Anadolu Ajansı
Haber akışına dön

Küme Vakfının "Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" Programı Başladı

Küme Vakfının "Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" Programı Başladı

Kültür Medeniyet Vakfının (KÜME) "ODAK" projesi kapsamında Anadolu Ajansı ve Rami Kütüphanesi ortaklığında hazırlanan "Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" başlıklı program başladı.

Karaköy Palas'ta gerçekleştirilen programda, kültür sanat haberciliğinden yazılı hafızaya, arşivlerden yayıncılık ve müze eğitimine uzanan başlıklar ele alınıyor.

Programın "Yüz Yüze" kısmında, gazeteci Aysun Öz moderatörlüğünde "Haber Masasında Kültür Sanat" başlıklı söyleşi düzenlendi. Etkinlikte, Anadolu Ajansı (AA) Kültür Sanat Haberleri Müdürü Bünyamin Yılmaz konuşma yaptı.

Yılmaz, AA'nın kültür sanat alanında ürettiği haberlerle diğer medya kuruluşları için önemli bir haber kaynağı ve referans noktası niteliği taşıdığını belirterek, sergilerden konserlere, tiyatro ve opera gösterilerinden edebiyat dünyasındaki gelişmelere kadar geniş bir alanda hazırlanan haberlerin kültür sanat gündeminin ülke genelinde görünürlük kazanmasına katkı sağladığını anlattı.

"Birbirinden farklı alanlarda özellikle görevlendirme yapmaya çalışıyorum"

Ajansın 13 dilde kültür sanat haberleri yayınladığını aktaran Yılmaz, ayrıca AA bünyesinde günlük üretilen kültür sanat haberlerinden en az 8 sayfalık bir kültür sanat gazetesi çıkabileceğini söyledi.

Yılmaz, İstanbul'un başlı başına kültür sanat anlamında bir merkez olduğuna işaret ederek, hem İstanbul'da hem de dünyada kültür sanat etkinliklerine dair haftalık bir rehber niteliğinde haber hazırlandığı bilgisini verdi.

Konuşmasında kültür sanat haberciliğinde opera, tiyatro, müzik ya da sinema alanında uzmanlaşmanın önemli olduğundan bahseden Yılmaz, ajansta yoğun haber akışı dolayısıyla bir muhabirin çok fazla alanda etkinlik takip etmesinin de farklı bir tecrübeyi barındırdığına dikkati çekti.

Yılmaz, "Arkadaşların tecrübe kazanabilmesi için birbirinden farklı alanlarda özellikle görevlendirme yapmaya çalışıyorum. Bazen bir muhabir hiç bilmediği bir alana düşebiliyor. Orada bocalaması aslında çok güzel bir şey. O mücadeleyi yaşaman gerekiyor, yaşayamazsan bu işi anlayamazsın." dedi.

"Muhabirin, haberdeki insanlarla da vakit geçirmesi lazım"

Muhabirlerin sanat dünyasıyla daha fazla iletişim içerisinde olması gerektiğini söyleyen Bünyamin Yılmaz, şunları kaydetti:

"Muhabir, haberini yazmış, içeriği de dolu ama benim istediğim sadece bu değil. Muhabirin, haberdeki insanlarla da vakit geçirmesi lazım. Bu süreç zamanla oluşuyor fakat mesafeyi de ayarlamak gerekiyor. Bazen PR'cılarla da muhatap oluyorsunuz. Oradan gelen haberler de sizi yönlendiriyor olabilir. Mesafe koymazsanız bu durum belli bir zaman sonra sizi başka bir şeye dönüştürür. Bu mesafe, bir haber mesafesi. Yoksa insani reflekslerde kaçınmaya gerek yok."

Yılmaz, kültür sanat haberciliğinin bazen eğlenceli fakat her zaman tetikte olmayı gerektirecek bir alan olduğunun altını çizerek, "Hepimizin sığındığı bir alan var, o da sanat. Bu, öyle bir alan ki ciddi bir şekilde değer vermen gerekiyor. Sadece bir ajans ya da gazete ya da bir kurum için değil, insanın kendisi için de durum böyle. Dolayısıyla bu alanda çalışan muhabirin o tecrübeyi içinde barındırıyor olması lazım." diye konuştu.

