Ankara Sanayi Odası (ASO) ekim ayı Meclis Toplantısı, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin de katılımıyla dün yapıldı. Mecliste konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, cari açığın ve dış ticaret açığının son iki aydır gerilemesinin dış denge açısından olumlu bir gelişme olduğunu, bu gerilemede sanayi üretimindeki daralmanın enerji talebini azaltmış olmasının büyük payı olduğuna dikkat çekti.
Üretim azalışı ve cari fazla arasındaki çelişkinin nedenine ve bu sorunun çözülmesi gerekliliğine de dikkat çeken Ardıç, “Dış açıklarımız üretimimiz arttığında yükseliyor, üretimimiz zayıfladığında ise düşüyor. Aslında bu olgu, ülkemizde üretimin ve ihracatın temel sorunudur. Ekonomimiz potansiyelinde büyüdüğünde gerek üretim gerekse yurt içi talep kaynaklı mal ve hizmet ithalatında ihracatımızın çok üstünde artışlar oluyor. Bu döngüden kurtulmak için, yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun üretim modeline geçmemiz gerekiyor. Aksi halde, yüksek dış kaynak girişine bağımlı bir ekonomi olarak potansiyelimizi gerçekleştiremeyiz ve sürdürülebilir büyüme patikasında istenildiği gibi yol alamayız” şeklinde konuştu.
“İşsizlik sosyal dengeler için de alarm veriyor”
Ardıç, ağustos ayında işsizlik oranının aylık bazda 0.4 puan artarak yüzde 8.5 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, “Geniş tanımlı işsizlik oranımız ise son bir yılda 1 milyon 117 bin kişi arttı ve hâlâ yüzde 30’lu oranlarda seyrediyor. Avrupa Birliği’nin geniş tanımlı işsizlik ortalaması yüzde 10,9 seviyesinde, bizde ise Avrupa’nın yaklaşık üç katı. Bu durum, işgücü piyasamızda ciddi yapısal sorunlar olduğuna işaret ediyor” dedi.
Ücretli Çalışan İstatistiklerinin de bu endişe verici tabloyu desteklediğini vurgulayan Ardıç, “Sanayi sektöründe ücretli çalışan sayısı, geçen yılın ağustos ayına göre yüzde 3,6 azalarak 184 bin 737 kişi geriledi. Özellikle emek yoğun sektörlerde istihdam kayıpları dikkat çekiyor. Son üç yılda yalnızca tekstil ve hazır giyim sektörlerinde 343 bin kişi işini kaybetti. Bu tablo, yalnızca bir istatistik değil; ekonomimizin üretim, ihracat ve sosyal dengeleri açısından alarm veren bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.
“İş yapış şeklimizi yeniden şekillendirmeliyiz”
Artan girdi maliyetleri, yüksek faiz oranlarının üretimi durdurma noktasına getirdiğini de savunan Ardıç, “Bunların yanı sıra, zayıf iç talep ve ihracatta rekabet gücünün kaybı, özellikle KOBİ’lerimizi ciddi biçimde zorluyor. Birçok firma üretim kapasitesini düşürmek ya da tamamen kapatmak zorunda kalıyor. Maliyetlerimizi, üretim süreçlerimizi, yatırımlarımızı, ürün çeşitliliğimizi, tedarik zincirimizi, müşteri portföyümüzü, insan kaynaklarımızı, pazarlama ve satış yaklaşımımızı, kısacası iş yapış şeklimizi yeni konjonktüre göre yeniden şekillendirmeliyiz. Önümüzdeki dönemde rekabet gücünü artıran, üretkenliği destekleyen, katma değeri yüksek alanlara yönelmek her zamankinden daha büyük önem taşıyor” dedi.
“Enflasyonun katılaştığı noktadayız”
Enflasyonun eylül ayında yüzde 3.2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleştiğine vurgu yapan Ardıç şöyle devam etti:
“Böylece 16 aydır düşüş eğiliminde olan yıllık enflasyon, Ağustos’taki yüzde 32,95 seviyesinden yüzde 33,29’a yükseldi. Yüzde 22’lere kadar gerileyen Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi de yeniden yükselişe geçerek yüzde 26,59 oldu. Bu tablo, önümüzdeki süreçte enflasyonun nerede katılaşabileceğine dair önemli sinyaller veriyor. Yılsonu enflasyon beklentisi ise maalesef hâlâ yüzde 30’un üzerinde seyrediyor.”
