Özel, Türkiye’de muhalefetin baskılandığını, eleştiriye tahammülün kalmadığını ve gazeteci, akademisyen ve siyasetçilerin erişim engelleri ile yasaklarla karşı karşıya kaldığını savundu
Özgür Özel: Dünyanın Dört Bir Yanında Bir Sivil Darbe Döneminde Olduğumuz Görülüyor

YENİ Parti 1. Olağan Manisa İl Kongresi, Genel Başkan Özgür Özel'in katılımıyla başladı.
Yunusemre Belediyesi Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı'nda gerçekleşen kongreye Özel'in yanı sıra İl Başkan Vekili Erdem Nalbant, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, YENİ Parti Manisa Milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, partinin il ve ilçe yöneticileri ile partiler katıldı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel kürsüye çıkarken partililer, "Özgür Türkiye, özgür gelecek" sloganı attı. Özel, kongre açılışında yaptığı konuşmada, Sincan Cezaevi'nde bulunan Manisa İl Başkanı İlksen Özalper'i, Özalper'in oğlu Can'ı, Özalper'in annesi ve babasını selamladığını belirterek, şunları kaydetti:
Manisa, benim için her şeyin başladığı şehir. Yüzde 6 oy aldığımız şehirde yüzde 60 oyu hep beraber aldığımız yol arkadaşlarım, hepinize selam olsun; hepinizin emeğine, mücadelesine helal olsun. Hep birlikte ülke siyasi tarihinin en karanlık döneminden geçiyoruz. En büyük zorbalıklarını, en büyük baskılarını görüyoruz. Hiç şaka değil. Dünya öyle kabul ediyor. Avrupa Konseyi öyle rapor yazıyor. Dünyanın dört bir yanında Türkiye’yi takip eden gazeteciler bir sivil darbe döneminde olduğumuzu, muhalefetin baskılandığını, ülkede eleştiriye tahammülün kalmadığını, gazetecinin, akademisyenin, siyasetçinin sosyal medya hesaplarına bile bir kişinin atadığı kişilerin dakikalar, saatler içinde erişim engelleri getirdiğini, savunmaların engellendiğini, basılan kitapların baskıya girmeden yasaklandığını toplandığını, ülkenin mevcut iktidarının bir sonraki iktidarına, mevcut Cumhurbaşkanı’nın bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbe yaptığını tüm Türkiye görüyor. İliklerimize kadar hissediyoruz. Bu şartların altında geleceğin iktidar partisinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma, lidersizleştirilme sürecine karşı ülkenin kurucu partisinin son yaptığı dört kurultayının iptal edilip, Genel Başkanı ve yöneticilerinin aldığı dörder mazbatanın iptal edilip, altı yıl önce yapılmış bir seçime geri dönülüp o seçimde seçilmiş, daha sonra seçim kaybetmiş birinin ana muhalefet partisinin başına kayyım atandığı bir süreci yaşıyoruz. 14 kez seçim kaybetmiş birini, yeniden ‘Onu yenebilirim, o bana kaybeder’ ümidiyle ülkenin ana muhalefet partisinin başına getirip, 47 yıl sonra seçim kazanmış, partisini birinci parti yapmış ve mevcut iktidar partisini kurulduğu günden beri ilk kez ve girdiği tek seçimde yenmiş kadroların görevden uzaklaştırıldığı bir darbeyi iliklerimize kadar hissediyor, tüm benliğimizde yaşıyoruz.