"Sıradan bir bakışla görmeye başlarsanız o zaman bir haberin içinde kaybolup gidersiniz"

Medyada klasik mecraların azalmasıyla birlikte dijital kanalların çoğaldığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

"Yeni mecralarla birlikte kültür sanatı ele almak gerekiyor. Biz yazılı haber üretiyoruz. Aynı zamanda görüntülü haberler de var. Çok farklı mecralar oluşmaya başladı. İşin içine yapay zeka girdi. Düne kadar sizin zor zahmet diye dünyaya anlattığınız şeylerin hiçbirinin zahmeti kalmadı. O zaman size düşen yük, daha da fazlalaşmaya başladı. Eğer siz sıradan bir bakışla değerlendirmeye başlarsanız o zaman bir haberin içinde kaybolup gidersiniz. İnsanlara sadece bir malumat yığını aktarırsınız."

Bünyamin Yılmaz, kültür sanat haberciliğinde Türkiye'yi dünyayla birlikte okuyabilmenin önemine işaret ederek, muhabirlerin çağdaş ve geleneksel sanatlar, sinema ve televizyon gibi farklı alanlardaki gelişmeleri küresel bir perspektifle ele alması gerektiğini kaydetti.

Kültür sanat haberciliğinin aynı zamanda bir hafıza toplayıcılığı olduğunu dile getiren Yılmaz, "Hafızamız sürekli bir şeyler topluyor ve bu topladığımız şeyler ne işe yarıyor bilmiyoruz. Bugün için haber yapıyoruz ama yarın için belki Türkiye'nin dünyaya anlatabilecek hikayelerinin altyapısını oluşturuyoruz. Bu yüzden yaptığımız iş çok kıymetli." değerlendirmesini yaptı.

"Yüz Yüze" kısmında ayrıca, gazeteci, sanat eleştirmeni ve "Türkiye'nin Sanat Hafızası" kitabının yazarı Evrim Altuğ'un katılımıyla "Kültür Sanatın Yazılı Hafızası", Salt Kütüphane ve Arşiv Yöneticisi Sezin Romi'nin katılımıyla "Arşivden Yayına Kültür Sanat", Fibula Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Reyyan Büyükgümüş ve İstanbul Modern Sanat Müzesi Eğitim Programları Tasarımcısı Eda Dereci'nin katılımıyla "Kültür Sanatı Çocukla Buluşturmak" başlıklı söyleşi gerçekleştirildi.

Kültür sanat haberciliğinin sorunları Karaköy Palas'ta konuşuldu

"Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya" programında kültür-sanat haberciliğinin durumu ve geleceğine ilişkin konular masaya yatırıldı.

Doç. Dr. Yusuf Ziya Gökçek'in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen programın "Kültür Sanat Haberciliğinin Temel Sorunları" başlıklı açık masa oturumunda Art Column Yayın Koordinatörü Ümmühan Kazanç, Anadolu Ajansı Stratejik İletişim ve Marka Yönetimi Direktörü Hazal Duran ve TRT 2 Kültür Sanat Şef Editörü Kübra Nur Nilüfer konuştu.

Ümmühan Kazanç, kültür sanat haberciliğinin sorunlarının haber seçimi ve yayın hazırlığı aşamalarından önce başladığına dikkati çekerek, bağımsız kültür sanat yayınlarının karşı karşıya bulunduğu ekonomik güçlükleri anlattı.

Basılı ve dijital yayınların sürdürülebilirliğini sağlayacak destek fonları oluşturulmalı

Bağımsız yayınların çoğunlukla bir veya iki kişilik ekiplerle faaliyetlerini sürdürmeye çalıştıklarını belirten Kazanç, sanat yazarlarının, eleştirmenlerin ve küratörlerin uzman görüşlerine yer vermenin ekonomik koşullar nedeniyle giderek zorlaştığını ifade etti.

