Son dönemde Türkiye’de şöyle bir anlayış geliştirildi:
Kola Girme Müdafaası

Yollar apayrıysa, fikirler üzerinden sert mücadeleler veriliyorsa... En küçük bir insani temas, diyalog ya da jest ihanettir.
Bu yaklaşım...
- Düşmanlık körüklüyor.
- En küçük bir medeni ilişkiye bile tahammül göstermiyor.
- El sıkışmayı bile siyasi ödün olarak algılıyor.
- Kola girmeyi bile tüm iddialardan vazgeçmek olarak değerlendiriyor.
- Diş biletiyor, kapı kapattırıyor, yumruk sıktırıyor.
Bu yaklaşımın yerin dibine geçirilmesi şart.
Bir babayiğidin çıkıp da...
“Ben hem çatır çatır siyasi mücadelemi veririm hem de medeni ilişkilerimi sürdürürüm arkadaş” diye racon kesmesinin vakti geldi de geçiyor bile.
SARIGÜL’ÜN BERBAT SAVUNMASI
Hande Fırat’ın programında İsmail Dükel’e mesajlar göndererek kendini savunmuş Mustafa Sarıgül.
Söylediklerine şöyle bir baktım. Çıkardığım sonuç şu oldu:
Çaresiz bir çırpınış içinde. Hiçbir cümlesi kurtarmıyor.
Konu konu bakalım söylediklerine:
- İSTİFA: Partiden istifa edeceğini söylüyor ama dokunulmazlık konusuna hiç girmiyor. Dokunulmazlık cısss onun için.
- AKLANMA: Aklanacağını söylüyor Sarıgül. İyi ama nasıl? Yargılanmıyor ki. Yargılanmayacak ki. Nasıl aklanacak? Bunu söylemiyor.
- 15 SENE: Cinsel saldırı mağdurlarının 15 sene niye beklediklerini sorguluyor. Cinsel saldırı mağdurlarının harekete geçmelerinin ne kadar zor bir iş olduğunu idrak edemiyor. Mağdurlara karşı hiçbir empati geliştirememesi, kişiliği hakkında epey ipucu veriyor yani.
- SAVCI: Savcı çağırırsa hemen gidermiş. Senin dokunulmazlığın var. Savcı seni nasıl çağırsın? Seni şüpheli olarak bile sorgulayamaz ki savcı. “Çağırırsa hemen giderim” demesinin bir karşılığı yok yani.
- 65 BİN GENÇ: “O kamplara 65 bin genç katıldı, 65 bininde bir şey yok da bu iki abla kardeşte mi var” diyor Sarıgül. Ne yani? Üçünde beşinde olunca sayılmıyor mu? İlle de 65 binini birden mi istismar etmen gerekiyor?
Neyse ya...
Daha fazla yazamayacağım.
Sadece şu kadarını söyleyeyim:
Bu savunma stratejisiyle işi çok zor Mustafa Sarıgül’ün.
FON / SARIGÜL PRENSİPLERİ
- BİRİNCİ PRENSİP: Fon konusu, Sarıgül konusunun yerini tutmaz. Sarıgül konusu, fon konusunun yerini tutmaz.
- İKİNCİ PRENSİP: Sarıgül konusunu konuşmak, fon konusunu konuşmaya engel değil. Fon konusunu konuşmak da Sarıgül meselesini konuşmaya engel değil.
- ÜÇÜNCÜ PRENSİP: Fon olayı, Sarıgül olayıyla örtülmez. Sarıgül olayı da fon olayıyla perdelenmez.
- DÖRDÜNCÜ PRENSİP: Fon konusunu, Sarıgül konusuyla yarıştırmak... Hem fon soyguncularını hem de Sarıgül’ü rahatlatır.
AZERBAYCAN SİYASETİ İŞTE BÖYLE OLUR
Azerbaycan konusunda ne yapıyor Cumhurbaşkanı Erdoğan?
- Yapıcı tutumdan bir an olsun vazgeçmiyor.
- Kardeşlik mesajı dışında bir mesaj vermiyor.
- İhtilafları körükleme yoluna gitmiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan siyaseti budur.
Erdoğan’ın takipçilerinin, sevenlerinin, bürokratlarının izlemesi gereken siyaset budur.
FİTNEYE, FESADA, NİFAKA ATILAN İKİ OKKALI TOKAT
Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği iki mesaj:
- MESAJ BİR: Türk dünyası aile fotoğrafında ayrılığa yer yoktur.
- MESAJ İKİ: Biriz, ezelden ebede kadar kardeşiz.
Bu iki mesaj...
Fitneye, fesada, nifaka karşı atılmış iki okkalı tokattır.
24 SAATTE İKİ TELEFON GÖRÜŞMESİNİN SIRRI
Erdoğan ile Trump, 24 saatte iki kez telefonla görüştü.
“Neler oluyor” sorusunun kısa yanıtları:
- Trump, İran’a yönelik yoğun ve kısa bir saldırı dalgasına hazırlanıyor.
- Erdoğan, böyle bir saldırının gerçekleşmemesi için çabalıyor.
- Amaç: İran ile ABD’yi yeniden müzakere masasına oturtmak.
- İki tarafla da görüşülüyor, iki tarafa da somut teklifler sunuluyor.
- Erdoğan, barış hamlesinde Mekke İttifakı adına hareket ediyor.
SUS LEVENT SUS
Levent İnanır’ın açıklamaları, dayısı Kadir İnanır’ın ruhunu incitecek noktaları çoktan aştı.
Her gün rezil bir açıklamayla çıkıyor kamuoyunun karşısına.
Yok dayısının pahalı saatleri varmış, yok dayısının eşyalarına mahkeme tedbir koymuş, yok dayısının altın çakmakları kaybolmuş.
Bırakın Kadir İnanır’ın yeğenini, Kadir İnanır’a birazıcık saygısı olan bir insan yapmaz bunun yaptığını.
Levent İnanır adına utanmaktan iflahımız kesildi.
Hiç mi eşi dostu yok bu Levent İnanır’ın, kendisini “Yeter, daha fazla rezil etme kendini” diye uyaracak.



