Milli atıcı Şevval İlayda Tarhan: 'Kadınların başarısını göstermek istiyorum'
Türkiye Milli Atıcılık Takımı, Hırvatistan'daki Havalı Silahlar Avrupa Şampiyonası'ndan yeni rekorlarla Türkiye'ye döndü. Şevval İlayda Tarhan, Yusuf Dikeç, Şimal Yılmaz, Esra Bozabalı, İsmail Keleş, Mustafa İnan, Mert Nalbant ve antrenörler Osman Erdinç Bilgili ve Murat Örgün'den oluşan takım, müsabakada altın ve gümüş madalyalar kazandı.
Şevval İlayda Tarhan, katıldığı beş müsabakada üçü altın ikisi bronz olmak üzere beş madalya aldı. Tarhan, 10 metre havalı tabancada bireysel, karışık takım ve kadın takım trioda altın madalya kazanırken, havalı tabanca solo ile kadın takım kategorilerinde bronz madalya aldı. Böylece Tarhan, 2013'teki Avrupa şampiyonasında beş madalya alan Yusuf Dikeç'in ardından bu rekoru kıran ilk isim oldu.
Tarhan, atıcılıkta motivasyonunu "İnsanlara da böyle şeyler yapılabileceğini, kadınların da ne kadar başarılı olabileceğini göstermek" olarak tarif ediyor. Milli sporcu Hırvatistan'daki zaferi, olimpiyatlardan bu yana geçirdiği süreci, atıcılığa nasıl başladığını ve sıradaki hedeflerini BBC Türkçe'ye anlattı.
Yirmi beş yaşındaki Tarhan, atıcılık serüvenine lise birinci sınıfta başlamış. O dönem asker olmak isteyen milli atıcı, annesinin önerisiyle atıcılığı denemeye karar vermiş. Tarhan, "Sonrasında tamamen bilmediğim bir yolculuğa çıktım, bugünlere kadar geldik" diyor.
Milli sporcu o dönem bilmediği bir dünyada "Neredeyim acaba, ne yapıyorum burada?" diye sorduğunu ve tedirgin olduğunu anlatırken "Şu an avucumun içi gibi bildiğim bir yerdeyim" diyor.
Tarhan, kendi kalibresindeki bir atıcının başarılı olması için "Hayatınızda birçok şeyden fedakarlık etmek zorundasınız" diyor: "Bütün hayatını onun üzerine adamak zorundasın. Her şeyini ona göre şekillendirmek zorundasın: Sosyal hayatın, uyku düzenin, beslenmen, ailenle olan konuşmaların dahil söylediğin her söz buna yönelik olmak zorunda."
Peki Tarhan ve takım arkadaşlarının ortalama bir günü neye benziyor? "Çoğunlukla 8-12 arasında sabah bir antrenman. 12'den sonra öğlen yemeği, 2-3'ten sonra ikinci bir antrenman. Akşam saatlerinde bir kondisyon. Aslında günde en az iki, bazen üç antrenman" diyor. Tarhan, arkadaş, aile ve antrenman üçgeninde önceliğin hep antrenman olduğunu vurguluyor: "Neyi yapmak istersem başka bir şeyden mutlaka fedakarlık yapmak zorunda kalıyorum."
Milli sporcu, müsabakalara katılabilmek için zaman zaman 50 saati bulan yolculuklar yapmak zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Müsabaka temposuna zaman içinde alıştığını söyleyen Tarhan, "Heyecan aslında bizim için kötü bir şey değil. Heyecanlanmak o branştan keyif aldığınızı ve ona devam etmek istediğinizi gösteriyor. Heyecanınızı kaybettiğiniz an aslında bizim için daha üzücü" diyor.
Atıcılık, olimpiyatlarda yer alan ve dünyaca kabul gören bir branş. Ancak bu sporun ateşli silahlar içerdiği için şiddet ile bağlantılı olduğuna dair eleştiriler var. Tarhan, "Branşımızın şiddetle hiçbir alakası yok. Biz hep insanlara silahın doğru kullanımının ne olduğunu öğretiyoruz" diyor.
Tarhan, kadınların atıcılıkta daha başarılı olduğunu belirtiyor: "Atıcılık erkek egemen bir branş gibi görünüyor ama aslında kadınların çok daha başarılı olduğu, onların ön plana çıktığı bir branş."
Tarhan, şimdi Kasım'da Mısır'da yapılacak dünya şampiyonasına hazırlanıyor: "Kadınlar branşında büyüklerde hiç dünya şampiyonumuz yok. Gençlerde benim dünya şampiyonluğum var ama büyüklerde henüz yok. İnşallah büyüklerde de almayı, birçok madalyayla oradan dönmeyi istiyoruz."