"Teslim olmayanlara selam olsun"
Maalesef bu karanlık dönemde ödediğimiz farklı farklı bedeller, farklı farklı yükümlülükler, farklı farklı sorumluluklarla, taşıdığımız farklı yükler, farklı acılarla hepimiz bu zorbalıktan, bu kötülükten nasibimizi alıyoruz. Burada direnenlere, mücadele edenlere, eğilmeyen, geri adım atmayan, susmayan ve teslim olmayanlara selam olsun. Tarih önünde hepinizi alkışlıyorum. İlksen videoda söyledi; elbette geçecek, elbette bitecek. Elbette ‘Seçimle geldim ama gitmeyeceğim’ diyenleri bu millet layık oldukları yere gönderecek. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, en büyük emaneti sandığa biri elini uzattı mı o eli kırar, atar. Kırıp atacak bu millet o eli. Bugünler geçtiğinde, bu karanlık bittiğinde, o gün geldiğinde and olsun ki söylüyorum, hiçbirimiz unutkan olmayacağız. Ne yaşadığımızı unutacağız, ne yaşattıranları unutacağız. Her acıyı ve her sevinci hep birlikte hatırlayacağız. Zalimi zalim, mazlumu mazlum, tembeli tembel, emek vereni çalışkan, sinip kaçanı korkak, fedakarlık edeni cesur, ihanet edeni hain, sadık olanı ömür boyu dost olarak bileceğiz.
"YENİ Parti karanlığa inat yakılmış bir mumdur"
İşte böyle bir günde, YENİ Parti’nin çok kısa sürede kat ettiği uzun bir mesafenin sonunda böyle bir günde memleketimde sizlerle birlikteyim. İşte YENİ Parti bu karanlığa inat yakılmış bir mum, şafakta doğmakta olan bir güneş, bu kuraklıkta ve çoraklıkta inadına açan bir çiçektir. YENİ Parti’yi hiç kimse kurmamıştır. YENİ Parti bir darbe döneminde bir zaruretten, kimsenin ihtirası, hevesiyle değil milletin talimatıyla kurulmuştur. Milletin sokakta ‘Ya bir yol bulacaksın, ya yeni bir yol açacaksın’ talimatıyla kurulan partinin adı, YENİ Parti’dir. Gemileri yaktık ve başarmak zorundayız. Bu partinin kuruluş talimatını köylerde, mezralarda, tarlalarda, fabrikalarda, işçi servislerinde, çarşılarda pazarlarda evlerde, teker teker milletimiz her birimize vermiştir. Çünkü milletimiz iktidarın değişme umudunu kaybetmek istememektedir. Milletin verdiği talimat mücadele eden ve ayakta kalmış son kalenin içeriden fethedilmesinde, ihanete uğramasına, teslim edilmesine, bunun sonucunda iktidarın değişme modun ortadan kalkmasına karşı son mücadele atlanır. Cumhuriyet’i koruyan son mücadele vericilerin, cumhuriyetin, gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatlarından, vatandaşlarının, askerlerinin son kaleyi teslim etmemesini talimatıdır, YENİ Parti'nin kuruluşu talimatı. Partiyi kurduran millet adını da sokakta koymuştur. YENİ Parti'yi kurun artık demiştir, hiç isim aramamışızdır. YENİ Parti'nin ismi kurulduğu gün yüzde 85’in kuruluşundan haberdar olduğu, adını bildiği, 15 gün sonra neredeyse bilmeyenin kalmadığı bir noktaya erişmiştir. Buna karşılık YENİ Parti'nin adına bile saldırmışlardır. YENİ Parti'nin adını değiştirmeye dahi uğraşmışlardır. Ama bunlara karşı milletin kararlılığı, milletin tutumu, milletin sahip çıkması tüm hesapları bozmaktadır, bundan sonra bozacaktır. YENİ Parti, 700'ün üzerinde binayı, yine 600'ün üzerinde, 700'e yakın aracı bırakmıştır. YENİ Parti geride bıraktığı yerde bütçeleri, imkanları, kurumsallığı, 103 yıllık bir birikimi geride bırakmak zorunda kalmıştır. Bu bir imkânsızlığı ortaya koymuştur. Hangi parayla, hangi imkanla, nasıl olacak da yeniden bir araya gelinecek ve ayağa kalkılacak, teslim olunmayacak. Burada kimseye güvenemezsiniz. Bizim arkamızda şirketler, holdingler, zenginler yoktur. Sermaye yoktur. Çıkar grupları yoktur. Ama Allah’a şükür hepsi olsa olmadığında çare olmayan bir şey, tümüyle arkamızdadır. Millet arkamızdadır, halk arkamızdadır, başka da kimseye ihtiyacımız yoktur.
