Türkiye genelinde meydana gelen depremlerin ardından gözler bir kez daha beklenen büyük İstanbul depremine çevrildi. Deprem uzmanları Prof. Dr. Naci Görür ve Prof. Dr. Ahmet Ercan, YENİÇAĞ Gazetesi’nden Kader Emre’ye yaptıkları açıklamalarda İstanbul’un depreme hazırlık durumunu değerlendirdi. Görür, “İstanbul depreme hazır değil” diyerek kentsel dönüşümün tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekerken, Ercan ise İstanbul depremine ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Naci Görür Ve Prof. Dr. Ahmet Ercan'dan İstanbul Depremi Açıklaması: Hazır Değiliz

“TÜRKİYE ZATEN BİR DEPREM BÖLGESİ”
Prof. Dr. Naci Görür, Afyonkarahisar ve çevresinin Batı Anadolu’da yer alan, farklı fayların bulunduğu bir bölge olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Şimdi bu bölge diyelim Afyon bölgesi ve çevresi, Batı Anadolu'da yer alan bir bölge. Aynı zamanda arada geçiş zonu oluşturan bir kesim bu bölge. Şimdi böyle olunca burada çeşitli faylar mevcut. Canlı faylar.”
Bölgedeki fayların zaman içerisinde harekete geçtiğini belirten Görür, farklı özelliklere sahip fayların çeşitli depremler üretebildiğini söyledi.
“O faylar zaman içerisinde harekete geçiyor ve buralarda doğrultu atımlı faylar mevcut. Türlü türlü depremler oluyor. Aynı zamanda doğu-batı yönlü uzanan faylar söz konusu, eğim atımlı faylar. Bunlar da deprem meydana getiriyor.”
Türkiye'nin deprem gerçeğine dikkat çeken Görür, farklı bölgelerde farklı büyüklüklerde depremlerin yaşanmasının sürpriz olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Dolayısıyla Türkiye zaten bir deprem bölgesi. Dolayısıyla böyle değişik yerlerde, değişik boyutlarda depremi görmemiz bizim için sürpriz değil. Yani her tarafta deprem oluşabilir, görebiliriz.”
“DEPREM DİRENÇLİ KENTLER YARATMALIYIZ”
Depremden korunmanın yolunun deprem dirençli yerleşim alanları oluşturmaktan geçtiğini vurgulayan Görür, şu ifadeleri kullandı:
“Önemli olan depremden korunmak için deprem dirençli kentler yaratmak lazımdır. Deprem dirençli yerleşim alanları oluşturmak lazımdır. Aksi halde yani biz bugün, bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün depremden ve depremin etkisinden etkileneceğiz demektir. Bundan kaçış kurtuluş imkanı yoktur.”
Depremin nerede ve ne zaman meydana geleceğinin bilimsel araştırmaların konusu olduğunu belirten Görür, vatandaşların asıl dikkat etmesi gereken konunun güvenli kentlerde yaşamak olduğunu söyledi.
“Depremin ne zaman olduğu, hangi fayda olduğu, nerede olduğu yani talihtir, tamamen araştırma konusudur ve bilim adamlarını ilgilendiren bir konudur. Halkı ilgilendiren tek şey deprem dirençli kentler yapıp yaratıp onun içerisinde yaşamaktır."
Görür, deprem dirençli kentlerin oluşturulmaması halinde büyük kayıpların yaşanabileceği uyarısında da bulunarak, “Biz bunu yapmadığımız sürece elinde sonunda er ya da geç depremle karşılaşıp binlerce insanımızın ölümüne ve yıkıma sebep olacağız demektir” dedi.
“İSTANBUL DEPREME HAZIR DEĞİL”
Afyonkarahisar ve Adana’daki depremlerin ardından İstanbul’da beklenen büyük depremle ilgili soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul’un henüz depreme hazır olmadığını söyledi.
“Şimdi İstanbul depreme hazır değil. İstanbul'un depreme hazırlanması demek, bir sefer yani İstanbul'un bileşenlerinin depreme hazır olması demektir.”
Görür, İstanbul’un deprem dirençli hale gelmesi için yalnızca binaların değil, kentin tüm unsurlarının hazırlanması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bu da halkın, yönetim yapısı, yapı dokusu, çevresi ve ekonomisi... Yani bütün bu bileşenlerin deprem dirençli olması lazımdır. Biz bunları deprem dirençli yaparsak İstanbul depreme hazır hale gelebilir.”