Kazanç, bu durumun yayınlardaki düşünce çeşitliliğini azalttığını ve eleştirel bakış açısını sınırlandırdığını kaydederek, yayın gelirlerinin önemli bir bölümünün vergi ve diğer giderlere ayrılmasının nitelikli yayıncılığı sürdürmeyi güçleştirdiğini dile getirdi.

Ekonomik sorunların haber takibi ve araştırma süreçlerini de doğrudan etkilediğine işaret eden Kazanç, başka şehirlerdeki sergi ve etkinliklerin yanı sıra yurt dışındaki bienal, fuar ve sanat organizasyonlarını yerinde takip etmenin bağımsız yayınlar açısından ciddi maliyet oluşturduğunu bildirdi.

Kazanç, kültür sanat yayınlarının desteklenmesine yönelik özel bir hibe mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu, basılı ve dijital yayınların sürdürülebilirliğini sağlayacak destek fonlarının oluşturulması gerektiğini belirtti.

Ekonomik güçlüklerin yalnızca yayıncıları değil, sanatçıları da etkilediğine dikkati çeken Kazanç, sanatçıların atölye kiralarını ve üretim malzemelerinin maliyetlerini karşılamakta zorlandığını, bazı sanatçıların üretimlerini sürdürebilmek için güç koşullarda yaşam mücadelesi verdiğini anlattı.

Kazanç, kültür sanat haberciliğinin yalnızca sergi açılışlarını, sanatçı başarılarını ve etkinlik duyurularını aktarmakla sınırlı olmadığını ifade etti.

"Ekonomi meselesi bence de bu işin aslında dünyada da temel problemlerinden birisi"

Anadolu Ajansı Stratejik İletişim ve Marka Yönetimi Direktörü Hazal Duran, kültür sanat haberciliğinin dünyadaki medya dönüşümünden bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirterek, ekonomik koşulların yanı sıra dijitalleşme ve yapay zekanın da yayıncılık süreçlerini etkilediğini söyledi.

Duran, kültür sanat haberciliğinin dünyadaki mevcut durumdan bağımsız konuşulamayacağını belirterek, "Ekonomi meselesi bence de bu işin aslında dünyada da temel problemlerinden birisi. Türkiye'de de aynı şekilde etkiliyor kültür sanat haberciliğindeki üretimi. Bir diğer faktör de aslında şu an hep bizim konuştuğumuz dijital dönüşüm, yapay zeka gibi hususlar çünkü biz özellikle dijital dönüşümün etkilerini son 10-15 yılda gittikçe artan bir şekilde yaşıyoruz fakat özellikle son 5 yılda haberciliği, dönüştürdüğü yeri daha net görmeye başladık." dedi.

Reuters'ın her yıl yayımladığı dijital haber raporuna değinen Duran, 51 ülkeyi kapsayan araştırmada medya profesyonellerinin önemli bir bölümünün haberciliğin geleceğine ilişkin olumsuz beklenti taşıdıklarını aktardı.

Dijital platformlara yapılan yatırımlar artarken medya kuruluşlarında istihdamın azalmasının sektördeki sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Duran, yapay zeka destekli arama sistemlerinin kullanıcıların bilgiye doğrudan ulaşmalarını sağlamasının haber sitelerinin ziyaretçi trafiğini ve gelirlerini olumsuz etkileyebildiğine dikkati çekti.

Duran, sanatçıların ve kültür kurumlarının kendi platformları üzerinden içeriklerini doğrudan paylaşabilmelerinin yeni imkanlar sunduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"İlk bakışta pozitif bir şey olarak görülebilir çünkü gazetecinin ya da medya kuruluşlarının oradaki bilgi aktarmadaki aracı rolünün değiştiğini görüyoruz. Artık ben direkt bir aracıya sahip olmak zorunda değilim. Kendim de doğrudan içeriğimi yayabilirim fakat burada bir eşitsizlik var. Neden? Çünkü çok imkana sahip platformların ya da çok takipçi sayısına sahip platformlar, bunu daha kolay yapabilirken bu imkanlara sahip olmayan platformların, özellikle bağımsız kültür sanat üreticilerinin bu noktada ciddi bir sıkıntı yaşadığını görüyoruz."