"Yükümüz her şeyden ağırdır, borcumuz sadece milletedir"
İşte bu şartlar altında milletimiz YENİ Parti'nin beldelerde, ilçelerde, illerde ve genel merkezde bütçesini oluşturmuştur. Adımızın almadığı şehirlerde, ilçelerde partiye çayını, şekerini alan koşup gelmektedir. Sandalyesini alan gelmektedir. Çerçevesini alan gelmektedir. Çaydanlığı ile gelmektedir. Dört limonunu eline alıp YENİ Parti'ye gelmektedir insanlar. YENİ Parti'nin bütçesini bir zarftan çıkan 900 TL, 'Hayvanlarımın bir günlük süt parasıdır, size helal olsun' deyip yollayanlar, 'Dört römork buğday sattım, bir römorku da sizin olsun, benim azım size çok olsun' diye yollayanlar, 23 bin 500 liralık emekli maaşının 500 lirasını iğneleyip yollayanlar, cebindeki son paranın yarısı size feda olsun diye 200 TL’yi YENİ Parti'ye yollayanlar bu partiyi kurmuş, bütçesini oluşturmuş, hepimize iktidar olma talimatını vermiştir arkadaşlar. Yükümüz her şeyden ağırdır. Borcumuz sadece milletedir. İşte bu şartlar altında YENİ Parti'nin neyi yeni olacak diye soranlara ne yanlışsa, ne eksikse, ne kötüyse geride kalacak ve YENİ Parti dayanışmanın, birleşmenin, kardeşliğin, ortak mücadelelerin partisi olacak dedik. Ve dedik ki gelin bu partinin eskisi yoktur, kıdemlisi yoktur, hepimiz YENİ Parti'de yeni bir yola çıkıyoruz, hepimiz eşitiz dedik. Ve dedik ki söz yetki, karar üyelerin olacak. Evet Siyasi Partiler Kanunu'nda yoktur. O kanun ilde, ilçede delegeye dayatmaktadır. Bu bahane edilerek de yıllardır delege sistemi sürmektedir. Ama gayret edersek ve emek verirsek, yılmazsak başarabiliriz dedik. Mahallelerden başlayan delege yarışını bir mutabakatla, bir büyük mutabakatla belirleyen barışçıl bir sürece dönüştüren rekabeti kendilerini üyelere arz eden, bütün üyelerin gelip ön seçim sandığında oy kullandığı, üyenin kararı verdiği resmi kongrede delegelerin hepimiz adına görevi yapıp resmiyeti tamamladığı bir sürece döndürdük. Bu sürecin ilk adımını İzmir’de, Gaziemir‘de, uçaktan indiğim yerde ilk konuşmayı yaparak başlatmıştım. Gaziemir‘de, Bornova‘da, Yunusemre'de, Balıkesir’de ve İstanbul’da ilçe kongrelerinde üyelerimizin coşkusuna ve memnuniyetine, kararlılığına, bazen tek aday arkasında birleşmelerine bazen çoklu adayların yarışlarında büyük olgunlukla bu işi yapıp kararı vermelerine tanıklık ettik. Sonra il kongreleri, il ön seçimleri başladı. Bütün Türkiye'de partiye üye olan herkes il başkanlarını cumartesi gününden tanıdı, pazar günü kendi ilçelerinde en geniş sandık kurulumuyla tüm üyelerine sorduk.
