Yeniçağ
Haber akışına dön

Mesele Ekonomi, Aptal: Ama Yetmiyor

Mesele Ekonomi, Aptal: Ama Yetmiyor

Savaştan yüzde 89 onayla çıkan bir başkanı, bir yıl sonra bir duvar tabelası yendi.

Bugün Türkiye'de ekonomi seçmenin bir numaralı derdi. Ama aynı seçmenin yüzde 56'sı "Muhalefet bu ülkeyi yönetemez" diyor.

Bu iki cümle arasındaki boşluk, bu yazının konusu.

Bilenler bilir; ben aynı zamanda bir siyaset bilimciyim ve yıllarca kampanya yöneticiliği yaptım. Verdiğim eğitimlerde en çok değer verdiğim ve örnek gösterdiğim kampanya hep aynı olmuştur: Bill Clinton'ın 1992 kampanyası.

Çünkü o kampanya, seçimlerin kürsüde değil mesaj disiplininde kazanıldığını gösterir. Koca bir ekibi, yüzlerce gönüllüyü, her gün değişen gündemi tek bir duvar tabelasının etrafında toplayabilmek... Bugün hala bir kampanya yöneticisinin ulaşabileceği en zor hedef budur.

1992 yazı. Arkansas'ın başkenti Little Rock'ta, Clinton'ın kampanya karargahının duvarında el yazısıyla hazırlanmış o tabela asılı. Kampanya stratejisti James Carville, ekibin mesajdan sapmaması için üç madde yazmış:

"Değişim mi, aynısının devamı mı."

"Ekonomi, aptal."

"Sağlık hizmetini unutmayın."

Ortadaki madde kısa sürede kampanyanın sloganına, sonra da siyaset dilinin en çok alıntılanan cümlelerinden birine dönüştü: "Mesele ekonomi, aptal!"

Savaş kahramanı nasıl kaybetti?

Mart 1991'de, Körfez Savaşı'nın hemen ardından Amerikalıların yüzde 89'u Başkan George H. W. Bush'u onaylıyordu. Kim yenecekti savaştan zaferle çıkan bir başkanı?

Türkiye'de bu dönemi kimler hatırlar? Turgut Özal'a atfedilen "Bir koyup üç alacağız" sözünü, Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay'ın Körfez politikası yüzünden istifa etmesini, Kerkük-Yumurtalık boru hattının kapatılmasını, İncirlik'ten kalkan uçakları ve sınırımıza dayanan yüz binlerce Iraklı sığınmacıyı hatırlayanlar... İşte onlar, o günlerde Bush'un dünyanın en güçlü lideri gibi göründüğünü de çok iyi hatırlayacaktır.

Hafıza her şeydir.

Ama ekonomi resesyona girmişti. İşsizlik Haziran 1992'de yüzde 7,8 ile zirve yaptı. Bush, "Dudaklarımı okuyun: Yeni vergi yok" sözünü çiğnemiş, resesyonu kabul etmekte geç kalmıştı. Amerikan seçmeni de o sözü unutmadı. Savaş zaferi mutfaktaki sıkıntıyı örtmeye yetmedi; Bush'un onayı Temmuz 1992'de yüzde 29'a düştü. Kasım'da Clinton Beyaz Saray'ın yolunu tuttu.

Ama hikaye burada bitmiyor...

Ekonomi seçim gününe kadar aslında toparlanmaya başlamıştı; 19 ay üst üste büyüme gelmişti. Ama sandıktan çıkan seçmenlerin yüzde 75'i ekonomiyi "kötü" olarak tanımladı. Belirleyici olan rakamlar değil, seçmenin hissettiği ekonomiydi.

Peki Türkiye'de durum ne?

Bugün yayımlanan ASAL Araştırma anketine bakalım. Ekonominin en önemli sorunu sorulduğunda ilk sırada yüzde 26,5 ile yatırım fonu ve borsa krizi, ardından yüzde 22,2 ile enflasyon geliyor. Fon krizinin faturası sorulduğunda ise katılımcıların yüzde 45,6'sı denetim kurumlarını, yüzde 24,7'si ekonomi yönetimini gösteriyor.

Buraya kadar tablo 1992'ye çok benziyor. Seçmenin gündemini cebi belirliyor ve sıkıntının adresini büyük ölçüde iktidar tarafında görüyor.

