1
İstanbul’da etkili olan sağanak yağış, 15 Ekim sabahında geride ağır bir tablo bıraktı. Özellikle Sarıyer Ayazağa, Kemerburgaz ve çevresinde derelerin taşması, yolların su altında kalması ve araçların sel sularına kapılması günlük hayatı durma noktasına getirdi. İş yerlerinde mahsur kalan vatandaşlar ekiplerin müdahalesiyle kurtarılırken, kentte yaşanan sel felaketinde 3 kişi hayatını kaybetti. Günün aydınlanmasıyla birlikte su baskınlarının yol açtığı hasarın boyutu da ortaya çıktı. Peki, son zamanlarda görülen yağışlar neden sele dönüşüyor? Meteoroloji Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Deniz Demirhan yanıtladı.
15 Ekim 2026 - 15:10 | Son Güncelleme: 15 Ekim 2026 - 15:10
2
Sinem PAKSOY
[email protected]
İstanbul Valisi Davut Gül, kentte metrekareye 261 kilogram yağış düştüğünü açıklarken, bazı bölgelerde ölçülen değerler de dikkat çekti. Yaşananlar, yoğun yağışların neden kısa sürede büyük bir afete dönüşebildiği sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Peki, İstanbul’da son yıllarda aşırı yağışların sıklığı ve şiddeti arttı mı? İklim değişikliği sel riskini nasıl etkiliyor ve aynı miktarda yağmur neden bazı bölgelerde çok daha ağır sonuçlara yol açıyor?
3
İSTANBUL’DA SON DÖNEMLERDE AŞIRI YAĞIŞLAR ARTTI MI?
İstanbul'da meydana gelen yoğun yağış şehirde büyük bir yıkıma neden oldu. Oldukça zor geçen bir günün ardından yaşanan sel felaketi, İstanbul'da son dönemlerde aşırı yağışların artıp artmadığıyla ilgili soru işaretlerini de beraberinde getirdi.
Meteoroloji Mühendisi Deniz Demirhan, konuya ilişkin: "İstanbul’da bazı aşırı yağış göstergelerinde artış eğilimleri görüyoruz. Ancak bütün istasyonlarda ve bütün yağış türlerinde aynı yönde bir artış olduğunu söylemek doğru olmaz. MGM’nin İstanbul için yayımladığı uzun dönem kayıtlarında, 10 Eylül 1981 tarihinde 136,1 mm günlük yağış ölçülmüş. İstanbul’un farklı istasyonlarında da geçmiş yıllarda çok yüksek günlük yağış değerleri kaydedilmiş. Örneğin Kumköy’de 2009 yılında 179,4 mm, Şile’de 1985 yılında 199,3 mm yağış ölçülmüş. Bu değerler, geçmişte de İstanbul’da çok şiddetli yağışların yaşandığını gösteriyor." açıklamasında bulundu.
4
"Bizim 1980-2023 dönemine ait üç istasyon verimizde de yıllık maksimum yağışları inceledik. Kilyos-Kumköy ve Sarıyer’de artış yönünde bir eğilim var. Fakat bu eğilimler istatistiksel olarak anlamlı değil. Bu nedenle yalnızca bu sonuçlara dayanarak İstanbul genelinde aşırı yağışların kesin olarak arttığını söyleyemeyiz. Burada önemli bir ayrım var. Bir yılda düşen toplam yağış ile birkaç saat içinde düşen yağış aynı şey değil. Bir yıl normalden daha az yağış alabilir. Buna rağmen kısa süreli, çok yoğun bir sağanak yaşanabilir. İstanbul’da sel riskini değerlendirirken yalnızca yıllık toplam yağışa değil, yağışın ne kadar kısa sürede ve ne kadar yoğun düştüğüne de bakmamız gerekiyor." diyerek dikkat edilmesi gereken pek çok detay olduğunun altını çizdi.
5
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SAĞANAĞIN ŞİDDETİNİ NASIL ETKİLİYOR?
İklim değişikliği, kısa sürede etkili olan yoğun yağışların oluşumunda rol oynayabilen önemli etkenlerden biri. Atmosferin ısınmasıyla birlikte havanın taşıyabileceği su buharı miktarı da artıyor. Uzman isim bu durumu şöyle açıklıyor.
