Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel’e 350 bin dolar para verdiğini iddia etmişti.
Özgür Özel’e Sarıgül İncelemesi

Emir Sarıgül’ün iddiası üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Özgür Özel hakkında soruşturma başlattığı haberleri yayıldı. Ama bu doğrulanmıyor. Özgür Özel hakkında soruşturma açılmış değil. Ancak öğrendiğime göre Emir Sarıgül’ün iddiaları hakkında inceleme başlatılmış.
Emir Sarıgül’ün iddia ettiği tarihlerde Özgür Özel’le Mustafa Sarıgül buluştu mu? Bunun için kamera kayıtlarına bakılacak. Baz kayıtları ve HTS verileri incelenecek. Eğer bu deliller inandırıcı bulunursa Özgür Özel milletvekili olduğu için hakkında fezleke düzenlenebilir.
Özgür Özel iddialar karşısında sessiz kalırken, YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre “Açık bir iftira, itibar suikastı” demişti.
EMİR SARIGÜL’ÜN İDDİASI
Sarıgül soruşturması kapsamında tutuklu olan Emir Sarıgül savcılığa verdiği ifadede YENİ Parti’nin kuruluş aşamasında parti kurucularından olan babası Mustafa Sarıgül’ün Özgür Özel’e iki ayrı seferde 350 bin dolar parayı elden verdiğini iddia etmişti.
İNCELEME
Mustafa Sarıgül, yakın çevresine bu iddiaların doğru olmadığını söylüyormuş. Yargı sadece Emir Sarıgül’ün iddialarıyla yetinmez. Emir Sarıgül’ün belirttiği günlerde o mekânlarda Mustafa Sarıgül ile Özgür Özel bir araya geldi mi? Kamera kayıtları var mı, telefonlarının baz kayıtları ve HTS verileri uyuşuyor mu ona bakar.
Ayrıca siyasi partilere bağışlar partinin resmi banka hesabı üzerinden yapılıyor. Bir kişi en fazla 634 bin TL bağışta bulunabiliyor. 350 bin dolar ise bugünkü dolar kurundan 17 milyon TL ediyor. Para elden verilse dahi bağış makbuzu kesilmesi gerekiyor. Özgür Özel’le ilgili incelemenin bu hafta içinde tamamlanması bekleniyor. Eğer maddi deliller elde edilirse hakkında fezleke düzenlenmesi gündeme gelecek.
KARA PARA
Ayrıca çok önemli bir nokta var. Sarıgül ailesiyle ilgili soruşturma suçtan elde edilen gelirin aklanması yani kara para soruşturması.
Özgür Özel’le ilgili soruşturma kara paraya uzanır mı? 24 YIL PARTİSİNİ İKTİDAR YAPAN LİDER Bugün 3 Kasım 2026. AK Parti, 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olmuştu. Bugün AK Parti iktidarının 24. yıldönümü. Cumhuriyet tarihinde bunun başka bir örneği yok. CHP’nin 27 yıllık tek parti iktidarını saymıyorum. O zaman çok partili seçimler yoktu. Cumhuriyet vardı ama demokrasiye geçilmemişti. AK Parti’nin seçim başarısı ve Erdoğan’ın liderliğinin çok iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Seçimleri liderler kazanır, liderler kaybeder. Erdoğan girdiği her seçimi nasıl kazandı, AK Parti’yi nasıl iktidarda tuttu? Bu sürede hangi sorunlarla boğuştu, neler yaptı? Bunların iyi incelenmesinde fayda var. AK Parti’nin karşı karşıya kaldığı krizlere bir gazeteci olarak tanıklıklarım ışığında işaret edeceğim ama benim için vazgeçilmez olan birkaç başlığı hemen sıralamam gerekiyor.
4 KRİTİK BAŞLIK
Aslında bunlar bir başlık değil, Türkiye’nin röntgeni.
1- Terörsüz Türkiye süreci.