Ama aynı anketin bir sorusu daha var.

Durun, hemen kızmayın...

"Sizce muhalefet partileri Türkiye'yi yönetebilir mi?"

Yüzde 56: Hayır.

Yüzde 34,5: Evet.

Ağustos'ta da sonuç neredeyse aynıydı. Yani bu bir anlık tepki değil, yerleşmiş bir algı.

Clinton'ın tabelasındaki görünmeyen madde

1992'de bölünme iktidar cephesindeydi. Bush kendi partisinde Pat Buchanan'la uğraştı, bağımsız aday Ross Perot da yüzde 18,9 oy aldı. Clinton ise tek bir mesajla, disiplinle karşılarına çıktı. Seçmen değişim istedi ve değişimi getirecek kişiye güvendi.

Türkiye'de ise bölünme muhalefet cephesinde. CHP ile YENİ Parti aynı seçmen havuzu için yarışıyor, yerel meclislerde birbirinin karşısında aday çıkarıyor, birbirine "butlancı" ve "kumpasçı" diyor. Ağustos anketine göre muhalefetin ülkeyi yönetebileceğine YENİ Parti seçmeninin yüzde 66,5'i, CHP seçmeninin ise yalnızca yüzde 47'si inanıyor.

Biliyorum, bu rakamı okuyan bazı dostlarım şimdi bana kızacak...

Ama bence asıl söylediği şey şu: Seçmen, iki parçaya bölünmüş bir muhalefetin hiçbir parçasına tek başına ülkeyi teslim etmeye hazır değil.

Ekonomiye güvenilen isim, oy alamayan parti

Hadi bir de şuna bakalım...

Ali Babacan. Türkiye ekonomisini yıllarca yönetmiş bir isim. Bu yıl Mayıs'ta Çin'deki Tsinghua Küresel Finans Forumu'na Türkiye'den davet edilen tek isim oldu.

Seçmen de bu birikimi görüyor. ANK-AR'ın Haziran araştırmasında "Enflasyonla mücadelede kim başarılı olur?" sorusuna katılımcıların yüzde 24,9'u Babacan dedi; Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 19,6'da kaldı.

Peki bu güven sandığa yansıyor mu? Hayır.

DEVA Partisi yılın başından bu yana anketlerde yüzde 1-2 bandından çıkamadı. Ne fon krizi değiştirdi bu tabloyu, ne enflasyon... ASAL'ın bugünkü anketinde "Muhalefetin cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?" sorusunda Babacan'ı söyleyenlerin oranı yüzde 0,7.

Yani seçmen "Ekonomiyi kim düzeltir?" sorusuna bir isim verebiliyor. Ama "Ülkeyi kim yönetir?" sorusuna aynı ismi vermiyor.

Clinton'ın elinde hem ekonomi mesajı hem de onu iktidara taşıyacak büyük bir yapı vardı. Türkiye'de ise ekonomiye güven veren isim küçük bir partide, oy potansiyeli taşıyan partiler ise birbiriyle kavgalı.

Mesele ekonomi, ama güven olmadan yetmez

Ekonomi seçmeni iktidardan uzaklaştırabilir. Ama onu muhalefete taşıyacak olan şey güvendir.

Muhalefet birbiriyle uğraştıkça, ekonomideki her kötü haber sahipsiz kalıyor. Fon krizinde parasını kaybeden, mutfak masrafına yetişemeyen vatandaş öfkesini sandığa taşımak isteyecek. Ama kime güveneceğini bilemezse, ya evde kalacak ya da "Hiç değilse bunları tanıyorum" deyip alıştığı kapıya dönecek.

1992'de Clinton'ın karargahındaki tabela üç maddeydi. Bugün Türkiye'de muhalefetin duvarına asılacak tabelada dördüncü bir madde olmalı:

"Birbirinizle değil, seçmenin derdiyle uğraşın."

(Bunu yazdım diye yine kızanlar olacak, biliyorum. Olsun!)

Çünkü mesele ekonomi. Ama seçmenin "yönetebilirler" diyebileceği bir muhalefet yoksa, ekonomi bile yetmiyor.

Yani bugün asıl soru, "Erdoğan ne yapacak?" değil.

Asıl soru: "Rakipleri ne yapacak?"

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com