat sistemleri tarafından bir tehdit işareti olarak değerlendirilmiş olabilir mi?

Bu ihtimal, saldırının arkasındaki karar sürecini anlamak açısından hayati önem taşıyor.SALDIRI KARARI NASIL VERİLİYOR?Uzmanlara göre, harekat kararı öncesi yapay zeka arayüzü, düşman olarak tanımlanan Türkiye'nin bölgedeki askeri hareketliliğine ve üssü yapılandırma olasılığına dair verileri bir araya getirerek "üssün vurulması yönündeki risk skorunu" en üst düzeye çıkardı.Yapay zeka sistemlerinin askeri karar döngüsündeki rolü bu noktada devreye giriyor: Algoritma risk puanını yükselttiğinde, komuta kademesinin önüne otomatik bir 'operasyon paketi' (hedef koordinatları, gerekli mühimmat tipi ve uçuş rotası) düşüyor.Buradaki temel tehlike, komutanların yapay zekânın önerilerini yeterince sorgulamadan onaylaması. Uzmanların 'otomatik onay' olarak tanımladığı bu durum, yanlış veya eksik verilere dayanarak saldırı kararı alınması riskini artırıyor.

Ebu Zuhur saldırısında da benzer bir süreç işletilmiş olabilir mi? Henüz yanıtlanamayan bu soru, yapay zekânın askerî kararlarda insan muhakemesinin önüne geçme ihtimalini gündeme taşıyor.GERÇEKLEŞMEMİŞ TEHDİDE ÖNLEYİCİ SALDIRIBu analizin en kritik halkasını, MSB’nin "Üste hiçbir unsurumuz yoktu" açıklaması oluşturuyor. Ancak bu çelişki yalnızca bir istihbarat hatası ihtimaliyle açıklanamayabilir. İsrail, henüz gerçekleşmemiş bir askerî tehdidi önceden engellemek amacıyla harekete geçmiş olabilir. Yapay zekâ destekli risk değerlendirmelerinin bu kararda rol oynayıp oynamadığı ise belirsizliğini koruyor.İsrail'in, düşman olarak kabul ettiği Türkiye'nin Suriye'deki olası askerî varlığını, henüz fiilî bir yığınağa dönüşmeden önlenmesi gereken bir tehdit olarak değerlendirdiği anlaşılıyor. Bu yaklaşım, İsrail'in askerî ve siyasi açıdan bir 'kırmızı çizgi' çizme girişimi olarak yorumlanabilir.Amaç; üssün fiziksel olarak dolmasını beklemek değil, o potansiyeli gösteren ilk sinyalde tetiği çekerek Türkiye ve Suriye’deki yeni yönetime sahada kesin bir statüko ve caydırıcılık mesajı iletmektir.Bununla birlikte saldırıyı yalnızca İsrail'in iç siyasi gelişmeleri veya seçim takvimiyle açıklamak yeterli olmayabilir.