Duran, dijital tanıtım kampanyalarının da bu eşitsizliği derinleştirebildiğini, daha fazla kaynağa ve takipçiye sahip kurumların içeriklerini geniş kitlelere ulaştırırken bağımsız üreticilerin görünürlük elde etmekte zorlandıklarını dile getirdi.

Yapay zekanın çeviri ve özetleme gibi alanlarda kolaylık sağladığını ancak özgün habercilik ve bağlam oluşturma açısından yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini belirten Duran, kültür sanat haberciliğinde yalnızca ne, nerede ve ne zaman sorularına yanıt veren içeriklerin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Özgün içerik üretiminin daha fazla zaman ve insan kaynağı gerektirdiğinin altını çizen Duran, etkinlik duyuruları ve basın bültenleriyle sınırlı kalan habercilik yerine kültürel gelişmeleri farklı yönleriyle ele alan, arka planını ortaya koyan ve bağlam oluşturan haberlere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Duran, medya kuruluşlarında uzmanlaşmış muhabir sayısının azalmasının da kültür sanat haberciliğinin niteliğini etkilediğine dikkati çekerek, bağımsız sanatçıların ve küçük kültür kurumlarının büyük kuruluşlara kıyasla haber gündeminde daha az yer bulabildiklerini kaydetti.

Anadolu Ajansının kültür sanat biriminde yılda yaklaşık 3 bin haber üretildiğini anlatan Duran, bu haberlerin yaklaşık altıda birinin özgün, özel veya araştırma haberciliği kapsamında değerlendirilebilecek içeriklerden oluştuğunu bildirdi.

"Bize sunulan kaynaklar dışında başka kaynaklara bakmalıyız"

TRT 2 Kültür Sanat Şef Editörü Kübra Nur Nilüfer de kültür sanat haberciliğinde haber kaynaklarının doğrulanması, editoryal seçim ve uzmanlaşmanın önemine değindi.

Kültür sanat haberciliğinde gündemi takip etmenin yanı sıra gündem oluşturmanın da önemli olduğunu belirten Nilüfer, şu bilgileri verdi:

"Basın bültenleri her ne kadar beslendiğimiz kaynaklar olsa da aslında onlar da sonuçta insan elinden çıkan metinler olduğu için zaman zaman yanlış bilgileri kapsayabiliyor mesela. Bir muhabir veya bir editör ilk anda sırtını güvenle yaslayabileceği bir kaynak gibi görürken basın bülteni için 'teyide muhtaç' bir kaynak olarak zihninde kalmalı diye düşünüyorum. Bunca bilginin hızla üretildiği ve bilginin kopyasının da kopyasının var olduğu bir dünya düzeninde habercilikte teyit önemli. Bize sunulan kaynaklar dışında başka kaynaklara bakmalıyız."

Uzmanlaşmanın haberin derinliğini doğrudan etkilediğine dikkati çeken Nilüfer, kültür sanat haberciliği yapan gazetecilerin sanat tarihi, modern ve çağdaş sanat gibi alanlarda temel bilgiye sahip olmaları ve ilgili literatürü takip etmeleri gerektiğini vurguladı.

Nilüfer, kültür sanat haberciliğinin İstanbul merkezli yürütülmesinin diğer şehirlerdeki sanatçı ve kurumların görünürlüğünü sınırlayabildiğine dikkati çekerek, "Şirince'de atölyesinde üretim yapan bir sanatçının da İstanbul'da, Karaköy'deki bir seramik sanatçısı kadar görünür olabilmesi lazım. Hiç değilse kamu yayıncılığı yapan bizler açısından kalbimizden geçen bu. Bunu da yine kamu yayıncısı olması nedeniyle TRT'de tabii geniş bir yurt haber ağı olduğu için ekrana getirmeye çalışıyoruz. Biraz İstanbul merkezli bir habercilik söz konusu oluyor. Dünyada da yine takip ettiğimiz ajanslar var. Anadolu Ajansı bu anlamda çok büyük ortaklık kurduğumuz bir ajans." dedi.