“Döviz dönüşüm destek oranı yüzde 5’e çıkarılmalı”
İhracatçı firmaları oldukça zorlayan, ihracat bedelinin yüzde 35’inin Merkez Bankası’na satma zorunluluğunun devam ettiğini kaydeden Ardıç, “Bu kapsamda verilen yüzde 3 oranındaki döviz dönüşüm desteği 31 Ekim 2025 itibarıyla sona erecek. Döviz Dönüşüm Desteği ihracatçılarımız açısından son derece önemlidir. Döviz dönüşüm desteğinin, oranı artırılarak süresi uzatılmalıdır. Özellikle mevcut ekonomik koşullar ve küresel rekabet ortamı göz önünde bulundurulduğunda, desteğin en az yüzde 5’e çıkarılması, ihracatçı firmalarımızın zorlu rekabet koşullarında ayakta kalabilmelerini sağlayacaktır” açıklaması yaptı.
“KURGAN dürüst mükellefi cezalandırıyor”
1 Ekim itibarıyla hayata geçen “Kuruluş Gözetimli Analiz” (KURGAN) sistemi ile ilgili olarak sanayicinin taleplerini sıralayan Başkan Ardıç, “Hazine ve Maliye Bakanlığımızın KURGAN’ı, vergi kayıp ve kaçağıyla mücadelede önemli bir adım olarak gördüğünü biliyoruz. Kayıt dışı ile mücadeleyi, mali disiplinin güçlenmesini ve sistemin adaletli olmasını sonuna kadar destekliyoruz. Ancak uygulamanın ilk günlerinde sahadan aldığımız geri bildirimler, bazı önemli endişeleri de beraberinde getiriyor. Çünkü mevcut haliyle sistem, maalesef dürüst çalışan mükellefi de cezalandıran bir yapıya dönüşme riski taşıyor” dedi.
KURGAN sisteminin tıpkı bir kredi notu sistemi gibi çalışmasını istediklerini aktaran Ardıç sözlerini şöyle sürdürdü:
“Her mükellefe, vergi uyumuna, ödemelerine, geçmiş ticari siciline göre bir “vergisel güvenilirlik skoru” atanabilir. Bu skor, e-fatura kesilirken veya alınırken otomatik olarak görülebilir. Böylece kimse “bilmeden” riskli bir ticarete girmiş olmaz. Kontrol edilemeyen bir sorumluluğun bize yüklenmemesi gerekiyor. Sorunun kaynağında çözülmesi taraftarıyız. Ayrıca KURGAN işletmelerin stok yapısı netleşmeden uygulanmamalı.”
“Gelin standartları birlikte belirleyelim”
TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin, TSE’nin Türkiye sanayisinin küresel rekabet gücünü artırmak, üretimde kalite ve güveni tesis etmek amacıyla yürüttüğü çalışmaları anlatarak, TSE’nin ISO, IEC, CEN ve CENELEC gibi uluslararası kuruluşlarda tam üye statüsünde olduğunu belirtip, Avrupa standartlarına uyum oranının yüzde 99’un üzerinde olduğunu söyledi. Yakında hizmete girecek TSE Ankara Kalite Kampüsü’nün Türkiye’nin test ve belgelendirme kapasitesinde sıçrama yaratacağını söyleyen TSE Başkanı Şahin, yeni kampüsün elektronik, yazılım, yapay zekâ ve medikal cihazlar gibi alanlarda ulusal test kabiliyetini geliştireceğini ifade etti. Şahin, “Bu yatırım, dışa bağımlılığı azaltacak ve Türkiye’nin uluslararası pazarlarda geçerli test raporlarını ülkemizde üretebilme kapasitesini artıracaktır” dedi. Sanayiciye çağrıda da bulunan Şahin, “Sahadan gelen bilgiyle yazılan standart hem güçlü hem uygulanabilirdir. Gelin, standardı birlikte belirleyelim, birlikte güçlendirelim” şeklinde konuştu.





