Ekonomist Mahfi Eğilmez, internet sitesinde yayımladığı yazıda, Türkiye’de ekonomik büyüme verileri ile vatandaşların günlük hayatta deneyimlediği ekonomik koşullar arasındaki farkı ele aldı. Millî gelir ve GSYH artışına rağmen birçok kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğine dikkat çeken Eğilmez, bu tablonun nedenlerini değerlendirdi.
Büyüme ile toplumsal refah artışının aynı anlama gelmediğini vurgulayan Eğilmez, üretimin miktarından fiyat artışlarına, döviz kurundan gelir dağılımına kadar birçok unsurun günlük yaşamı belirlediğine dikkat çekti.
Cari fiyatlar ve reel büyüme farkı
TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre Türkiye ekonomisi cari fiyatlarla yüzde 41,6 büyürken reel büyüme yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Eğilmez, parasal büyüklükteki artışın üretim miktarındaki artışla aynı anlama gelmediğine dikkat çekti.
Enflasyon satın alma gücünü aşındırıyor
Nominal gelirler artsa da fiyatların daha hızlı yükselmesi vatandaşın alım gücünü düşürüyor. Örneğin, geliri yüzde 30 artan bir kişinin harcamaları yüzde 50 yükseldiğinde reel satın alma gücü geriliyor.
Hayat pahalılığı herkesi aynı etkilemiyor
Eğilmez, enflasyonun haneler üzerindeki etkisinin farklılaştığını vurguladı. Gelirinin büyük bölümünü kira, gıda, enerji ve ulaşıma ayıran vatandaşlar, temel ihtiyaçlardaki fiyat artışlarından daha fazla etkileniyor. Bu nedenle ortalama enflasyon, herkesin yaşadığı hayat pahalılığını tam olarak yansıtmayabiliyor.
Hizmet sektöründeki büyümede fiyatların etkisi
Mahfi Eğilmez ticaret, turizm ve dijital hizmetler gibi alanlarda yaşanan büyümenin bir bölümünün fiyat artışlarından kaynaklanabildiği belirtti. Nominal gelirlerdeki yükseliş, her zaman aynı oranda üretim ve katma değer artışı anlamına gelmediğini vurgalı.
Dolar bazında milli gelir artışı refah göstergesi değil
Mahfi Eğilmez’e göre, Türk lirası cinsinden nominal GSYH’nin döviz kurundaki artıştan daha hızlı yükselmesi, millî gelirin dolar bazında büyümesini sağlayabiliyor. Ancak bu yükseliş, tek başına reel üretimdeki artışı veya vatandaşların refah seviyesindeki iyileşmeyi ortaya koymuyor.
Ekonomik büyümenin getirisi nasıl dağılıyor?
Mahfi Eğilmez göre GSYH, ekonomide yaratılan toplam katma değeri gösterse de gelirin toplumun farklı kesimleri arasında nasıl dağıldığını yansıtmadığını açıkladı. Eğilmez, ücretlerin fiyat artışlarının gerisinde kalması, ekonomik büyümeye rağmen vatandaşın satın alma gücünün düşmesine ve ekonomik güvencesinin zayıflamasına yol açabildiğini savundu.
"Önemli olan yalnızca ne kadar büyüdüğümüz değil"
Mahfi Eğilmez’e göre, Türkiye’de GSYH’nin artması vatandaşın refahının da aynı ölçüde yükseldiği anlamına gelmiyor. Enflasyonun satın alma gücünü aşındırması, döviz kurundaki değişimler ve gelir dağılımındaki eşitsizlikler, ekonomik büyümenin vatandaşların günlük yaşamına sınırlı yansımasına neden olabiliyor. Eğilmez’e göre ekonominin başarısı yalnızca büyüme oranıyla değil, bu büyümenin reel gelirlere ve yaşam standartlarına ne ölçüde yansıdığıyla değerlendirilmelidir.






