Kudüs merkezli Misgav Ulusal Güvenlik ve Siyonist Strateji Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan David M. Weinberg tarafından kaleme alınan yazıda, Türkiye’nin Suriye ve Doğu Akdeniz’deki askeri faaliyetleri İsrail açısından bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirildi.
Weinberg, İsrail yönetiminin Suriye ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı daha net kırmızı çizgiler belirlemesi gerektiğini savundu. Yazıda, aksi durumda Türk kara ve deniz kuvvetlerinin İsrail’in kuzey sınırlarına daha fazla yaklaşabileceği öne sürüldü.
“Türk tankları Golan Tepeleri’ne ulaşabilir” iddiası
Yazıda, üst düzey olduğu belirtilen ancak ismi açıklanmayan bir İsrailli istihbarat yetkilisinin değerlendirmelerine de yer verildi. Buna göre İsrail’in gelecekte Golan Tepeleri’nde Türk tanklarıyla, Kayserya açıklarında ise Türk savaş gemileriyle karşı karşıya kalabileceği iddia edildi.
Weinberg ayrıca 2025 Nagel Komisyonu raporuna atıfta bulunarak Türkiye’nin bölgedeki etkisinin İsrail açısından ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu savundu. Yazıda, Suriye kaynaklı tehdidin ilerleyen dönemde İran kaynaklı tehditten daha tehlikeli hale gelebileceği yönündeki değerlendirmeler aktarıldı.
İdlib’deki saldırı da yazıya taşındı
İsrailli yazar, geçtiğimiz günlerde Suriye’nin kuzeyindeki İdlib yakınlarında bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlenen saldırıyı da Türkiye ile ilişkilendirdi. Weinberg, Türkiye’nin bölgede İsrail hava kuvvetlerinin hareket alanını kısıtlayabilecek radar ve hava savunma sistemleri kurmaya hazırlandığını öne sürerek, saldırının bu nedenle gerçekleştirildiğini iddia etti. Bu iddia bağımsız olarak doğrulanmış değil.
Yazının sonunda açık savaş tehdidi
Yazının en dikkat çeken bölümü ise Türkiye’ye yönelik doğrudan saldırı ifadesinin kullanıldığı bölüm oldu. Weinberg, İsrail’in gelecekte savunma yerine daha proaktif bir saldırı anlayışı benimsemesi gerektiğini savunarak, “Gerekirse İsrail, İdlib’den İstanbul’a kadar savunma yapmayacak, saldıracaktır” ifadelerini kullandı. Söz konusu ifadeler, İsrail hükümetinin resmi bir savaş ilanı veya saldırı kararı değil; İsrail basınında yayımlanan bir görüş yazısındaki değerlendirmeler olarak öne çıkıyor.
Yazıda ayrıca Türkiye’nin deniz gücüne ilişkin değerlendirmeler yapılırken, Türk Donanması’nın fırkateyn, destroyer, amfibi çıkarma gemisi ve denizaltılardan oluşan kapasitesine dikkat çekildi.






