Yeniçağ
Haber akışına dön

Muhalefet Neden Toplumun Her Kesimine Dokunamıyor?

Muhalefet Neden Toplumun Her Kesimine Dokunamıyor?

Türkiye’de iktidarla muhalefetin çalışmalarını karşılaştırdığımda dikkatimi çeken önemli bir eksiklik var. Muhalefet, iktidarın dokunduğu ya da dokunmayı ihmal ettiği toplumsal alanlara yeterince giremiyor. Daha doğrusu, girse bile yaptığı çalışmaları toplumun geniş kesimlerine ulaştıramıyor.

Elbette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet imkânlarını kullanabilmesi, iktidarın sahip olduğu ekonomik güç, medya desteği ve organizasyon kabiliyeti muhalefetle kıyaslanamayacak ölçüdedir. Bunu görmezden gelmek haksızlık olur.

Ancak bütün bunlar muhalefetin yeterince çalışmadığı, toplumun farklı kesimleriyle doğrudan temas kuramadığı gerçeğini sorgulamamıza engel değildir.

Siyaset yalnızca konuşmak değil, insanlara dokunabilme sanatıdır.

Bugün muhalefetin faaliyetlerine baktığımızda grup toplantıları, basın açıklamaları, televizyon programları ve sosyal medya paylaşımları ön plana çıkıyor.

Bunların hepsi önemlidir. Hiçbirini küçümsemiyorum.

Ancak birkaç muhalif televizyon kanalına çıkmak, zaten sizi dinleyen insanlara aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak, siyaset yapmak için yeterli midir?

Sözcü TV’de veya benzeri birkaç televizyon kanalında konuşarak, grup toplantılarında sert açıklamalar yaparak toplumun bütün kesimlerine ulaşabileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Çünkü asıl mesele sizi zaten dinleyenleri değil, henüz dinlemeyenleri kazanabilmektir.

ERDOĞAN MUHTARLARI NEDEN ÖNEMSİYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır muhtarlarla kurduğu ilişkiye dikkatle bakmak gerekir.

Muhtarları Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde topluyor, sorunlarını dinliyor, sosyal ve özlük haklarını gündeme getiriyor. Silah ruhsatından sosyal tesislerden yararlanmaya, yurt dışı temaslarından çeşitli ekonomik ve idari imkânlara kadar muhtarların beklentilerini siyasetin gündeminde tutuyor.

Burada bütün bu hakların doğrudan bu toplantılar sayesinde verildiğini söylemiyorum. Ancak muhtarların muhatap alınması, kendilerine önem verildiğinin hissettirilmesi ve devletin en üst makamıyla temas kurabilmeleri başlı başına bir siyasi organizasyondur.

Peki muhalefet neden benzer çalışmalar yapmıyor?

Türkiye’de on binlerce muhtar var. Her muhtarın mahallesinde, köyünde, çevresinde bir karşılığı bulunuyor.

Siyasette bazen bin kişilik doğru bir toplantı, milyonlarca lira harcanarak yapılan bir reklam kampanyasından daha etkili olabilir.

BİN YEREL GAZETECİYİ BİR ARAYA GETİRMEK ÇOK MU ZOR?

Somut bir örnek vereyim.

Türkiye’de binlerce yerel gazeteci var. Anadolu’nun dört bir yanında zor şartlar altında gazetecilik yapmaya çalışan insanlar bunlar.

Kiminin yerel gazetesi var, kiminin internet haber sitesi, kiminin televizyonu veya sosyal medya üzerinden oluşturduğu bir okuyucu kitlesi bulunuyor.

Her birinin kendi bölgesinde bir etki alanı var.

Peki muhalefet partilerinden biri Ankara’da veya Ankara’ya yakın, ekonomik bakımdan uygun bir şehirde bin yerel gazeteciyi iki günlüğüne bir araya getirse ne kaybeder?

Hatta çok şey kazanır!