"Mücadele edeceğiz"
Bu yakışıklı Can’ın annesi İlksen Özalper Manisa’da tam bir mutabakatla, karşısına bir rakip çıkmanın, çıkarmanın asla ve asla düşünülmediği, değerlendirilmediği, tüm üyelerimizle, ilçe başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla birlikte hep birlikte arkasında durularak adaylaştırıldı ve geçtiğimiz hafta tüm ilçelerimiz de 13 bin 123 üyemiz tek adayın olduğu, rekabetin olmadığı şartlarda sandık başına vararak oylarını kullandılar ve İlksen kardeşimi hepinizin ortak adayı olarak bu kongreye sundular. İlksen Özalper'i ve onun arkasında duran her birimizi kutluyorum. Tabii ki bütün Türkiye’de tek aday yoktu, Ankara’da beş adayın yarıştığı, İzmir’de iki çok güçlü adayın yarıştı, tüm Türkiye’de rakip çıkan her yerde adayların yarıştıkları yüzde 65'lik katılım oranıyla çok büyük bir ilk başlangıç açısından bakıldığında olanaksız görünen rakamlarda, ilk bu projeyi MYK‘da tartıştığımızda tek aday olan yerde katılım oranları yüzde 10‘larda kalır, meşruiyet tartışması açılır endişeleri vardı. yüzde 50’nin altında katılım oranı, başka bir tartışmayı başlatır tartışmaları vardı. Ortalamada yüzde 65'lik bir katılımla, rekabetli yerlerde yüzde 96-97'li katılımlarla Türkiye’ye bambaşka, bizim de Türkiye siyasetinde bundan sonra geri adım atamayacağımız bir büyük örgütlenme ve demokrasi modelini kazandırdık. Şimdi buradan sonra tüm ilçe başkanlarımızın, il yönetiminin, il başkanımızın ve Türkiye’deki tüm örgütümüzün esas görevi tüzüğün bir diğer maddesinde mahalle meclislerinin oluşturulması, ilçe meclislerinin oluşturulması, il meclislerinin oluşturulması, 91 milletvekili ile teknik kuruluşun yapıldığı, ilçe, il kongreleri ile siyasi kuruluşun sürdürüldüğü yerde esas siyasetin yapılacağı, örüleceği, önerileceği ve uygulanacağı yerin mahalle örgütlenmeleri olduğunun bilinciyle, ilçenin ve ilinin kapasitesinin üyelerin katkılarının, yetkinliklerinin, yeteneklerinin, partiye akıtılacağı, buluşturulacağı bir süreci hep beraber başlatacağız. YENİ Parti diğer partilerden farklı olarak adayın Ankara’da değil, tüm üyeler tarafından teke indirildiği, siyasetin Ankara’dan değil, tüm üyeler tarafından mahalle mahalle tartışıldığı ve başarının Ankara’nın yapacağı vaatten, çekeceği filmlerle değil doğrudan bu zor şartlarda medya kuşatması varken, karartmalar varken, sansürler varken sokak sokak, emek emek kazanılacak bir seçimin önümüzde olduğunu farkında olarak mücadele edeceğiz.
Özel şunları söyledi:
Biraz önce konuşmanın ilk başı zordu benim için. Ben geçmişten bir şey aklıma gelmediğinde ya da Manisa’daki herhangi bir mahallede, herhangi bir yerde gönderilecek bir çiçek de olsa, hatrı sorulacak bir yaşlı da olsa, anama babama benden götürülecek bir şey de olsa ilk aklıma gelen, benimle Manisa arasında, örgütümüz arasında bağı kuran, zaman zaman ailemden çok görüştüğüm canım kardeşim Demirhan Gözaçan bugün aramızda yok. Tek suçu bana yoldaşlık etmesi, Manisa’ya emek vermesi, bu partiye emek vermesidir. Önce kendisini alıp Silivri’ye gönderdiler, zulümler ettiler. Sonra Gaziantep’e yolladılar. Demirhan’a sorulan soruları herkes gördü. Verdiği cevaplardan hepimiz onur duyduk. Demirhan’a şüpheli şeyler sordular. '100 bin lira para gelmiş hesabına.' Bu seçimleri Demirhan’ın yürüttüğünü herkes bilir. Her birine gösterdi; altında pankart ödemesi, Şekerbank’ın duvarının kirası, kumanyaların parası. Tüm partilerin yaptığı siyasi kampanyayı yöneten Demirhan’ın ne bu örgütün ne bu milletin ne bu devletin kör bir kuruşuna hesap veremediğine hepsi tanıklık ettiler. Hepsi gördüler. Hatta 'Bunlarla seni burada tutamayız' diye başka şeylerden sıkıştırmaya kalktılar. Ama Demirhan’ın o mücadelesi, yıllardır verdiği emek ve partisini, sizi, bizi, Manisa’yı düşünmek dışında hiçbir şey düşünmediğini, dönüp dahi bakmadığını herkes gördü. Ben sağdıcımın, kardeşimin ve onun şahsında onu çok özleyen, her seferinde onu bize soran her birinizin adına Demirhan Gözaçan kardeşime buradan bir büyük selam yolluyorum, onu hasretle kucaklıyorum. Cem Yüzer kardeşimizi, Anıl Demir arkadaşımızı özlüyoruz. Onların Manisa'ya döneceği günleri umutla bekliyoruz.