Oturumda ayrıca yapay zekanın haber üretimindeki rolü, yapay zeka tarafından hazırlanan içeriklerin ayırt edilmesi, yoğun etkinlik takvimi içinde haber değeri taşıyan çalışmaların belirlenmesi ve kültür sanat yayıncılığında nitelikli içerik üretiminin sürdürülmesi konuları katılımcıların soruları doğrultusunda tartışıldı.

Açılış konuşmalarıyla başlayan program, "Sonuç Raporu" oturumuyla tamamlanacak.

Oturumlarda ortaya çıkan ortak ihtiyaçlar, farklı görüşler ve çözüm önerilerinin program sonrasında hazırlanacak yazılı rapora kaynak oluşturması hedefleniyor.

Kültür sanat üretiminin platformlaşması Karaköy Palas'ta konuşuldu

Programda "Kültür Sanat Üretiminin Platformlaşması" başlıklı açık masa oturumu gerçekleştirildi.

Doç. Dr. Yusuf Ziya Gökçek'in moderatörlüğündeki oturumda, AA Spot Haberleri Müdürü Hale Aydoğmuş, Arkitekt Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Darbaz Karaca, istan.cool Genel Yayın Yönetmeni ve içerik üreticisi Recep T. Çelik ile Skyroad Dijital Yayın Yönetmeni Ayşegül Arslan Özşahin konuştu.

Katılımcılar, kültür sanat haberciliğinde dijital platformların içerik üretimine etkisi, yapay zeka kullanımı, yayıncılıkta sürdürülebilirlik ve farklı mecralara uyum sağlama konularını Karaköy Palas'ta düzenlenen oturumda değerlendirdi.

"İsteriz ki daha fazla kişi okuyabilsin, daha fazla kişi izleyebilsin"

Hale Aydoğmuş, dijitalleşmeyle birlikte yayıncılık süreçlerinin değiştiğini belirterek, içerik üreticilerinin platformların dinamiklerini dikkate alırken yayıncılık ilkelerinden de ödün vermemesi gerektiğini söyledi.

Platformların, haber içeriklerinin okuyucu ve izleyiciyle buluşmasında belirleyici hale geldiğine işaret eden Aydoğmuş, şunları kaydetti:

"İçeriğiniz iyiyse onun bir şekilde değerini bulduğunu en azından çoğu zaman söylemek mümkün. Dijitalleşen dünyada içeriklerinizi alıcısıyla buluşturabilmek için bir şekilde platformlara, dijital mecralara ihtiyacınız var ve bu mecralar sizin içeriklerinize yön vermeye başlıyor. Bu da bir nevi kötü haber sayılabilir. Bana göre burada bir denge sağlamak çok önemli. Haberciler, kamuya yönelik yayıncılık yapan insanlar oldukları için hazırladıkları içeriklerin kimlerle ne zaman buluştuğunu da önemserler. İsteriz ki daha fazla kişi okuyabilsin, daha fazla kişi izleyebilsin."

Aydoğmuş, platformların sunduğu imkanlardan yararlanırken içerik üzerindeki kontrolün korunması gerektiğinin altını çizerek, dijital mecraların yayıncılıkta yeni imkanlar sunduğunu ancak içerik üreticilerini belirli kalıplara yönlendirebildiğini aktardı.

"Habercilik yapmıyorsanız 'İyi içerik kime göre iyi içerik?' diye bir soruyla karşılaşıyorsunuz"

istan.cool Genel Yayın Yönetmeni ve içerik üreticisi Recep T. Çelik, kültür sanat içeriklerinin dijital platformlarda görünürlük kazanmasının kolay olmadığını aktararak, yayıncıların içerik niteliğinin yanı sıra takipçi kitlesi ve ekonomik sürdürülebilirlik gibi unsurları da gözetmek zorunda kaldığını anlattı.