Bu gazetecilerin sorunları dinlense, ellerinden alınan sosyal hakları konuşulsa, basın kartı meselesi, ekonomik sıkıntılar, resmî ilanlar, yerel basının ayakta kalma mücadelesi masaya yatırılsa…

Gazetecilere yalnızca konuşma yapılmasa, onlar da konuşsa!

İktidara gelindiğinde basın özgürlüğü, gazetecilerin özlük hakları ve yerel medyanın geleceği konusunda neler yapılacağı somut biçimde anlatılsa…

Böyle bir çalıştayın ortaya çıkaracağı etkiyi düşünün.

Bin gazeteci kendi şehrine döndüğünde yalnızca bir siyasi toplantıya katılmış olmayacak, aynı zamanda kendi sorunlarının muhatap alındığını görmüş olacaktır.

Bana göre böyle bir organizasyon, doğru planlandığında birçok büyük siyasi mitingden daha kalıcı sonuçlar doğurabilir.

Üstelik bu çalışma yalnızca gazetecilerle sınırlı kalmamalıdır.

PASAPORT, VİZE VE SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ NEDEN SİYASETİN ANA GÜNDEMİ OLMASIN?

Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın hayatını etkileyen başka bir mesele var: Pasaport ve vize sorunu.

Özellikle gençlerimiz Avrupa’ya gitmek, dünyayı görmek, eğitim almak, iş bağlantıları kurmak istiyor.

Ancak pasaport ücretleri, vize başvurularındaki maliyetler, randevu bulma güçlükleri ve ret kararları vatandaşlarımızın önünde ciddi engeller oluşturuyor.

Bir genç, dünyayı tanımak için seyahat etmek istediğinde daha yolculuğa başlamadan ekonomik ve bürokratik engellerle karşılaşıyor.

Peki muhalefet bu konuyu neden bir günlük basın açıklamasının ötesine taşımıyor?

Bir siyasi parti çıksa, bir ay boyunca yalnızca bu meseleyi ülke gündeminde tutsa…

Gençlerle buluşsa, üniversitelerde toplantılar düzenlese, turizmcileri, iş insanlarını, öğrencileri, akademisyenleri dinlese…

Pasaport ücretlerinin düşürülmesi, gençlere seyahat kolaylıkları sağlanması, vize sorunlarının diplomatik yollarla çözülmesi için somut öneriler hazırlasa…

Bunun toplumda nasıl bir karşılık bulacağını düşünmek gerekir.

Ben böyle bir çalışmanın doğru yürütülmesi hâlinde bir siyasi partiye yüzde 2-3 düzeyinde ilave oy potansiyeli bile oluşturabileceğini düşünüyorum.

Bu elbette bilimsel bir anket sonucu değil, siyasi gözlemlerime dayanan bir değerlendirmedir.

Ancak mesele yalnızca oy değildir. Mesele, vatandaşın gerçek sorununu siyasetin merkezine taşıyabilmektir.

DOLANDIRICILIK MESELESİ NEDEN MUHALEFETİN SÜREKLİ GÜNDEMİNDE DEĞİL?

Son dönemde Türkiye’de kamuoyunun büyük tepki gösterdiği meselelerden biri de dolandırıcılık olaylarıdır.

İnsanlar yıllarca çalışarak, alın teri dökerek, çocuklarının geleceğinden tasarruf ederek biriktirdikleri paraları kaybediyor.

Kimi yüksek kazanç vaatleriyle, kimi sahte yatırım projeleriyle, kimi konut ve arsa satışlarıyla, kimi de internet üzerinden kurulan tuzaklarla mağdur ediliyor.

Üstelik bu mesele yalnızca birkaç kişinin dolandırılması meselesi değildir. Toplumda giderek büyüyen bir güven sorunudur.

Vatandaş parasını bankaya yatırırken, yatırım yaparken, ev alırken, hatta internetten alışveriş yaparken bile endişe duyuyorsa burada ciddi bir toplumsal problem var demektir.

Peki muhalefet neden bu meseleyi Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri hâline getirmiyor?

