Bugün sıradan bir tüketim ürünü olan kibrit, 19. yüzyılda işçi sağlığı açısından ölümcül sonuçlar doğurabilen bir üretim sürecinin parçasıydı. Özellikle İngiltere'deki kibrit fabrikalarında çalışan kadınlar ve çocuklar, üretimde kullanılan beyaz fosforun zehirli buharına maruz kalıyordu.
Kibrit Fabrikalarında İşçilerin Çeneleri Neden Çürüyordu?

İşçilerde ortaya çıkan hastalık, başlangıçta diş ağrısı ve diş eti iltihabı gibi belirtiler gösteriyor, ilerleyen aşamalarda çene kemiğinin canlılığını kaybetmesine ve çürümesine neden oluyordu. Hastalık, yüz kemiklerinde ağır hasar bırakabiliyor, enfeksiyonun beyne yayılması durumunda ölümle sonuçlanabiliyordu.
Tıp literatüründe fosfor nekrozu olarak adlandırılan bu hastalık, İngiltere'de özellikle kibrit fabrikalarında çalışan yoksul kadın ve çocukların yaşadığı önemli bir meslek hastalığına dönüştü.
Fosforlu kibrit işçilerin çenesini nasıl çürütüyordu?
- yüzyılda yaygınlaşan ve kolayca tutuşabilen kibritlerin üretiminde beyaz fosfor kullanılıyordu. Bu madde, kibritin baş kısmına sürülen karışımın temel bileşenlerinden biriydi. Kibrit üretiminde çalışan işçiler, fosforlu karışımları hazırlarken, kibrit çöplerini bu maddeye batırırken ve kurutma işlemlerini yaparken zehirli buhara maruz kalıyordu.
Beyaz fosforun uzun süre solunması, ağız ve çene dokularında ağır hasara yol açabiliyordu. Özellikle ağız içindeki dokuların ve çene kemiğinin etkilenmesiyle gelişen hastalık, tıp literatüründe fosfor nekrozu olarak adlandırıldı.
Hastalığın ilerleyişi oldukça ağırdı: İşçilerde diş ağrısı, diş eti iltihabı ve ağız içinde yaralar görülüyordu. Diş çekimi sonrasında yaralar normal şekilde iyileşmiyor, enfeksiyon gelişiyordu. Çene kemiğindeki dokular canlılığını kaybederek nekroza uğruyordu. Kemik dokusunun parçalanmasıyla yüz bölgesinde kalıcı şekil bozuklukları oluşabiliyordu. Ağır enfeksiyonlar beyne yayılabiliyor ve ölümle sonuçlanabiliyordu.
Hastalık nedeniyle bazı işçilerin çenelerinin bir bölümü cerrahi müdahaleyle alınmak zorunda kalıyordu. Bu müdahaleler her zaman iyileşme sağlamıyordu. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığına bağlı Toksik Maddeler ve Hastalık Kayıt Ajansı (ATSDR), hastalığın tedavisinde ölü kemik dokusunun ve dişlerin tekrar tekrar çıkarılmasının, apselerin boşaltılmasının ve rekonstrüktif cerrahinin uygulandığını belirtiyor. İyileşme bazı vakalarda yıllar sürebiliyordu.
Bu hastalığın en çarpıcı özelliklerinden biri, işçilerin dişlerini çektirmesinin bile sorunu çözmemesiydi. Çünkü fosforun neden olduğu hasar, yalnızca dişlerle sınırlı değildi; çene kemiğinin kendisi de hastalanıyordu.
Hastalığın en çok gündeme geldiği yerlerden biri, İngiltere'nin Londra kentinin Doğu Yakası'ndaki Bow bölgesinde bulunan Bryant & May kibrit fabrikasıydı.
- yüzyılın ikinci yarısında İngiltere'nin en büyük kibrit üreticilerinden biri olan şirket, binlerce işçi çalıştırıyordu. London Museum'un tarihsel kayıtlarına göre fabrikada 1875 yılına gelindiğinde 5 bin 600'den fazla işçi bulunuyordu. İşçilerin önemli bölümünü kadınlar oluşturuyordu. Bazı çalışanlar henüz çocuk yaşlardaydı.
