Lindsay Clancy üç çocuğunu öldürmesinden bir ay önce annesine ve o dönemki eşine "çocuklara zarar verme düşünceleri" olduğunu söyledi. Clancy'nin annesi Paula Musgrove bu hafta ABD'deki mahkemede verdiği ifadede, o dönemde Lindsay'in kendisine "Bu ben değilim, daha önce hiç böyle olmadım" dediğini anlattı ve ekledi: "Ben de ona katılıyordum, çünkü gerçekten öyle değildi."
Clancy çocuklarını öldürdüğünü inkâr etmiyor, ancak bunun planlı bir cinayet olmadığını savunuyor. Savunma tarafı, Clancy'nin çocuklarının hayatına son verdiği sırada doğum sonrası psikoz yaşadığını ileri sürüyor. Belirtiler arasında, üçüncü çocuğunun doğumundan sonra başlayan halüsinasyonlar ve sanrılar bulunuyordu.
Klinik ve adli psikolog Paul Zeizel 19 Ağustos'ta mahkemede verdiği ifadede, "Davranışlarını hukuk kurallarına uygun hâle getirebilecek durumda değildi ve eyleminin yanlış olduğunu kavrayamıyordu" dedi. Savcılar ise Clancy'nin çocukları Cora (5), Dawson (3) ve sekiz aylık Callan'ı kasten öldürmek için hesaplanmış bir karar verdiğini öne sürdü.
Tıbbi açıdan acil durum kabul edilen nadir bir rahatsızlık olan doğum sonrası psikozda hastalar mani, depresyon veya ikisinin bir karışımını yaşayabiliyor. Ayrıca gerçekte var olmayan sesleri duymak gibi psikotik belirtiler de görülebiliyor. Nadir ve ağır vakalarda kişiler kendilerine ya da başkalarına zarar verebiliyor veya onları öldürebiliyor. BBC'ye konuşan uzmanlara göre bu, bir kadının doğumdan sonra yaşayabileceği en ciddi hastalıklardan biri. Buna rağmen psikiyatri alanının başvuru kaynaklarında ayrı bir sınıflandırmaya sahip değil.
Clancy davası bir aylık dönüm noktasına yaklaşırken bu rahatsızlık daha fazla ilgi görüyor ve kadınların doğum sonrasında yaşayabileceği ruh sağlığı komplikasyonları hakkında bir tartışma başlatmış durumda.
BBC'ye konuşan Case Western Reserve Üniversitesi'nden adli psikiyatri profesörü Susan Hatters-Friedman doğum sonrası psikozun çoğu zaman sinirlilik, ruh hâli değişimleri, uykusuzluk ve tıp uzmanlarının deliryuma benzer durum olarak tanımlayacağı belirtilerle ortaya çıktığını söylüyor.