Bir dolandırıcılık haberi ortaya çıkıyor, birkaç gün konuşuluyor, televizyonlarda tartışılıyor, ardından unutuluyor.

Ama mağdurun kaybettiği para geri gelmiyor. Dağılan aileler, bozulan hayatlar, yıllarca süren hukuk mücadeleleri ortada kalıyor.

Oysa muhalefet bu konuyu gündemden düşürmemelidir.

Dolandırıcılık mağdurlarını bir araya getiren toplantılar düzenlenebilir. Hukukçular, bankacılar, tüketici dernekleri, finans uzmanları ve mağdur vatandaşlar aynı masada buluşturulabilir.

Dolandırıcılık yöntemlerinin nasıl önleneceği, vatandaşın parasının nasıl korunacağı, denetim kurumlarının hangi sorumlulukları üstlenmesi gerektiği somut önerilerle ortaya konulabilir.

Meclis’te araştırma komisyonları kurulması istenebilir, mevcut denetim mekanizmalarının eksiklikleri sorgulanabilir, mağdurların hak arama süreçlerinin kolaylaştırılması için kanun teklifleri hazırlanabilir.

En önemlisi de bu çalışmalar bir basın açıklamasıyla sınırlı kalmaz.

Çünkü mesele vatandaş dolandırıldıktan sonra suçlunun yakalanması kadar, vatandaşın dolandırılmasının önüne geçebilmektir.

Devletin görevi yalnızca dolandırıcıyı yakalamak değil, vatandaşın alın terini koruyacak sistemi kurmaktır.

Ben muhalefetin bu meselede çok daha güçlü ve sürekli bir siyasi çalışma yürütmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü dolandırıcılığın siyasi görüşü yoktur. Mağdur olan insanın hangi partiye oy verdiğinin de önemi yoktur.

Bir vatandaşın yıllarca biriktirdiği parasını kaybetmesi, hepimizin meselesidir.

Muhalefet işte böyle konular üzerinden toplumun her kesimiyle temas kurabilir.

Bu mesele unutulmamalı, unutturulmamalıdır.

TOPLUMUN HER KESİMİ AYRI BİR SİYASİ ÇALIŞMA ALANIDIR

Aynı yöntem başka alanlarda da uygulanabilir.

Örneğin emekliler…

Milyonlarca emekli geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Muhalefet neden emekli dernekleriyle, sendikalarla, emekli temsilcileriyle geniş katılımlı çalıştaylar düzenlemesin?

Esnaf…

Küçük esnaf kira, vergi, sigorta primi ve kredi borçları altında ayakta kalmaya çalışıyor. Neden farklı şehirlerde esnaf buluşmaları yapılıp sonuçları bir ekonomik çözüm programına dönüştürülmesin?

Çiftçiler…

Mazot, gübre, yem ve üretim maliyetleri altında ezilen çiftçilerimizin meseleleri neden birkaç günlük tarım buluşmalarıyla Türkiye’nin ana gündemine taşınmasın?

Gençler…

Üniversiteyi bitirip iş bulamayan, iş bulsa bile aldığı maaşla yuva kuramayan gençlerimizin beklentileri neden doğrudan kendilerinden dinlenmesin?

Kadınlar, engelliler, küçük işletme sahipleri, şoför esnafı, öğretmenler, sağlık çalışanları…

Her kesimin ayrı sorunları, ayrı beklentileri ve ayrı çözüm önerileri var.

Siyaset bu insanları yalnızca seçim zamanı hatırlamakla yapılmaz.

BİR SAATLİK GÜNDEM DEĞİL, GÜNLERCE KONUŞULACAK ÇALIŞMALAR!

Muhalefetin en önemli eksikliklerinden birinin gündem oluşturmakta ve oluşturduğu gündemi sürdürmekte yaşadığı yetersizlik olduğunu düşünüyorum.

Bir basın açıklaması yapılıyor, birkaç televizyon programında konuşuluyor, sosyal medyada paylaşılıyor ve ertesi gün başka bir konuya geçiliyor.