İşçiler günde 12-14 saat, haftada altı gün çalışıyordu. Üretim sürecinde tahta çöpleri fosforlu karışıma batırılıyor, kurutuluyor, kesiliyor ve kutulanıyordu.
Çalışma koşulları yalnızca zehirli kimyasallara maruz kalmakla sınırlı değildi. İşçilere düşük ücretler ödeniyor, en küçük gerekçelerle ücretlerinden kesinti yapılıyordu. Kirli ayakkabılar, dağınık çalışma tezgâhları ve konuşmak bile para cezasına neden olabiliyordu.
Üstelik işçilerin yemek yedikleri alanlar, fosfor kullanılan üretim bölümlerinden yeterince ayrılmamıştı. Böylece çalışanlar yalnızca üretim sırasında değil, günlük ihtiyaçlarını karşılarken de zehirli maddelere maruz kalıyordu.
Hastalık vakaları gizlendi, işçiler tedavi olmaktan çekindi
Fosfor zehirlenmesinin yol açtığı hastalık, fabrikalarda uzun süre yeterince önlenmedi. İşçiler sağlık sorunları yaşadığında tedavi olmak için hastaneye gitmeleri ücret kaybına neden olabiliyordu.
1892 tarihli bir kayıtta, hastaneye giderek tedavi gören işçilerin ücretlerinin kesilmesinin fabrikada yaygın bir uygulama olduğu aktarılıyor. Hastalığın belirtilerini bildiren işçiler işlerini kaybetme riskiyle de karşı karşıyaydı.
İngiltere Ulusal Arşivleri'nin yayımladığı 1898 tarihli belgeler, fabrikadaki durumun boyutlarını ortaya koyuyor.
Bryant & May fabrikasında 1882-1897 dönemine ilişkin kayıtlarda fosforlu çene hastalığına yakalananlar arasındaki ölüm oranı yüzde 19.15 olarak hesaplandı.
1898 tarihli bir fabrika denetim raporunda ise 1231 çalışanın bulunduğu işletmede 83 kişinin doğrudan, 644 kişinin dolaylı olarak beyaz fosfora maruz kaldığı belirtiliyordu. Yalnızca 504 işçinin fosforla temas etmeyen bölümlerde çalıştığı kaydedilmişti.
Aynı yıl şirket, 17 fosfor zehirlenmesi vakasını yetkililere bildirmediği gerekçesiyle yargılandı. Şirketin yöneticisi ihlalleri kabul etti.
1400 kadın işçi greve çıktı: 1888 Matchgirls Grevi
Fabrikadaki koşullar, 1888 yazında büyük bir işçi mücadelesine dönüştü. İngiliz sosyalist ve kadın hakları savunucusu Annie Besant, Bryant & May işçileriyle görüşerek ücretleri, çalışma koşullarını ve uygulanan para cezalarını araştırdı.
Besant, 23 Haziran 1888'de The Link adlı haftalık yayınında “Londra'da Beyaz Kölelik” başlıklı bir yazı yayımladı. Yazıda kadın ve çocuk işçilerin düşük ücretlerle, uzun saatler boyunca ve sağlıksız koşullarda çalıştırılmasını gündeme taşıdı. Fosfor zehirlenmesinin yarattığı ağır sağlık sorunlarına ve şirket hissedarlarının elde ettiği kârlara da dikkat çekti.
Şirket yönetimi, işçilerin Besant'ın yazısında anlatılanları yalanlamasını istedi. Bunu kabul etmeyen bazı kadınlar işten çıkarıldı veya kendilerine çok az iş verilmeye başlandı. Bunun üzerine yaklaşık 1400 kadın işçi 5 Temmuz 1888'de greve çıktı. Eylem kısa sürede bütün fabrikayı durma noktasına getirdi.
Grevin talepleri yalnızca fosfor zehirlenmesine karşı önlem alınması değildi. İşçiler ücret kesintilerinin kaldırılmasını, kötü çalışma koşullarının düzeltilmesini ve işten çıkarılan arkadaşlarının geri alınmasını istiyordu.
İşçiler, kamuoyunun desteğini de arkasına aldı. Bryant & May ürünlerine yönelik boykot çağrıları yapıldı. Grev sırasında kadın işçiler bir sendika örgütlenmesi oluşturdu. 21 Temmuz 1888'de sona eren grev sonucunda işten çıkarılan işçiler geri alındı ve keyfi para cezası sistemi kaldırıldı. Eylem, İngiltere'de vasıfsız ve düşük ücretli işçilerin örgütlenmesi açısından önemli bir dönüm noktası oldu.
