Şaka değil.
Kaçan Kaçana…

Çinli otomotiv devi Great Wall Motor, Avrupa’daki ilk üretim tesisi için Bulgaristan’ı seçti.
Lovech yakınındaki tesiste yılda 50 bin araç üretilecek.
İlk model elektrikli Ora 5 olacak.
Üretimin de 2027’nin ilk çeyreğinde başlaması planlanıyor.
İyi de bize ne Bulgaristan’dan demeyin.
Çünkü aynı şirket daha önce fabrikayı Türkiye’de kurmak için görüşüyordu.
Sonra yatırım askıya alındı.
Aradan zaman geçti.
Ve adam şimdi Bulgaristan’a gidiyor.
Al sana yatırım hikâyesi…
Türkiye yıllardır;
“Avrupa’nın üretim üssüyüz.”
diyordu.
Büyük otomotiv pazarımız var.
Güçlü yan sanayimiz var.
Yetişmiş işgücümüz var.
Ford, Toyota, Renault, Hyundai yıllardır burada üretim yapıyor.
Üstelik Avrupa’ya entegreyiz.
Bütün bunlara rağmen Çinli geliyor;
Türkiye’ye değil, Bulgaristan’a yatırım yapıyor.
İyi de neden?
Birincisi;
Bulgaristan Avrupa Birliği’nin içinde.
Bu çok önemli.
Çünkü Çin’den Avrupa’ya giden elektrikli otomobillere ciddi ek vergiler uygulanıyor.
Aracı AB içinde üretmeye başladığınız anda bu engellerin önemli bölümünden kurtuluyorsunuz.
Türkiye Gümrük Birliği üyesi olabilir.
Ama AB üyesi değil.
Demek ki sadece Gümrük Birliği yetmiyor.
İkincisi maliyet.
Bulgaristan, Avrupa’nın en düşük işçilik maliyetine sahip ülkelerinden biri.
Kurumlar vergisi yüzde 10.
Üstelik yatırımcıya arazi, altyapı ve çeşitli destekler sunuluyor.
Great Wall’un özel olarak ne kadar teşvik aldığını bilmiyoruz.
Ama tablo belli.
Düşük maliyet.
AB üyeliği.
Hazır üretim altyapısı.
Daha öngörülebilir yatırım ortamı.
Adam da hesabını yapıp gidiyor.
Türkiye’de ise sorun sadece maliyet değil.
Great Wall’un Türkiye yatırımını askıya aldığı dönemde sektör kaynakları, artan işçilik maliyetlerinin yanında sürekli değişen düzenlemeleri de işaret ediyordu.
Bence asıl mesele de burada.
Çünkü fabrika kurmak marketten ekmek almak değil.
Adam milyarlar bağlayacak.
10-20 yıl üretim yapacak.
Bugün koyduğun kuralın yarın değişmeyeceğini bilmek ister.
Verginin ne olacağını bilmek ister.
İthalat rejiminin ne olacağını bilmek ister.
Teşvikin devam edip etmeyeceğini bilmek ister.
Kısacası;
önünü görmek ister.
Biz ise hâlâ;
“Büyük pazarız.”
“Konumumuz çok iyi.”
“Genç nüfusumuz var.”
diyoruz.
İyi de kardeşim, yatırımcı bunları zaten biliyor.
Mesele senin ne söylediğin değil.
Adamın ne gördüğü.
Bakıyor;
Bulgaristan AB’de.
Maliyet düşük.
Vergi düşük.
Kurallar daha öngörülebilir.
Hazır tesis var.
Sonra dönüp Türkiye’ye bakıyor.
Maliyet artıyor.
Kurallar değişiyor.
Vergi değişiyor.
İthalat rejimi değişiyor.
Sonra da kararını veriyor.
Bulgaristan.
Velhasıl;
mesele yılda 50 bin araç üretecek bir fabrika değil.
Mesele yatırımın yönü.
Türkiye otomotivde Bulgaristan’dan katbekat daha güçlü olabilir.
Ama yatırımcı geçmiş başarılarına bakmıyor.
Yarınına bakıyor.
Ve Great Wall yarını Bulgaristan’da görmüş.
Bence asıl soru da bu:
“Bulgaristan bizi nasıl geçti?” değil…
“Biz elimizde bu kadar avantaj varken yatırımcıyı nasıl Bulgaristan’a kaptırdık?”