Platformların etkileşim odaklı yapısının kültür sanat yayıncılığını etkilediğini söyleyen Çelik, iyi içerik üretmenin tek başına yeterli olmayabildiğini belirterek, "İyi içerik aslında çok öznel bir durum. Habercilik yapmıyorsanız 'İyi içerik kime göre iyi içerik?' diye bir soruyla karşılaşıyorsunuz. Bu da sizin takipçi kitlenizle, kendi komünitenizle doğrudan alakalı. Sizin ve onlar için iyi bir içerikse evet tutuyor." ifadelerini kullandı.

Çelik, kültür sanat alanında faaliyet gösteren dijital yayınların gelir elde edebilmek için farklı içerik türlerine ve işbirliklerine yöneldiğini belirterek platformların ekonomik koşullarının yayıncılık tercihlerini doğrudan etkilediğini dile getirdi.

"Dolayısıyla kaygımız da hep nitelikli içerik üzerinden ilerliyor"

Arkitekt Genel Yayın Yönetmeni Yasemin Darbaz Karaca da Arkitekt'in içerik üretiminde popülerlikten ziyade nitelikli bilgi ve arşiv değerini öncelediğini anlatarak mimarlık alanında hazırlanan içeriklerin doğruluk ve uzmanlık bakımından titizlikle ele alınması gerektiğini söyledi.

Platformun yayın çizgisini oluştururken takipçilerinin beklentilerini dikkate aldıklarını ifade eden Karaca, "Bizim çizdiğimiz çerçeve de bu gözle bakılarak çizilmiş bir çerçeve, yani nitelikli bir arşiv platformu oluşturmak. Burada ürettiğimiz her şeyin bundan 10 sene sonra konusu geldiğinde başvurulacak bir kaynak olması. Dolayısıyla kaygımız da hep nitelikli içerik üzerinden ilerliyor." dedi.

Karaca, mimarlık alanında kullanılan dilin ve görsel anlatımın da içeriğin niteliğinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, yapay zekadan yararlanırken üretilen bilgilerin ve ifadelerin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini kaydetti.

"Sosyal medya mecralarının hiçbiri derinleşmek için doğru yer değil"

Skyroad Dijital Yayın Yönetmeni Ayşegül Arslan Özşahin ise farklı dijital mecraların kendilerine özgü içerik dili ve kullanıcı alışkanlıkları bulunduğuna dikkati çekerek, yayıncıların her platform için ayrı bir içerik planlaması yapması gerektiği görüşünü paylaştı.

Dergi yayıncılığından dijital mecralara geçiş sürecinde içeriklerin yeniden biçimlendirilmesinin önemini gördüklerini aktaran Özşahin, uzun röportaj ve haberlerin sosyal medya platformlarında doğrudan yayımlanmasının her zaman beklenen karşılığı vermediğini belirtti.

Sosyal medyanın daha çok kısa ve hızlı içeriklerle öne çıktığını, derinlemesine bilgiye ulaşmak isteyen okurlar için internet siteleri, uzun formatlı videolar ve podcastlerin önemini koruduğunu dile getiren Özşahin, "Sosyal medya mecralarının hiçbiri derinleşmek için doğru yer değil. Eğer derinleşmek istiyorsak, arka bahçeye doğru girmek istiyorsak bunun yeri hala bence yazılar, web siteleri, daha uzun içerikler, iyi podcastler. İnsanoğlunun refleksleri çok da değişmiyor. Hala iyi bir bilgiye ulaşmak için vakit ayırıyor." diye konuştu.

Özşahin, içerik üreticilerinin farklı mecralardaki kullanıcı alışkanlıklarını takip etmesinin ve iyi bir içerik tüketicisi olmasının üretim süreçlerine katkı sağladığını söyledi.

Oturumda ayrıca yapay zekanın içerik üretiminde kullanımı, sosyal medya algoritmalarının yayıncılık kararlarına etkisi, kültür sanat yayınlarının finansman kaynakları ve dijital mecralarda nitelikli içeriklerin görünürlüğünü artırma yolları ele alındı.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
aa.com.tr