Cumhuriyet
Haber akışına dön

Orta-Daki Asya Ülkeleri!

Orta-Daki Asya Ülkeleri!

Orta Asya Türk cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarına kavuşmasının 35. yılındayız. 30 Ekim’de Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 13. zirvesi Türkiye’de yapılacak. İki rakamı yan yana koyunca aldığımız yolun matematiği ortaya çıkıyor. Büyük bir heyecanla başlayan Türkiye ile Orta Asya cumhuriyetleri ilişkilerinin içeriği ne yazık beklendiği gibi doldurulamadı.

İlk 20 yıl FETÖ gölgesinde dalgalanarak geçti. Sonrası AKP iktidarının bölgenin önemini anlamaya çalışmasıyla devam etti.

Başta Alman, İtalyan ve Rus Türkologlar olmak üzere bütün dünyanın gördüğü gerçek şu:

Türk dünyası 11 milyon kilometrekare toprak, 300 milyon nüfus ve 25 Türkçeden oluşuyor.

Uzak Asya’dan Akdeniz önlerine kadar uzanan bu coğrafyada 1991’de Sovyetler Birliği’nin çökmesinden sonra yeni bir dünya kurma çabası Çin’le Rusya’nın arasında, AB ve ABD’nin ufkunda devam ediyor.


Başlık 1990’ların sonunda Orta Asya’ya sırt çantasıyla gidip dönüşte gözlem ve incelemelerimizi birleştirerek yazdığımız kitabın adı. O yıllarda her şey sıcaktı. Rusya, hemen toparlanıp Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan’ı yeniden kontrolü altında tutmaya çalışıyordu. 70 yıllık Sovyet yönetimi başta Rusça olmak üzere ekonomiden kültüre her şeyi etkilemişti. Her ülkeden kurucu ulustan sonra ikinci büyük grup Rustu. Çin coğrafya ve yönetim anlayışı avantajını da kullanıp yol aldı. En avantajlı ülke Türkiye’ydi. Bütün coğrafyada 01 nolu diplomatik plaka Türkiye’nindi. Her biri Sovyet dönemindeki özerk cumhuriyet olarak sahip olduğu en iyi binaları Türkiye Büyükelçiliği için ayırdı.

O dönemin tablosuna bakıp şöyle demiştik:

O günlerin ayrıntıları bu kitapta!

Bugüne gelirsek...

Orta Asya ülkelerinin kendi ayakları üzerinde durup bağımsız devletler olmayı başarması başlı başına önemli. Aradan geçen 35 yılda demokrasilerini geliştirme süreci “coğrafyanın kaderiyle” özdeş kaldı. Seçimli bir otoriter yapı yerleşti.

Her birinin doğal kaynakları ekonomiyi ayakta tutacak zenginlikte. Orta Asya’da 4 “altın” var:

Siyah altın (petrol), beyaz altın (pamuk), yumuşak altın (hayvancılık), Pamir etekleri de altın madeni dolu...

Bu zenginliklerin değerlendirmesi ayrı yazı konusu. Sadece Bakû-Tiflis-Ceyhan deyip bırakalım.

Türkiye’nin de içinde bulunduğu uluslararası kurumlaşmalar heyecanlı başladı ama adını koymak bile zaman aldı. Önce Türkçe Konuşan Ülkeler zirvesi dendi. Ama o ülkelerin ortak dili Rusçaydı. FETÖ olayına ilk Özbekistan uyandı. Bir gecede tüm ilişkileri kesti.

AKP bu zirvelere soğuk baktığı için öteki ülkeler de zamanla ya katılmadı ya alt düzeyde temsilci gönderdi.

2006’da Kazakistan Devlet Başkanı Nazarbayev’in öncülük etmesiyle bugünkü TDT vücut buldu.

Yarınki Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının hemen ardından 30 Ekim’deki TDT zirvesinin her şey bir yana yapılması bile önemli ama keşke bugüne dek içi her alanda doldurulmuş olsaydı.

Bugün Orta Asya ülkeleri kurumlaşmanın neresinde, sorusuna vereceğimiz yanıttan kimse alınmasın:

Alfabesindeyiz!

Çünkü 33 yıl önce alınmış “Ortak bir alfabemiz olsun” kararı bile tam olarak hayata geçirilemedi. Bu konuda yılda iki kez müjde veriliyor.

35 yılda bu ülkelerin KKTC’yi tanımasını sağlamak şöyle dursun, Rum kesimiyle akreditasyona geçtiler.

Son olarak Azerbaycan’la yaşananlar bir değil birkaç yazı konusu... “İki devlet bir millet” güzel bir saptama ama bunun devamı şu cümle olmamalı:

İki lider, böyle gider!

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
cumhuriyet.com.tr