"Onlar büyük hayali hepimizle birlikte başardılar ama ilk olarak aramızdan ayrıldılar"
Yola çıkarken arabada beş kişi say desen biri Demirhan, biri İlksense, biri Ferdi, biri de Gülşah’tı. Her birinizin en yakından tanıdığı, çok sevdiği pırlanta gibi iki ismi, vefatındaki şehrin sevgi selini görenler hem Ferdi’yi hem Gülşah’ı tanıyanlar anıyorlar, tanımayanlar ayıplanıyorlar. 'Neden tanıyamadık biz bu insanları?' diye. 'Bu kadar kısa sürede bu kadar nasıl sevildiler?' diye hep konuşuluyor. Ve bugün Gülşah’ımızın doğum günü. Ben Sarıgöl’de üzümcülerle buluşup sonra Denizli’ye yetişirken bugün arkadaşları kabri başında Gülşah’ımızı anacaklar. Ben Manisa’ya her geldiğimde, Ferdi Başkan’ın yanına uğradığımda Manisa’nın ilçelerinden ya da Türkiye’nin bambaşka yerinden mezarı başına varmış, orada dua eden insanları görüp onlarla sohbet ediyorum. Onlar bir büyük hayali hepimizle birlikte başardılar ama ilk olarak da aramızdan ayrılıp yüreğimizi, ailelerini de yakıp maalesef hak ettikleri o en güzel mertebeye hepimiz tarafından uğurlandılar. Gülşah’ın doğum gününde, Gülşah'ın ve Ferdi’nin hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Allah gani gani rahmet eylesin. Gülşah’ı ve Ferdi’yi kaybettikten sonra Manisa’da oluşan travmayı ve bizden beklenen hizmetleri anlamak üzere hayatın devam ettiğini, maalesef belediyeciliğin devam edeceğini biliyorduk. Büyükşehir Belediye Meclisi grubumuzu topladık. 'Ne yapacağız arkadaşlar?' dedim. Çünkü Ferdi’ye emanet edip gidiyorduk ama Ferdi yoktu. O grup ki biraz önce mesela Münir Çelik’i gördüm. Benim girdiğim ilk seçimde üç belediye meclis üyemiz vardı. Onların fotoğrafı vardır böyle. Üç kişi otururlar yan yana: Hüseyin amca, Münir abi, Engin Sinaner. Üçünün fotoğrafı vardır. Büyükşehir Belediye Meclisi’nde o salonlarda üç kişi oturanlar 57 kişi oturacak duruma geldiler.