İstanbul’da bugüne kadar deprem dirençliliği konusunda yeterli çalışma yapılmadığını savunan Görür, özellikle kentsel dönüşüm uygulamalarına dikkat çekti.
“Yalnız bu güne kadar, şimdiye kadar İstanbul'u deprem dirençli hale getirecek çalışmalar pek yapılmamıştır. Yani daha çok kentsel dönüşüm üzerine eğilinmiştir. Kentsel dönüşüm hiçbir zaman deprem hazırlığı demek değildir.”
“BU BÖLGEDE KÜÇÜK DEPREMLER OLAĞAN”
Prof. Dr. Ahmet Ercan da Afyonkarahisar’da meydana gelen depremi değerlendirdi.
Afyonkarahisar’ın Göller Bölgesi’nden geçen ana kırık üzerinde bulunduğunu belirten Ercan, bölgede küçük ölçekli depremlerin meydana gelmesinin olağan olduğunu söyledi.
“Afyonkarahisar Göller Bölgesi’nden gelen ana kırık üzerinde. Yani orada küçük boyutta bir deprem olması gayet olağan. Daha önce bu bölgede bir Dinar depremi oldu, daha büyük ölçekte.”
Bölgede meydana gelebilecek depremlerin büyüklüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ercan, şunları söyledi:
“Buralarda üretilebilecek, yürüyebilecek en büyük deprem 6,3-6,4 dolayında olur. Bu da işte köy yerlerinde yıkım yapabilir, ondan sonra şehirde pek yıkım yaratmaz.”
Ancak küçük depremlerden yola çıkarak büyük bir deprem beklentisi oluşturmanın yanlış olduğunu belirten Ercan, “Ama bu küçük depreme bakıp da burada büyük bir deprem geliyor demek de yanlış olur” ifadelerini kullandı.
“KÜÇÜK DEPREMLER BÜYÜK DEPREMLERİN HABERCİSİ DEĞİL”
Ercan, küçük depremlerin her zaman büyük depremlerin habercisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Küçük depremler büyük depremlerin habercisi değildir. Bu sadece jeofizik bilimi açısından biz bunları inceleriz. Yani şu anda bir deprem fırtınası falan yok o bölgede. Yani o büyüklükte bir depremin olması çok olağandır. Olağanüstü bir durum yok.”
“İSTANBUL’DAKİ DEPREMLE HİÇBİR İLGİSİ YOK”
Afyonkarahisar ve Adana’da meydana gelen depremlerin İstanbul’da beklenen büyük depremle bağlantısı olup olmadığı sorusuna da yanıt veren Ercan, iki bölgedeki depremlerin İstanbul depremiyle ilişkili olmadığını söyledi.
“İstanbul'daki depremle bunların hiçbir ilgisi yok. İstanbul depremi bir Kuzey Anadolu kırığı depremi. İstanbul depremi için henüz çok erken. Marmara'da bir gerilim birikimi var ama bu gerilim Marmara kabuğunu kırabilmesi için çok büyük bir güce erişmesi gerekiyor."
“İSTANBUL’U KISA SÜREDE DEPREME HAZIRLAMAK MÜMKÜN DEĞİL”
İstanbul’un deprem riskini ve yapı stokunu da değerlendiren Ercan, özellikle eski yapıların durumuna dikkat çekti.
“İstanbul'un depreme hazırlanması mümkün değil çünkü İstanbul çok geniş bir alana yayılmış durumda. Şimdi eskiye göre kontrol daha fazla, şu anda yapı denetim kuruluşlarıyla.”
Yapı denetim sistemlerinin son yıllarda daha etkin hale geldiğini belirten Ercan, 1999 Marmara Depremi'nin İstanbul'daki birçok yapıyı etkilediğini söyledi.
“99 depreminde İstanbul'daki yapıların birçoğu yoruldu, yani depremin etkisiyle yoruldu. Artık bunlar yeni depremi aynı güçte karşılamayacak.”
“YENİ YAPILARDA YAPI GÜVENLİĞİ VAR”
İstanbul'da kentsel dönüşümün kısa sürede tamamlanmasının mümkün olmadığını belirten Ercan, milyonlarca insanın yaşadığı kentte yapı güvenliğinin önemine dikkat çekti.
“Depreme hazır değiliz 18,5 milyon kişinin yaşadığı bir yerde kentsel dönüşümü kısa sürede tamamlama olasılığı yoktur. Ancak yeni yapılan yapılarda yapı güvenliği vardır.”