Şirket neden zehirli fosforu kullanmaya devam etti?
Grevin ardından çalışma koşullarına yönelik tartışmalar büyüse de beyaz fosforun kibrit üretiminde kullanılması hemen sona ermedi. Oysa daha az tehlikeli bir alternatif vardı: Kırmızı fosfor. Güvenli kibritlerin üretiminde kullanılan kırmızı fosfor, beyaz fosforun yol açtığı çene nekrozu riskini taşımıyordu.
Ancak üreticiler beyaz fosforun yasaklanmasına karşı çıktı. Bunun gerekçelerinden biri, İngiliz kibrit sanayisinin uluslararası pazardaki rekabet gücünü kaybedeceği endişesiydi. Patronlar, yasaklama halinde ihracatın, kısıtlama uygulamayan ülkelerdeki rakiplere geçebileceğini savunuyordu.
İngiltere'de 1893'te beyaz fosfor kullanılan fabrikalara yönelik özel kurallar getirildi. Fabrikaların sağlık ve güvenlik koşullarına uygunluğu denetlenecekti. Havalandırma ve temizlik olanakları sağlanacaktı. İşçiler yemeklerden ve fabrikadan ayrılmadan önce ellerini ve yüzlerini yıkayacaktı. Diş ağrısı veya çene şişliği yaşayan işçiler işverenin karşılayacağı sağlık muayenesinden geçirilecekti. Çene nekrozu teşhisi konulan işçiler iyileştiklerine dair sağlık raporu almadan fosfor kullanılan işlere dönemeyecekti.
Ancak denetimler ve düzenlemeler hastalığı ortadan kaldırmadı. Patronların bildirim yükümlülüklerini ihlal etmesi ve işçilerin işlerini kaybetme korkusuyla hastalıklarını gizlemesi sorunun sürmesine neden oldu.
Beyaz fosfor ne zaman yasaklandı?
Beyaz fosforun kibrit üretiminde kullanılmasına karşı uluslararası mücadele, 1906'da önemli bir aşamaya ulaştı. 26 Eylül 1906'da İsviçre'nin Bern kentinde imzalanan uluslararası sözleşmeyle, kibrit üretiminde beyaz veya sarı fosfor kullanılması, bu kibritlerin ithalatı ve satışı yasaklanmak üzere devletlere yükümlülük getirildi.
İngiltere'de ise 21 Aralık 1908'de White Phosphorus Matches Prohibition Act kabul edildi. Yasa, beyaz fosfor kullanılan kibritlerin üretilmesini, satılmasını ve ithal edilmesini yasakladı. Düzenleme 1 Ocak 1910'da yürürlüğe girdi.
Bryant & May şirketi de 1901'de beyaz fosfor kullanımını bırakacağını açıklamıştı. Böylece işçi sağlığı açısından ölümcül sonuçlar doğuran üretim yöntemi, önce şirket düzeyinde terk edildi, ardından yasal yasaklarla sınırlandırıldı.
Bir kibritin bedelini kim ödüyordu?
- yüzyılın kibrit fabrikalarında yaşananlar, sanayileşmenin yalnızca teknolojik gelişme ve üretim artışından ibaret olmadığını gösteren örneklerden biri oldu.
Gündelik hayatı kolaylaştıran ucuz bir tüketim ürününün üretim maliyeti, kadın ve çocuk işçilerin sağlığı üzerinden karşılanıyordu. İşverenlerin üretim ve rekabet kaygıları, zehirli kimyasallara maruz kalan işçilerin yaşam hakkının önüne geçebiliyordu.
Bryant & May işçilerinin 1888'deki grevi ise bu koşulların değişmesinde işçi örgütlenmesinin rolünü ortaya koydu. Kadın işçilerin birlikte hareket etmesi, yalnızca ücret ve çalışma koşullarına ilişkin kazanımlar sağlamadı; meslek hastalıklarının kamuoyunda tartışılmasına ve daha sıkı yasal düzenlemelerin gündeme gelmesine de katkıda bulundu.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
App Store'dan İndir
Google Play'den İndir