"Manisa olarak birbirimize kefiliz"
2014 seçiminde 18’de sıfır çektik. Sıfırın en başını çeken ben, Büyükşehir Belediye Başkan adayıydım, kaybettim. Semih Hoca kaybetti, Ali Aslan kaybetti, Vehbi Bakırlıoğlu kaybetti. 17 ilçe ve bir büyükşehrin aday gösterdiklerimizden alamadığımız ikisi kaldı. Selendi’yle Demirci’yi de and olsun, gelecek seçimlerde alacağız. Ama böyle bir büyük başarıdan sonra, böyle bir büyük üzüntüde meclis grubuna dedim ki: Ne yapacağız? Tek tek söz aldılar, dediler ki: Burası Genel Başkan’ın memleketi. Burada göreve talip olmayacağız. Hangimize görev verirseniz hepimiz kaya gibi arkasında duracağız. Çok duygulu bir toplantıdan çıktık. Yük daha da ağırdı. Sonra ta Eczacı Odası Başkanlığındayken, ben Akhisar’da temsilcimiz olan, sevilen, belediye meclis üyesi adaylığıyla siyasete başlamış, o dört belediyeyi kazandığımız bir önceki seçimde büyük bir başarı elde etmiş, bu seçimde rekor oyuyla seçilmiş Besim Dutlulu bu yükü taşır dedik. Besim kardeşime bunu sorduk. 'Makam değil, görev' dedi. Bu görevi üstlendi. O günden bugüne belediye başkanlarımızla, belediye meclis grubumuzla ve tüm Manisa’yla barışık bir şekilde büyük bir mücadeleyi veriyor. Çok zor bir görevi büyük bir başarıyla gösteriyor. Sağdan soldan, oradan buradan onu yıpratmaya, partiyi tartıştırmaya çalışan birtakım çakallar var. Ben o çakalların hepsine diyorum ki kim ne yaparsa yapsın, biz Manisa’yız. Biz birbirimizi biliriz, severiz, etle tırnak gibiyiz. Dün birlikte doğduk, büyüdük, kaybettik, kazandık. Yarın da birlikte olacağız. Biz iktidarı da göreceğiz. Bir gün gelip de gözümüzü yumduğumuzda da birbirimizin cenazesini biz hep birlikte kaldıracağız. Kimse merak etmesin ki biz Manisa olarak birbirimizden ayrı düşmeyiz. Hepimiz birbirimize kefiliz.
"Ben aslında kutuplaşmadan yana, gerginlikten yana değilim"
Dediğim gibi, bir sivil darbe dönemini yaşıyoruz. Milletin canının, özgürlüğünün, sandıkta verdikleri kararın, seçtiklerinin, bankadaki yatırımının güvende olmadığı; milletin parasının bizzat iktidar mensupları tarafından atananlar ya da bizzat kendileri tarafından çalındığı bir dönemdeyiz. Ve tüm bunları bir kişinin koltuğu güvende olsun diye yapıyorlar. Milletten kopmuş, kibrin sahibi olmuş, kendi menfaatinden başka hiçbir şey düşünmeyen bir zorba iktidara karşı büyük mücadele veriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan çıktı ve dedi ki: 'Ben aslında kutuplaşmadan yana, gerginlikten yana değilim. Meclis konuşmamda da bunları söyledim ama birileri gerginlik istiyor' dedi. Cumhuriyet Meydanı’na genelde CHP'lilerin evleri bakar. Oralarda herhâlde son seçim oyumuz yüzde 80’dir. Seçimlerde bizim koca partinin bayrağı olur, Genel Başkan’ın bayrağı olur. Başka parti mitinge gelirse bayrağı geri çekeriz. Onlar ister, bayraklarını astırırız. O gün Manisa’ya lider geliyorsa, Manisa merkezde hepiniz bilirsiniz, biz siyaset yapmayız. Bir ilçeye geçeriz ya da bir gün dinleniriz. Çünkü Manisa’nın siyasi kültüründe bu vardır. Manisa’da yaptığı tek mitingde, kendisini dinleyenlere beni kötülediğinde meydanın ne yaptığını, nasıl reaksiyon verdiğini, sandıkta da bunun cevabını vaktiyle 6-7 milletvekili çıkardığı, yüzde 50’nin üzerinde oy aldığı memlekette, memleketin evladına yüzde 60 nasıl sahip çıktığını evlatları gördü.
