Lefter Küçükandonyadis: Büyükada'nın 'özgür' çocuğu nasıl 'ordinaryus' oldu?
Kaynak: Fenerbahçe

Lefter "Ben Fenerbahçe formasını sırtımda değil, başımda taşıdım" demişti.
Haber bilgisi
Yazan: Burak Abatay
Unvan: BBC Türkçe
Bildirdiği yer: Londra

"Ben de bağırırım birlikte"
Avazım çıktığı kadar.
"Göğsümü gere gere."
"Ver Lefter'e yaz deftere."
Türk şiirinin güçlü ismi Bedri Rahmi Eyüboğlu, "İstanbul deyince aklıma stadyum gelir" diye başlayan dizelerinde Lefter Küçükandonyadis'i böyle anıyordu.
Fenerbahçe'de 17 sezon forma giyen futbolcu, yalnızca sarı lacivertlilerin değil Türk sporunun da efsaneleri arasında sayılıyor.
Netflix'te gösterime giren "Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi" filmi futbolcunun adalardan milli takıma kadar uzanan hikayesi yeniden gündeme geldi.

Büyükada'da geçen çocukluk
Lefter 22 Aralık 1925'te Büyükada'da Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
Tam adı Elefterios, Rumcada "özgür" anlamına geliyordu.
Lefter'in biyografisini yazan Murat Dural, BBC Türkçe'ye "Cumhuriyet'in kurulmasından hemen sonra adadaki bir Rum ailenin çocuklarına 'özgür' adını vermesi sembolik" diyor.
Babası Büyükadalı bir balıkçı, annesi ise ev kadınıydı. On çocuklu bir ailenin çocuğuydu. Yoksullardı. Bu nedenle okulu bile erken bırakmıştı.
Sert mizaçlı ama futbola düşkün bir ağabeyi vardı. Dural'a göre Lefter'in futbol merakı onu takip ederek başladı.

İlerleyen yıllarda ailesi Lefter'i tesisatçı eniştesinin yanına çırak olarak verdiğinde o her fırsatta top oynamaya kaçtı.
Adanın "Kumsal" ve "Yeşil Kuşlar" isimli mahalle takımları ilk amatör durakları oldu.

Fenerbahçe'ye uzanan yol
Lefter'in 1941 yılında Taksimspor'da başlayan profesyonel futbol serüveni, Diyarbakır'daki dört yıllık askerlik arasıyla bölündü.
Askerden döndükten sonra bir süre daha Taksimspor'da oynadı. Ancak 1947 yılında Fenerbahçe'nin dikkatini çekmesiyle hayatı değişti.
Babası Hristo'nun hastalandığı bir dönemde, tedavi için ihtiyaç duyduğu 200 lira karşılığında sarı lacivertli takıma transfer oldu.

Dural'a göre Lefter'in iki farklı yönü vardı. Saha dışında utangaç, eli açık, sohbeti seven bir "adalıydı".
Öyle ki Fenerbahçe transferi öncesinde denemelerde dört gol atınca "büyüklere karşı bu yapılır mı" diye utanıp adaya kaçmıştı.
Ama sahada bambaşka bir adam oluyordu: "Soluna aldığı topu patlayıcı bir güçle kullanan, sert şutlarıyla tanınan bir lider; savaş alanına dönen sahada acımasız bir iş bitirici."

Milli formayla 21 gol
Lefter ilk milli maçına Fenerbahçe'ye geçtikten kısa süre sonra çıktı. Ay-yıldızlı formayı ilk kez 23 Nisan 1948'de Atina'da Yunanistan'a karşı oynanan maçta giydi. Türkiye'nin 3-1 kazandığı maçın 29'uncu dakikasında derinlemesine bir pas alan sol açık Şükrü, Yunan kalesine doğru indi ve kısa mesafeden bir orta yaptı. Ceza sahasına hücum eden Lefter yakın mesafeden plase bir vuruşla golü kaydetti. Bu Lefter'in milli formayla ilk golüydü.
Lefter milli formayı 50 kez giydi, bu maçlarda 21 gol attı.

Çok güçlü bir sol ve olağanüstü bir şut gücü
Murat Dural, Lefter'in futbolunu anlatırken şöyle diyor: "Çok güçlü bir sol ayağı ve olağanüstü şut gücü var. 'Kale direğinin demirine vurup topu orta sahaya döndürdü' diye anlatılan efsaneler var."

Avrupa'ya ilk bonservisli transfer
Fenerbahçe'deki başarıları kısa süre sonra Avrupa'nın da dikkatini çekti.
1951'de İtalya'nın Fiorentina takımına 17 bin 500 lira karşılığında imza attı.

Lefter 13 Ocak 2012 tarihinde kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Atilla Gökçe Lefter'in Büyükada'daki anıt mezarında bir Ramazan günü karşılaştığı kalabalığı anlatırken aralarında Haç çıkaranların da Fatiha okuyanların da olduğunu söylüyor: "Demek ki Lefter, dinsel, kültürel hiçbir ayrım yapmadan herkesi birleştirebilen bir insandı."