PKK’nın ilk eylemi olan Şemdinli-Eruh baskınından sonra Özal’la Şemdinli’ye giden bir gazeteci olarak 1984 yılından bu yana PKK sorununu izledim. Ülkemizin 50 yılına mal olan PKK sorununun demokratik yollarla çözülmesinin ne denli kıymetli olduğunu biliyorum. Türkiye ayağına vurulan kanlı bir prangadan kurtuluyor.
2- Başörtüsü yasağının kaldırılması.
Okul kapılarından geri çevrilen başörtülü kızların mücadelesine tanıklık eden ve bu mücadeleyi veren bir gazeteci olarak bu sorunun çözülmesi çok önemliydi. Gözyaşlarının dinmesiydi. Sadece başörtüsü sorunu çözülmedi, artık bugün başörtülü bakanlarımız, milletvekillerimiz ve valilerimiz var.
Ne oldu, başörtüsü serbest olunca rejim mi yıkıldı?
3- Ayasofya’ya vurulan zincirler kırılsın diye mücadele eden bir nesilden geliyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ayasofya’yı açma kararıyla birlikte bir devir kapandı, yeni bir devir açıldı.
4- Darbelerle mücadele.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’da sadece darbeyi püskürtmedi. Türkiye’nin darbeler tarihini de toprağa gömmüş oldu. Bu ülkede darbeciler gelir cumhurbaşkanı olur, başbakan olur, hükümetler kurar, başbakanlar asar ama kimse onlara hesap sormazdı.
Erdoğan o dönemi de kapattı. 12 Eylül’ün lideri Kenan Evren’den de 28 Şubatçılardan da hesap sordu. Demokrasi mücadelesinden gelen biri olarak bunlar benim için önemliydi.
Bu tespitlerden sonra sizi 3 Kasım 2002 tarihine götürmek istiyorum. 27 NİSAN E-MUHTIRASI 3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti tek başına iktidar oldu ama Erdoğan’ın milletvekili olmasını engellediler. Demokrasi ayıbının ortadan kaldırılmasına CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da destek vermesiyle Erdoğan’ın engeli kaldırıldı, ara seçimde Siirt’ten milletvekili seçildi. AK Parti iktidar olmuştu ama muktedir olması gerekiyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri vardı. Askerlerin istediği birini mi cumhurbaşkanı yapacaktı yoksa kendi içinden bir cumhurbaşkanı adayı mı çıkaracaktı? AK Parti’nin siyasi rüştünü ispat etmesi gerekiyordu. Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayı ilan edildi. AK Parti’nin cumhurbaşkanı seçtirmesini önlemek için Cumhuriyet mitingleri düzenlediler, “Genç subaylar rahatsız” manşetleri attılar. Anayasa Mahkemesi’nin tarihine kara leke olarak geçen 367 kararını çıkardılar. 27 Nisan e -muhtırasını verdiler. Sonuç ne oldu? Erdoğan seçime gitti ve ezici bir çoğunlukla gelip Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirdi. Yetinmedi bir de cumhurbaşkanını halkın doğrudan seçmesini sağlayan anayasa değişikliğini yaptı. Yani hem darbeci zihniyetle mücadele etti hem cumhurbaşkanının seçimini doğrudan halka götüren bir düzenleme yaptı.
DARBE GİRİŞİMLERİ
Erdoğan’ın liderliğini Gezi olaylarında sınamaya kalkıştılar. Gezi, bir kalkışma girişimiydi. Başaramadılar. CIA’nın kuklası olan FETÖ eliyle 17-25 Aralık darbe girişiminde bulundular. Hedefleri Erdoğan hükümetini düşürmekti. Erdoğan cesur bir şekilde mücadele etti, kazandı. 15 Temmuz darbe girişimini püskürttü. Erdoğan darbeye karşı meydan okuyunca milletimiz çıplak elleriyle tankları durdurdu.