"Küresel ortalama sıcaklıktaki her 1 derecelik artış, atmosferin su buharı tutma kapasitesini yaklaşık yüzde 7 artırır. Uygun hava koşulları oluştuğunda bu durum, daha yoğun yağışların gerçekleşmesini destekleyebilir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları da insan kaynaklı iklim değişikliğinin birçok bölgede şiddetli yağışları etkilediğini ortaya koyuyor."
6
TAMAMEN KÜRESEL ISINMAYA BAĞLAMAK DOĞRU DEĞİL
Deniz Demirhan, iklim değişikliğinin etkisini değerlendirirken her sel olayını doğrudan küresel ısınmaya bağlamanın doğru olmayacağına da dikkat çekiyor.
"İstanbul açısından da bu fiziksel mekanizma önem taşıyor. Özellikle atmosferde yeterli nemin bulunduğu ve havanın kolaylıkla yükselebildiği durumlarda kısa sürede çok yoğun yağışlar oluşabilir. Ancak yağışın şiddetini belirleyen tek etken sıcaklık değildir. Hava sistemlerinin hareketi, nem taşınımı ve atmosferik koşullar da belirleyicidir. Bir başka önemli konu da şu: İklim değişikliği yağışın oluşma olasılığını veya şiddetini etkileyebilir, fakat yağışın sele dönüşmesini tek başına açıklamaz. Aynı miktarda yağmur, bir bölgede sorunsuz biçimde uzaklaştırılırken başka bir bölgede su baskınına neden olabilir. Bu nedenle belirli bir sel olayında iklim değişikliğinin etkisini ortaya koymak için o olayın meteorolojik koşullarını ve geçmişte benzer koşulların ne sıklıkla yaşandığını incelemek gerekir."
7
BÜYÜK DÜŞMAN ARAMIZDA!
İstanbul’da aynı şiddette yağış yaşanmasına rağmen bazı bölgelerde sel ve su baskınlarının daha ağır sonuçlar doğurmasının arkasında birden fazla etken bulunuyor. Meteoroloji Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Deniz Demirhan, “Sel riski yalnızca ne kadar yağmur yağdığıyla ilgili değildir. Yağan suyun nereye gittiği ve bölgenin bu suyu ne kadar hızlı uzaklaştırabildiği de önemlidir” diyerek kentleşme ve altyapının belirleyici rolüne dikkat çekiyor.
Demirhan, beton ve asfalt yüzeylerin yoğun olduğu bölgelerde yağmur suyunun toprağa sızmasının zorlaştığını belirterek, “Su yüzeyde birikir ve hızla alçak kesimlere doğru hareket eder” ifadelerini kullanıyor. Yani bu da bize aramızdaki büyük düşmanın yani betonlaşmanın korkunç sonuçlarını bir kez daha gösteriyor.
8
TAŞKIN RİSKİNİ ETKİLİYOR
İstanbul’un topografyası da taşkın riskini etkiliyor. Eğimli alanlardan gelen suyun vadilerde ve düşük kotlu bölgelerde birikebiliyor. Dere yataklarının daraltılması, doğal su akış yollarının kesilmesi ve bu alanlarda yapılaşma da su baskını tehlikesini artıran unsurlar arasında yer alıyor.
SEL RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN...
"Yağmur suyu kanalları kısa sürede düşen yoğun yağışı taşıyamadığında su sokaklarda birikir” sözleriyle durumu açıklayan Meteoroloji Mühendisi Deniz Demirhan, mazgal ve menfezlerin tıkanmasının, dere yataklarındaki daralmaların ve bakım eksikliklerinin sorunu büyütebildiğini belirtiyor:
"İstanbul’da bu nedenle yalnızca yağış tahminine odaklanmak yeterli değil. Hangi bölgelerin su baskınına daha açık olduğunu belirlememiz, yağmur suyu altyapısını iyileştirmemiz ve doğal drenaj alanlarını korumamız gerekiyor. Sonuç olarak, aynı şiddette yağışın farklı bölgelerde farklı sonuçlar ortaya çıkarması normaldir. Yağış meteorolojik tehlikeyi oluşturur; topografya, kentleşme ve altyapı ise bu tehlikenin afete dönüşüp dönüşmeyeceğini belirler. İstanbul’da sel riskini azaltmak için bu iki boyutu birlikte ele almak zorundayız."



