Yapay zekâ, insan hayatının merkezine hızla yerleşirken, teknoloji ile insan arasındaki duygusal sınırlar da bulanıklaşıyor. Artık sadece işlerimizi değil, duygularımızı da yapay zekâ ile paylaşıyoruz. Peki bu yeni "duygusal bağ" insan psikolojisini nasıl etkiliyor? Dr. Uzman Psikolog ve Sosyolog Serap Duygulu ve Atlas Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi Klinik-Sağlık Psikoloğu Suna Ömerbaşoğlu, Haberturk.com Editörü Başak Ergülen'in sorularını yanıtladı.

Yapay zekâ asrın en büyük buluşlarından biri olarak kabul ediliyor ancak her teknoloji gibi o da insanlığı hem olumlu hem de olumsuz şekilde etkiliyor. Aslında sadece veri dizilimlerinden ibaret olan yapay zekâ araçlarına kontrolsüzce güvenmek ve ona insan özellikleri atfetmek, yeni bir teknoloji olmasına karşın sıklıkla duyduğumuz bir durum. Dünyada bunun birçok örneği bulunuyor.

Yapay zekâya güvendi, doktora gitmedi: Kanser olduğu ortaya çıktı. Mirror'un haberine göre; iki çocuk babası ve eski psikolog olan Warren Tierney, son zamanlarda yaşadığı yutkunma sorunu için ChatGPT'ye danıştı. Yaşadığı belirtileri yapay zekâya anlatan 37 yaşındaki Tierney, 'kanserin çok düşük bir ihtimal' olduğuna dair bir yanıt alınca doktora gitmeyi erteledi. Ancak aylar sonra doktora giden Tierney, dördüncü evre yemek borusu adenokarsinomu (yemek borusu kanseri) olduğunu öğrendi.

Yanlış beslenme tavsiyesinin sonu hastanede bitti. New York Post'un haberine göre; kimliği belirsiz olan 60 yaşındaki bir adam ChatGPT'den beslenmesini nasıl iyileştirebileceğine dair ipuçları istedi. Sofra tuzunun (kimyasal adı sodyum klorür) sağlığa olumsuz etkileri hakkında yazılanları okuyan adam, ChatGPT'ye başvurdu ve bunun sodyum bromür ile değiştirilebileceği cevabını aldı. 60 yaşındaki adam aldığı tavsiyeden üç ay sonra hastaneye kaldırıldı.

Güvenlik açığı bulan liseli genç hayatına son verdi. New York Times'ın haberine göre; henüz 16 yaşında lise öğrencisi olan Adam Raine, son zamanlarda okulda yaşadığı zorluklar ve sağlık sorunları nedeniyle evden eğitime geçmiş ve içine kapanık bir çocuk haline gelmişti. Psikolojik olarak kötü bir dönemden geçerken, duygularını ChatGPT'ye açan Adam, zamanla intihar yöntemleri hakkında bilgi istemeye başladı.

Bunun gibi sayabileceğimiz onlarca farklı örnek olsa da soru aynı: neden yapay zekâ ve insanlar arasında duygusal bir bağ gelişiyor? Konuyu uzmanlarına danıştık; Duygulu, bu durumu antropomorfizm olarak tanımlıyor. "Bu aslında antropomorfizm dediğimiz eğilimin bir uzantısıdır; yani cansız varlıklara insan özellikleri atfetmek. Çocukların oyuncak bebekleriyle konuşmasıyla, yetişkinlerin yapay zekâyla sohbet etmesi arasında düşündüğümüzden daha güçlü bir bağ vardır."

Ömerbaşoğlu ise insanın güvenlik ve yakınlık ihtiyaçlarını hatırlatıyor. "Öngörülebilir ve yargılayıcı olmayan bir iletişim biçimi sunan yapay zekâ sistemleri kaygı ve belirsizliği azaltabilmekte, verdikleri tutarlı yanıtlarla sahte bir 'duygusal güvenlik alanı' yaratabilmektedir."

Yapay zekâ ile kurulan iletişim psikolojik ihtiyaçlarımızı mı yansıtıyor? Duygulu, yapay zekâya yüklenen “karakterin” çoğu zaman psikolojik yansımalarımızın ürünü olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, yapay zekânın sunduğu bu duygusal bağın, kişinin benlik algısını olumsuz etkileyebileceği de vurgulanmaktadır. Uzmanlar, yapay zekânın sunduğu sürekli onaylamanın, bireyin gerçek ilişkilerdeki çatışma ve farklılıklarla baş etme becerisini zayıflatabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadırlar.

Neden bazı insanlar yapay zekâya koşulsuzca güveniyor? İlk sebeplerden biri otorite. Yapay zekâ, çoğu kişinin gözünde 'teknolojinin ürünü' ve 'bilimsel doğrulukla donatılmış' bir otorite figürü gibi algılanıyor. Ayrıca bilişsel yükten kaçınma, belirsizlikten kaçınma gibi sebepler de insanların yapay zekâya duyduğu güveni artıran faktörler arasında yer alıyor. Duygulu, bu yanıtların bir kısmının istatistiksel olasılıkların ürünü olduğunu ve kullanıcıların bunu “kesin doğru” gibi yorumlayabileceğini belirtmektedir.

Son olarak, yapay zekânın ifade gücü, insanların bu sistemlere duyduğu güveni artırmaktadır. Yanıtların akıcı, tutarlı ve kendinden emin bir tonda verilmesi, insanda “bu doğru olmalı” algısı yaratmaktadır.