ABD Başkanı Donald Trump'ın tarife adımlarının ortaya koyduğu endişelerle başlayan ve yılın ilk yarısında enflasyon-resesyon ikileminin belirginleştiği 2025 yılı, ABD Merkez Bankasına (Fed) yönelik güvercin beklentilerin güç kazandığı bir görünümle tamamlanıyor.

Geçen hafta açıklanan makroekonomik verilere göre ABD ekonomisi, öncü verilere göre bu yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 4,3 ile öngörülerin üzerinde büyürken, söz konusu performans 2023'ün üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek büyüme oranı olarak kayıtlara geçti. Ülkede sanayi üretimi ekimde yüzde 0,1 azalmasının ardından kasımda yüzde 0,2 artış kaydetti.

Analistler, ABD'de hükümetin tarihin en uzun kapanmasını yaşamasının ardından bu süre zarfında ekonomik aktiviteye ilişkin verilerin tam anlamıyla ölçülemediğine yönelik değerlendirmelere dikkati çekerek, nihai büyüme rakamlarının ülke ekonomisine dair daha kapsamlı bir tablo sunacağını kaydetti.

ABD'nin öngörüleri aşan büyüme performansı sergilemesi, bir süredir yapay zeka ve teknoloji şirketlerine ilişkin yüksek değerleme endişelerini yatıştırarak geçen hafta piyasalarda risk iştahını desteklerken, Noel tatili sebebiyle düşük işlem hacimleri dikkati çekti.

Gelecek hafta Fed'in toplantı tutanakları takip edilecek. ABD tarafında yatırımcıları yılbaşı tatilinin etkisiyle sakin bir veri akışı beklerken, Fed'in son toplantısına yönelik toplantı tutanakları yatırımcıların odağına yerleşti.

Analistler, Fed toplantı tutanaklarında gelecekte bankanın atacağı adımlara yönelik sinyaller aranacağını belirterek, yetkililerin enflasyonla mücadele sürecine yönelik son görüşlerinin beklentiler için önemli olacağını kaydetti.

Öte yandan Fed başkanlığı için aday belirleme süreci devam eden ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelecek yeni Fed Başkanı'na ilişkin, "Benimle aynı fikirde olmayan hiç kimse Fed Başkanı olamayacak." ifadesini kullandı.

Söz konusu açıklamalar faiz indirimlerine yönelik beklentileri artırsa da gelecek dönemde Fed üzerindeki siyasi baskıların daha da artabileceğine yönelik soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Altın ve gümüşün ons fiyatı haftayı rekorla kapattı. Geçen hafta Fed'in gevşeme patikasına yönelik iyimserlikler ve merkez bankalarının altın talebinin etkisiyle değerli metaller tarafında yükseliş eğilimi dikkati çekti. Altının onsu cuma günü 4 bin 549,9 dolara ulaşarak rekor kırdı. Haftalık bazda altının ons fiyatı yüzde 4,5 değer kazanarak 4 bin 533 dolardan kapandı. Gümüşün onsu da yine rekor kırdığı bir haftayı geride bıraktı. Cuma günü en yüksek seviyesini 79,3 dolara taşıyan gümüşün ons fiyatı, haftayı yüzde 17,9 artışla 79,2 dolardan kapattı.

ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi ise haftalık bazda 1 baz puan azalarak yüzde 4,14'te haftayı tamamladı. Dolar endeksi haftalık yüzde 0,6 düşüşle 98,6 seviyesinde kapanırken, Brent petrolün varili ise geçen haftaya göre yüzde 0,5 yükselişle 60,4 dolarda seyretti.

New York borsası pozitif seyretti. New York borsasında geçen hafta pozitif bir seyir öne çıktı. Haftalık bazda New York borsasında S&P 500 endeksi yüzde 1,40, Nasdaq endeksi yüzde 1,22 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,20 yükseldi.

Avrupa borsaları Almanya hariç negatif seyretti. Avrupa tarafında Noel tatili sebebiyle borsalarda geçen hafta düşük işlem hacmi görülürken, borsalarda geçen hafta satış ağırlıklı bir seyir izlendi. Bölge ekonomisine dair devam eden endişeler ve ABD'nin Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirmek için geçen ay hazırladığı barış planına dair belirsizliklerin devam etmesi, bölgede risk algısının artmasına neden oldu.

Gelecek hafta cuma günü Avro Bölgesi'nde ve Almanya'da aralık ayına ilişkin imalat sanayi PMI verileri takip edilecek.

Yurt içinde geçen hafta satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 0,42 düşüşle 11.294,37 puandan kapandı. Dolar/TL, haftayı önceki haftalık kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 42,9010'dan tamamladı. Türkiye'nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), geçen hafta 205 puana inerek Mayıs 2018'den bu yana en düşük seviyeye geriledi.