Böyle siyaset yapılabilir ama toplumsal karşılık oluşturmak kolay değildir.

Oysa iyi hazırlanmış bir sosyal veya ekonomik proje günlerce konuşulabilir.

Örneğin yerel gazeteciler çalıştayı iki gün sürer. Ardından sonuç bildirgesi açıklanır. Bir hafta boyunca yerel basının sorunları konuşulur. Hazırlanan çözüm önerileri Meclis’e taşınır. Sonrasında bu önerilerin takipçisi olunur.

Aynı şekilde dolandırıcılık mağdurlarıyla yapılacak geniş katılımlı bir toplantı, yalnızca mağduriyetlerin anlatıldığı bir buluşma olarak kalmamalıdır. Vatandaşın parasını koruyacak somut bir hukuk ve denetim programının başlangıcı olmalıdır.

İşte o zaman yapılan çalışma bir toplantı olmaktan çıkar, toplumsal bir harekete dönüşür.

Üstelik muhalefetin bunu yapabilmesi için devletin bütün imkânlarına sahip olması da gerekmiyor.

Doğru organizasyon, doğru kadrolar, samimiyet ve süreklilik çoğu zaman büyük bütçelerden daha değerlidir.

MUHALEFETİN ASIL GÖREVİ SADECE İKTİDARI ELEŞTİRMEK DEĞİLDİR

Elbette iktidarın yanlışlarını ortaya koymak muhalefetin temel görevlerinden biridir.

Ancak sadece eleştirerek iktidar olunmaz.

Vatandaş sizin iktidarın yanlışlarını bildiğinizi zaten görüyor. Asıl merak ettiği, kendi hayatını nasıl değiştireceğinizdir.

Bir emekli sizinle konuştuğunda geleceğine dair umut duymalı.

Bir genç sizin toplantınızdan çıktığında kendisini anlayan bir siyasi iradeyle karşılaştığını hissetmeli.

Bir gazeteci, bir çiftçi, bir esnaf, bir öğretmen kendi meselesinin sizin meseleniz olduğunu görebilmeli.

Dolandırılarak bütün birikimini kaybetmiş bir vatandaş da karşısında yalnızca kendisine geçmiş olsun diyen değil, hakkını arayan ve benzer mağduriyetlerin yaşanmaması için mücadele eden bir siyasi anlayış bulabilmeli.

Bunun yolu da yalnızca televizyon ekranlarından, Meclis kürsüsünden veya sosyal medya hesaplarından geçmiyor.

Anadolu’ya gitmekten, insanları dinlemekten, meslek gruplarıyla buluşmaktan ve onların sorunlarına sahip çıkmaktan geçiyor.

SON SÖZ

Ben muhalefetin daha çok bağırmasını, daha sert konuşmasını veya daha fazla televizyona çıkmasını değil, daha fazla çalışmasını, daha iyi organize olmasını ve toplumun her kesimine dokunmasını istiyorum.

Türkiye’de iktidarın yeterince ilgilenmediği, sorunlarına çözüm üretemediği çok geniş toplumsal kesimler bulunuyor.

Bu alanları görmek, insanların beklentilerini anlamak ve gerçekçi çözümlerle karşılarına çıkmak muhalefetin görevidir.

Unutmayalım ki siyasette insanların gönlüne girmek, ekranlarda görünmekten çok daha değerlidir.

Muhalefet, yalnızca iktidarın yaptıklarını eleştirerek değil, iktidarın yapmadıklarını yaparak büyüyebilir.

Ve kanaatim odur ki Türkiye’de muhalefetin önünde henüz yeterince değerlendiremediği çok büyük bir toplumsal alan bulunmaktadır.

Mesele imkânsızlık değil, biraz da siyasi akıl, organizasyon ve toplumla temas meselesidir.

Çünkü siyaset, yalnızca iktidarın yanlışlarını anlatma sanatı değil, milletin derdine sahip çıkma sorumluluğudur.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenicaggazetesi.com