"Erdoğan’ın ailesi, akrabası, komşusunun olduğu yerde mikrofondan ona bir şey söylemem"
Geçen hafta buraya genel sekreteri geldi. Ben Rize’ye giderim, Rize’de ona göre konuşurum. O memleketin evladının memleketinde o kişiye söyleyeceğim sözün bir tartısı olur. Gidip de Güneysu’da miting yapmam. Erdoğan’ın ailesi, akrabası, komşusunun olduğu yerde mikrofondan ona bir şey söylemem. Rize’de konuşurken 'Hemşehriniz' derim. 'Keşke şöyle yapsa' derim. Buralara gelip bizlere hakaretler ettirenler, iftiralar attıranlar, ölmüş insanların arkasından konuşanlar, hapisteki masumları karalayanların rezillikleri bir yana, Erdoğan’a şunu hatırlatırım: 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Hep beraber ilk kez onu yenmişiz. O güne kadar genel başkan seçilmişim, aramamış. Yılbaşı aramamış, bayram seyran aramamış, Anıtkabir’de elimizi sıkmamış. Birinci parti olduk. 'Bize düşer' dedim. İlk bayramda aradım. Memleketimden hatırlatıyorum. Manisalı tüm AK Partilileri, memleketteki tüm AK Partilileri de şahit tutuyorum. Bayramda ben aradım. Bayram sonrası gittim. 'Bu memleket kutuplaşmadan çok çekti. Size genelde bir görev verdi, bize yerelde büyük bir görev verdi. Türkiye tarihinin en büyük seçim başarısı bu. Bundan sonra kutuplaşma, tartışma olmasın. Belediye başkanları görevini yapsın, siz görevinizi yapın, millet en sonunda adil bir karar versin. Anıtkabir’de el sıkışmamak olmaz. Biz Manisa Hatuniye Camii’nde AK Partililerin elini sıkıyoruz. Bayramda görüşmemek olmaz. Hacıhaliller köyünde bayramı da birlikte yapıyorlar, yası da birlikte tutuyorlar. Bu memlekette artık kardeş kavgası geçmişte neler yaşattıysa bu gerilim de bu millete kaybettiriyor. Gelin hep beraber bu milletin yüzünü güldürelim. Gelin bu milletin önünde kavga yerine hizmette yarışalım. Günü gelince adil bir seçim olur, kararı millet verir' dedim.
"Türkiye’de Vahap Seçer, Mansur Yavaş rekor kırıyor"
Bundan sonraki süreçte de neredeyse 7-8 ay boyunca belediyeler çalıştı, biz çalıştık. Ben polemik yapmadım ama Rize’de çay mitingi yaptım. Trabzon’da, Giresun’da, Ordu’da fındık mitingi yaptım. Sinop’ta balıkçılarla toplantı yaptım. Gaziantep’te fıstık mitingi yaptım. Manisa’da büyük tarım mitingi yaptık. Hayrabolu'nda buğday mitingi yaptık. Ankara’da emekli mitingi, İstanbul’da atanamayan öğretmen mitingi yaptık. Belediye başkanları çalıştı, hizmetlerini anlattık. Ta ki anketlerde, bir yıl varmadan belediyelerden memnuniyet oranları... Biz ölçtük, yüzde 59. AK Parti ölçtü. Manisa’da daha dün gibi aklımda: Ferdi’den memnuniyet yüzde 68. Bütün Manisalılar, AK Partilisi, MHP’lisi şahit. 'Görülmemiş hizmet yapıyorlar' dediler. Vahap Seçer, Mansur Yavaş rekor kırıyor. Hepsi rekora gidiyor. İşte o gün, Allah var ya, biz o kadar gördüğümüz zulme, Gezi’de bize darbeci demelerine, Berkin Elvan’ın anasını yuhalatmalarına, 7 Haziran-1 Kasım arası memlekete cehennemi yaşatmalarına, ellerindeki bütün kire, geçmişlerindeki her şeye rağmen, sırf kazanınca hani tahta çıkan taç giyen başa kurulacak ya, hani bundan sonra kızdırmak onlara, hoş görmek bize ya, hani iktidar olan olduktan sonra ezmeyecek, eğilecek ya, hizmet edecek ya, şahit olsun AK Partilisi, MHP’lisi, böyle bir siyaset için her şeyi bir kenara bırakıp sadece hizmet odaklı çalışmaya başlamışken bu anketleri gördüler ve dediler ki Erdoğan’a: Bu süreç onlara kazandırıyor. İlerliyorlar, güçleniyorlar, gelecek seçimi alacaklar.
