Çin Dışişleri Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi ve Policy Center for the New South'ta kıdemli araştırmacı Marcus Vinicius de Freitas, Trump'ın "Yalnızca Amerika" yaklaşımı ve Brezilya'ya uygulanan yüzde 50'lik tarifenin küresel siyasetteki yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

Tarih, bize imparatorlukların nadiren yalnızca dış düşmanların baskısıyla yıkıldığını, çoğu zaman liderlerinin stratejik körlüğü yüzünden içeriden çürüdüğünü gösteriyor. ABD'de siyasi sahneye yeniden dönen Donald Trump, bu tarihsel gerçeğe bir örnek daha eklemeye kararlı görünüyor. İlk başkanlığındaki "Önce Amerika" sloganı, şimdi etkileri ABD sınırlarının çok ötesine uzanan, sıfır toplam mantığına dayalı bir doktrin olan "Yalnızca Amerika"ya indirgenmiş durumda. Böyle bir yaklaşımın başarılı olacağını düşünenler tarihi yanlış okuyor. Trump'ın politikalarının bedeli, küresel ticaret, uluslararası siyasetin mimarisi ve Amerikan hegemonyasının meşruiyeti açısından yüksek, uzun vadeli ve yıpratıcı olacaktır.

Brezilya bugün hem yüzde 50'lik gümrük vergisiyle tehdit edilen hem de bu tarifeye tabi tutulan, buna rağmen müzakere yoluyla muafiyet koparamayan tek ülke olarak Trump'ın gümrük tarifesi savaşlarında istisnai bir örnek olarak öne çıkıyor. Diğer ülkeler çeşitli yollarla muafiyet elde etmeyi başarırken, Brasilia yalnız bırakıldı. Bu durum Washington'la uzun yıllardır karmaşık ve zaman zaman çalkantılı ilişkiler sürdüren Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi için sıra dışı bir tablo oluşturuyor.

Resmi gerekçe tanıdık: "Haksız" ticaret uygulamalarını önlemek, Amerikalı işçileri korumak ve rekabet şartlarını eşitlemek. Trump'ın söylemlerini andıran bu yaklaşım, bütçe meselesinin ötesinde doğrudan siyasi sembolizmin bir parçası. Trump, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'da yalnızca yabancı lideri değil, işçi hareketine kök salmış, Güney-Güney işbirliğine bağlı ve kendi görüşlerine tamamen zıt bir dünya anlayışının simgesini görüyor.

Brezilya'nın karşısındaki zorluk iki boyutlu. Ekonomik açıdan gümrük vergilerinin etkisini hafifletirken ihracat pazarlarını çeşitlendirme sürecini hızlandırmalı, Çin, ASEAN ve diğer BRICS üyeleriyle bağlarını güçlendirmeli. Stratejik açıdan ise özellikle yüksek teknoloji endüstrileri için kritik öneme sahip nadir toprak elementlerinde egemenliğini korumalı; ABD'nin Grönland, İran ve diğer doğal kaynak bakımından zengin bölgelerle ilgisi, bir uyarı niteliği taşımalıdır. Kendi geniş rezervlerine sahip olan Brezilya, bugün uygulanan ekonomik baskının yarın kaynaklar üzerinde baskıya dönüşme ihtimalini göz ardı edemez. Şimdi atacağı adımlar yalnızca kendi geleceğini değil, küresel güç dengesini de şekillendirecektir.

İronik biçimde Washington'un izlediği taktikler, engellemeye çalıştığı eğilimleri hızlandırabilme potansiyeline sahip. Brezilya'yı uzaklaştırmak, Çin'in artan varlığının ticaret ve altyapıyı zaten dönüştürdüğü Latin Amerika'da ABD'nin etkisini daha da azaltabilir. Amerika'nın çok taraflı işbirliğinden uzaklaşması, Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumları zayıflatıyor, güveni sarsıyor ve onlarca yıl boyunca küresel bütünleşmeyi ayakta tutan işbirliği normlarını kırılgan hale getiriyor. Brezilya için çözüm boyun eğmek değil, ustaca devlet yönetimidir. Ülke, yerli sanayiyi net ve tutarlı ihracat çeşitlendirme stratejisi etrafında birleştirmeli, sanayi kapasitesini geliştirecek yatırımlar yapmalı ve DTÖ ile Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı platformları kullanarak bu tarifeyi küresel ekonomideki yapısal dengesizliğin parçası olarak konumlandırmalıdır.

Trump'ın "Yalnızca Amerika" anlayışı bir güç göstergesi değil, gerileme sürecinden huzursuz bir imparatorluğun işaretidir. Kısa vadede bu tür adımlar iç kamuoyunda destek bulabilir ancak uzun vadede yalnızlaşmaya, direnişe ve yavaş yavaş etkisizleşmeye yol açar. Brezilya için yüzde 50'lik gümrük vergisi kritik bir sınav: Başkasının ibretlik hikayesindeki "tavuk" rolünde mi kalacak, yoksa bu anı çok kutuplu bir dünyada egemenliğin kendiliğinden verilmediğini, aksine kararlılıkla savunulduğunu kanıtlayan bir dönüm noktasına mı çevirecek? Bu zorluklar karşısında egemenliğini ortaya koymak Brezilya için ertelenemez bir zorunluluktur. Bu adım hem direncini hem de kendi kaderini tayin etme iradesini gösterecektir.