BirGün
Haber akışına dön

Kötülük Ancak Korkutarak Hüküm Sürer

Kötülük Ancak Korkutarak Hüküm Sürer

Korkarız. Doğal bu, insanız çünkü. İnsanların toplamından oluşan toplumlar da korkar. Ancak “doğal”ın üzerine çıkıp insanlığımızın farkını göstereceğimiz yer de korkuyla baş edebilme becerimizdir. Korkuya teslim olmama, korkunun esiri olmama kapasitemiz…

Kendimden biliyorum. Mamak’tan çıktıktan hemen sonraydı. DAL’ın, Mamak’ın izleri üzerimde… Dışarıdayım ama içeridekinden beter bir korku içindeyim. Kapının her çalışında, yolda arkamda hissettiğim her ayak sesinde yine alınacak, DAL’a, Mamak’a götürülecekmişim gibi hissediyorum.

Korkuyla büzüşüyor, eziliyor, kendi kendimi yok ediyordum.

Belki daha önce de yazdım. Eve kapanıp sadece kitap okuduğum günlerden birinde, klasiklerden birinde “Korkunun düşüncesi korkunun kendisinden daha korkunçtur!” diye bir cümle okudum. Aklımda Balzac’tan diye kalmıştı. Cümle belki tam öyle değildi de ben öyle yapmıştım.

Ama beni sağalttı, kabuğumu kırdım, dışarı çıktım, tüm korkularımın üzerine yürümeye başladım.

Öyle ya, DAL’dan, Mamak’tan geçmiş, oralarda korkunun kendisini yaşarken bu kadar korkmamıştım.

Müteşekkir olduğum o cümlenin peşine düştüm. Okuduğum romanlara tekrar baktım ama aynısını bulamadım.

Montaigne Denemeler’inde “Dünyada en çok korktuğum şey korkunun kendisidir” demişti. Paulo Coelho da Simyacı’da “Acı çekme korkusu, acının kendisinden daha kötüdür” diyordu. Galiba bunları karıştırıp kendime uyarlamıştım. İşe de yaradı. Ne zaman korksam, o cümleye sarılırım.

O yüzden BirGün’ün perşembe günkü manşeti SİZDEN KORKMUYORUZ muhteşemdi. Dünkü SUÇLUYUZ AMA YAZAMAZSIN manşeti de. Bu ikisi birbirine bağlı!

Kötülük suçtur, suç da kötülük. Kötülük suçlar işler, suçlarını korkutarak örtmek ister. Ve ancak korkutarak hüküm sürer kötülük. Onun korkusu da cesarettir, kendisinden korkulmamasıdır!

Araştıran, inceleyen, sorgulayan, yazan gazeteciler yargılanıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, cezaevine konuyorlar. Neden? Halkı yanıltıcı bilgi yaydıkları için!

İktidar medyanın yüzde 90’ına hâkim, “gazeteci”lerin yüzde 90’ı iktidarın sesi olmuş, ama her ne hikmetse o yüzde 90 içinden hiç “halkı yanıltan” çıkmıyor.

Mızrak çuvala sığmıyor, paraya pula bulaşan oluyor ama toz pembe bir ülke tablosu çizenler halkı hiç yanıltmıyor!

Araştıran, soran, sorgulayan ve yazanlar içeri atılıyorlar. Yazdıkları ve hatta yazmadıkları nedeniyle. Sonra biz slogan atıyoruz: İsmail çıkacak, yine yazacak! Murat çıkacak, yine yazacak! Merdan çıkacak, yine yazacak!

Eksik… Korkmuyorlar, içeriden de yazıyorlar. Susturulamıyorlar. Onları korkutamadıklarını, korkutamayacaklarını biliyor ama onlara yaptıklarıyla hepimizi, tüm toplumu korkutmak istiyorlar.

Kötülüğün ancak korkutarak hüküm sürebileceğini de biliyorlar!

Korktukça acı çekiyor ve kendinizi dört duvar arasına kapatılanlardan daha kalın duvarlarla çevrilmiş, çaresiz hissediyorsunuz.

BirGün’e, BirGün TV’de Medyaterapi programını sunan Zafer Arapkirli’ye davalar açılıyor. Suça adres gösterdi diye!

İzleyin Medyaterapi’yi, Arapkirli’yi dinleyin; korkuya meydan okuyan, cesaret saçan bir ses duyarsınız. Benim o meşhur cümle gibi terapi yerine geçer.

Korkusunu yenen her şeyi yener. Bunun bir yolu da yalnız olmadığınızı bilmek, YAN YANA durmaktır. Yan yana durduğunuzda korku da kötülük de yenilir, iyilik olur.

Korkmuyoruz, susmuyoruz, sansüre hayır, habere özgürlük demek için bugün birçok ilde gazeteciler sokağa çıkıyor. Sorun sadece gazetecilerin, gazeteciliğin sorunu değil ki. Onların yanında durarak, yanınızda olanların yanında olarak başlayabilirsiniz korkunun üzerine gitmeye.

Hele bir deneyin. Yanınızda olanların yanında olmak size de iyi gelecek. Yan yana olabilirsek; korku da kötülük de gidecek. İyilik gelecek!

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net