"Bu siyasetin sonuç verdiğini görünce balta çeken, itibar suikastı yapanlar bunlar"
O gün baltayı çıkardı, balta çekti bize. Esenyurt gibi 1 milyon nüfuslu kentte kayyım atadı. Belediye meclisine dört beş Kürt arkadaş yazılmış. Diyor ki seçim kazanamayacakları yerde yönetime ortak ettiler Kürtleri, diyor. Bu, kayyım atamayı gerektirir, diyor. Oysa ki bu, takdir edilmeyi gerektirir. Kimseyi dışlamayan, Türkiye’de Kürtlerin en çok yaşadığı ilçelerden bir tanesi olan orada kimse dışlanmamış. Eski AK Partili de, MHP’li de alınmış, DEM Partisi’nde geçmişte siyaset yapanlardan da alınmış. O sayede Türkiye’nin en büyük ilçesi bir profesör tarafından alınmış. Ve inanılmaz da hizmet ederken oraya kayyım atayarak başladılar. Cumhurbaşkanı adayımıza dünyanın iftiralarını atarak, hiçbirini iddianameye yazamayarak, bir tane kanıt koyamayarak... O yüzden şimdi çıkıp 'Ben kutuplaşma istemem' demesin. Her şeye rağmen, 47 yıl sonra seçim kazandığında milletin verdiği görevi, yazdığı mektubu okuyan biziz. Dünya kadar eleştiri almamıza rağmen bayramda ilk telefonu açan, ziyaret yapan, el uzatan, Cumhurbaşkanı geliyor diye inen kapıda karşılayan ve bundan sonrası için bu ülke bu karanlıkları yaşamasın diye çaba sarf eden biziz. Ama bu siyasetin sonuç verdiğini görünce balta çeken, Can'ı anasından ayıran, Demirhan’ı evladından ayıran, Ekrem Başkan’ın 84 yaşındaki babasına 'Senin oğlun hırsız, senin kuyuna para mı gömdü?' deyip evine gidip kuyuda kasa arayan, tarlada para arayan, itibar suikastı yapanlar bunlar. Şimdi çıkmış bana diyor ki, demişsin ki, diyor: 'Kiminle savaştasınız, seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok?' diyor.
"Milletin bankadaki parasını çalanlara, yedi yaşındaki canı anasından koparanlara karşı savaştayız"
Bak Sayın Erdoğan, buradan söylüyorum. Bütün Manisa bilir ki ne insan ayırırım ne kaba siyaset yaparım. Ne siyasette farklı olduğum kişiye görevimde farklı davranırım. Ne eczanemin kapısından giren bunu söyler. Bütün her partiden eczacının olduğu Eczacı Odası’nda, 530 oyun tamamını almış birisi olarak söylüyorum. İlçe başkanların vardı senin o sırada, o partiye kayıtlı. Hepsinin oyunu almış birisi olarak söylüyorum. Belediye başkanlarına, 'Bir kişiyi ayırmayın, partizanlık yapmayın. Bize oy vermediyse gelecek seçim verir. Vermezse de hakkıdır' diyen birisi olarak söylüyorum. 'Kiminle savaştasınız, seferberlik çıktı da bizim mi haberimiz yok' diyor. Vallahi savaştayız kardeşim. Adaletsizliğe karşı savaştayız. Bu hukuksuzluğa karşı savaştayız. Milletin bankadaki parasını çalana da, yedi yaşındaki Can'ı anasından koparana karşı da savaştayız kardeşim. Masum insanların haysiyeti için savaştayız. Ailelere, evlatlara, kutsallara saldıranlara karşı onur mücadelesi için savaştayız. Can yakmak için değil, canımızı kurtarmak için, milleti teslim etmemek için savaştayız. Ölümü göze almışız, teslim olmamışız, olmayacağız kardeşim. İyilik yapan iyilik görür. Kötülük yapan belasını bulur, teslim olan perişan olur. And olsun ki memleketimden yemin ediyorum, o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu memleketi kurtaracağız. Can yakmayacağız, intikamcı olmayacağız ama kötülüğe de teslim olmayacağız.





