Soyadı telaffuzu zor olduğu için padokta “Türk” olarak anılan Toprak Razgatlıoğlu, 2026 yılı için dev bir meydan okumayla karşı karşıya. Üç Superbike dünya şampiyonluğunun ardından, konfor alanından çıkmaya karar veren milli pilot, Yamaha’dan gelen teklifi kabul ederek MotoGP sınıfına adım atıyor.

Razgatlıoğlu, Prima Pramac Racing takımında Jack Miller’ın takım arkadaşı olacak. Miller, onun hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Dünya çapında bir pilot. Oldukça hızlı adapte olacağını düşünüyorum. Farklı üreticilerle çok fazla tecrübesi var ve sonuçta bir motosikletin her zaman iki tekerleği ve bir gaz kolu vardır. Her şeyi çok çabuk yerine oturtabileceğinden eminim.”

Miller’a göre Razgatlıoğlu’nun gelişi Yamaha için ek bir avantaj anlamına geliyor: “Farklı bir sürüş tarzından ve Pirelli lastiklerinden geliyor. Bu da bize yeni türde bilgiler sağlayacak. Belirli noktalarda motosikletle ne yaptığını ve bunu nasıl yaptığını görmek ilginç olacak.”

Superbike'tan MotoGP'ye geçen önceki pilotların akıbeti ne oldu?
Superbike'tan MotoGP'ye geçen birçok pilot bulunuyor. Álvaro Bautista gibi bu geçişi büyük başarıyla tamamlayıp iki kez dünya şampiyonu olanlar da var. Ancak Superbike’tan MotoGP’ye geçenlerin sayısı oldukça az ve bu yolculuğu Toprak’tan önce deneyenlerin çoğu büyük başarı elde edemedi.

Bu yolu ilk deneyen isimlerden biri, 1988 ve 1989 Superbike dünya şampiyonu Fred Merkel oldu. 500 cc Dünya Şampiyonası’nda yarıştı ve en iyi derecesi, 1988 Britanya Grand Prix’sindeki 11’incilik oldu.
Onu, 1993 Superbike dünya şampiyonu Scott Russell takip etti. 1995 ve 1996 yıllarında Suzuki ile 500 cc sınıfında yarışan Russell, 19 Grand Prix’de mücadele etti; Suzuka ve Brno’da üçüncülük elde etti ve 1996 sezonunu genel klasmanda altıncı sırada tamamladı.

Troy Corser, 1996 ve 2005 Superbike dünya şampiyonluklarının ardından 1997’de 500 cc kategorisinde şansını denedi. Ancak Yamaha ile yaşadığı sözleşme sorunları nedeniyle sezon ortasında bu macerayı sonlandırmak zorunda kaldı ve WorldSBK’ya geri döndü.

MotoGP döneminde ise Colin Edwards ve James Toseland öne çıkan isimler oldu. Teksaslı Edwards, 2000 ve 2002’de kazandığı iki Superbike şampiyonluğunun ardından MotoGP’ye geçti. 2003–2014 yılları arasında gridde yer aldı, 12 podyum elde etti ve 2005’te genel klasmanı dördüncü sırada bitirdi. Ancak şampiyonluk hiç gelmedi ve 2011 Sepang’da Marco Simoncelli’nin hayatını kaybettiği kazaya karışan pilotlardan biri olmanın travmasını yaşadı.

İngiliz James Toseland, müzisyen kimliği nedeniyle “piyanist” lakabıyla tanınıyordu. 2004 ve 2007’de Superbike dünya şampiyonu olan Toseland, 2008 ve 2009’da Yamaha Tech3 ile MotoGP’de yarıştı. En iyi sonucu bir yarışta altıncılık, sezon genelinde ise 11’incilik oldu.

Daha olumlu izlenim bırakan isim ise Troy Bayliss oldu. 2001, 2006 ve 2008’de üç Superbike dünya şampiyonluğu kazanan Avustralyalı pilot, 2003–2005 yılları arasında Ducati ve Honda ile MotoGP’de yarıştı. Dört kez podyuma çıktı, sezonu altıncı sırada bitirdi ve 2006 Valencia’da, ikinci WorldSBK şampiyonluğunun ardından MotoGP tarihinin ilk “Wildcard” zaferine imza attı.

Bir diğer önemli örnek Ben Spies. Amerikalı pilot, 2009’da 14 galibiyetle Superbike dünya şampiyonu oldu ve 2010’da MotoGP’ye geçti. İlk sezonunda iki podyum elde etti ve genel klasmanı beşinci bitirdi. İkinci sezonunda Assen’de kariyerinin ilk ve tek MotoGP zaferini kazandı ancak sakatlıklar ilerlemesini durdurdu.

Toprak Razgatlıoğlu, MotoGP’deki ilk güçlü referansını Kasım ayında Cheste’de yapılan sezon sonrası testlerinde verdi. Testleri, en hızlı pilotun 1,2 saniye gerisinde 18. sırada tamamladı. Buna rağmen takım arkadaşı Jack Miller’dan ve fabrika Yamaha sürücüsü Álex Rins’ten daha rekabetçi bir performans sergiledi. Sert frenlemeye dayalı agresif sürüş tarzı, yeni takımında büyük etki yarattı.

Pramac takım menajeri Gino Borsoi, performansı şöyle değerlendirdi: “Zihniyeti ve sürüşü beni oldukça şaşırttı.”