İsrail uyguladığı yeni aşama ile yapay zekayı sadece bir hedef tespit aracı değil, aynı zamanda diplomatik sahayı şekillendiren algoritmik bir baskı enstrümanı kullanmaktadır.SURİYE'DE BAŞKA HEDEFLER VAR MI?Ebu Zuhur saldırısında yapay zekâ destekli bir tehdit değerlendirmesi kullanılmışsa, benzer yöntemlerin Suriye'deki diğer stratejik noktalarda da devreye girmiş olması ihtimali göz ardı edilemez.T4 (Tiyas) Askeri Hava Üssü (Humus): Suriye’nin kalbindeki bu üs, bölgesel aktörlerin hava savunma veya radar rehabilitasyon girişimlerine karşı İsrail yapay zekası tarafından sürekli taranmakta ve olası bir kurulum tamamlanmadan "erken uyarı vuruşlarıyla" engellenmektedir.Güney Suriye ve Süveyda Kemeri (Dera - Kuneytra): Golan Tepeleri sınırındaki bu egemenlik boşluğu alanı, kalıcı füze/roket rampaları kurulma potansiyeline karşı yapay zekanın en hassas olduğu bölgelerdendir. İstihbarat havuzuna düşen ilk hareketlilikte, gerçekliğin boyutu beklenmeden sınır hattı bombalanmaktadır.Şam Havalimanı ve Lazkiye Limanı: Lojistik koridorlar kisvesi altında gelişmiş askeri mühimmat veya teknik heyet intikali olasılığı belirdiği an, algoritmalar makine hızında reaksiyon üreterek mesaj içerikli operasyon paketleri hazırlamaktadır.Irak-Suriye Sınır Hattı (El-Bukemal): Bölgedeki kara yolu bağlantıları ve sevkiyat hareketleri, İsrail'in askerî tehdit değerlendirmelerinde önem taşıyor. Bu hareketliliklerin yapay zekâ sistemleriyle analiz edilerek potansiyel hedeflere dönüştürülmesi ihtimali, sivil ve askerî faaliyetlerin birbirinden nasıl ayrıldığı sorusunu da gündeme getiriyor.YENİ SAVAŞ YÖNTEMİNİN ÜÇ RİSKİİsrail'in yapay zekâ destekli hedef belirleme sistemlerini sınır ötesi operasyonlarında daha yaygın kullanması, bölgede üç önemli riski beraberinde getirebilir:"Önleyici Vuruş" Çılgınlığı: Yapay zeka potansiyel tehditleri olasılıklar üzerinden puanladığı için, sahada henüz olgunlaşmamış lojistik ve tahkimat hareketleri çok daha sık hedef alınacaktır.Yanıltma (Deception) Taktiklerinin Artışı: Bölgesel aktörler algoritmanın hangi verilere yüksek puan verdiğini çözdükçe, sahada yapay zekayı yanıltacak sahte askeri hareketlilikler veya yapay sinyal anomalileri üreterek bilgi kirliliğini artıracaktır.Elektronik Harp Savaşlarının Yoğunlaşması: Algoritmanın beslendiği uydu ve radar verilerini kör etmek amacıyla Suriye genelinde GPS karıştırma (spoofing) faaliyetleri en üst seviyeye çıkacaktır.YAPAY ZEKÂYA AŞIRI GÜVENDEKİ TEHLİKEEbu Zuhur ve çevre kriz noktalarındaki hareketlilikler, çok daha büyük ve küresel bir askeri dönüşüme işaret ediyor: İsrail’in Gazze’de adeta bir laboratuvar ortamında test ettiği "Yapay Zeka Tabanlı Karar ve Danışma Modeli", artık devletler arası sınır ötesi dış ilişkiler ve konvansiyonel askeri operasyonlar konseptine ihraç ediliyor.İsrail’in bu yaklaşımı, en yalın haliyle "Rasyonalitenin Kibri" (The Hubris of Rationality) kavramının askeri sahaya yansımasıdır. Algoritmaların ve büyük miktarda veriye dayanan hesaplamaların hata yapmayacağı düşüncesi, sahadaki insanî, siyasi ve diplomatik gerçeklerin göz ardı edilmesine neden olabilir.Veriyi mutlak doğru kabul eden bu kibir, İsrail askeri aklını sahadaki somut gerçekliklerin (örneğin TSK unsurlarının orada bulunmaması gibi) ötesinde, salt algoritmik tahminler üzerinden büyük devletleri hedef almaya kadar itmektedir.Askeri karar alıcılar kararları makine hızına ve bu kibrin gölgesindeki verilere endeksledikçe, dış politikada esneklik, diyalog ve kriz yönetimi gibi "insani" refleksler körelecektir. Devletler arası ilişkiler, diplomatların hamlelerinden ziyade, algoritmaların karşılıklı olarak birbirinin sinyallerini taradığı ve otomatik reaksiyonlar verdiği bir "soğuk mekanik" evreye evrilecektir.Ebu Zuhur olayı, rasyonalitenin kibriyle körleşen, insan muhakemesinin arka planda kaldığı tehlikeli bir algoritmik savaş çağının ilk net habercisidir.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr