BirGün
Haber akışına dön

Raşit Hocanın Devrimci Mirası

Raşit Hocanın Devrimci Mirası

2 Kasım günü Doğan Tılıç haber verdi Raşit Kaya’nın ölümünü. Hocamız bir süredir Gaziosmanpaşa’da bir yaşlı bakımevinde kalıyordu. Sağlık durumu iyi olmasa da bu denli erken veda edeceğini düşünmemiştik. Doğan’ın ODTÜ’den hocası, benim de tarihsel TİP’ten yoldaşımdı. Çok insanın yaşamına dokunmuştu. Onun ölümüyle ikimizin de kişisel tarihinden değerli bir parça eksilmiş oldu. Bu eksikliği, gömütü başındaki duygusal konuşmasıyla Doğan Tılıç hepimize duyumsattı...

Ben Raşit Kaya’yı tanıdığımda, TİP’in ateşli bir militanıydı. Partimiz 12 Mart darbesiyle kapatıldıktan sonra, doktora eğitimi için Fransa’ya gitti. Bense devrimci mücadeleyi başka koşullarda sürdürmek amacıyla İngiltere’ye gittim.

Türkiye’ye faşizm gelmiş olsa da Avrupa’da “68 Rüzgârı” dinmemişti henüz. Yurtdışına çıkan arkadaşlarımız, bulundukları ülkelerde örgütlenerek Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri ve işkenceler konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için çaba gösteriyordu.

Raşit Kaya, Fransa’da okurken kendisi gibi Fransa’da doktora öğrencisi olan Ercan Eyüboğlu ile birlikte Fransa Türk Öğrenci Birliği’nde (FTÖB) yöneticilik ve başkanlık yaptılar. Çıkardıkları "Nouvelles de Turquie" (Türkiye’den Haberler) bülteniyle 12 Mart askeri cuntasına karşı yurtdışında etkili bir kamuoyu oluşturdular.

Prof. Dr. Raşit Kaya, 2021 yılında Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan "Fransa’da Okumak, Fransa’yı Okumak: Jakoben Geleneğe Elveda mı?" adlı kitabında, o yıllara ilişkin anılarını, Fransa’da okuma deneyimini ve ülkenin siyasal tarihini kapsamlı biçimde anlattı. Fransa siyasetindeki "Jakoben gelenek" çizgisinin günümüzdeki değişimini uzun uzun sorguladı. Kitapta, ayrıca Öğrenci Birliği’nin özellikle askeri cunta rejimine karşı yurtdışında yürüttüğü siyasal ve toplumsal mücadeleye geniş yer ayırdı.

∗∗∗

Raşit Kaya ve arkadaşlarının Fransa’da başardıkları en önemli işlerden biri de Nâzım Hikmet’in ölümünün 10. yıldönümünde Paris’te düzenledikleri büyük anma toplantısıydı. 2 Haziran 1973’teki o toplantıyı, İngiltere’den bir grup arkadaşla izlemeye gitmiştik. Sıradan bir anmanın çok ötesinde, uluslararası nitelik taşıyan, geniş katılımlı, coşkulu ve sözcüğün gerçek anlamıyla “görkemli” bir etkinlikti. Sité Internationale’in Büyük Tiyatro salonundaki geceye, Fransız solundan aydınlar, uluslararası ilerici çevreler ve Fransa’daki Türk toplumu yoğun ilgi göstermişti.

Gecenin en unutulmaz anlarından biri, Nâzım Hikmet’in yakın dostu, ünlü ressam Abidin Dino’nun sahneye çıkmasıydı. O konuşurken salon duygu seline kapılmıştı.

Gecede Nâzım Hikmet’in şiirleri Türkçe ve Fransızca yankılanmış; Fransız tiyatro topluluklarından sanatçılar, dramatik okumalarla Nâzım’ı sahneye taşımışlardı.

Nâzım Hikmet’in dünyada tanınmasında büyük payı olan, onun şiirlerini Fransızcaya kazandıran ve yakın dostu olan Fransız komünist ozan Louis Aragon, bu anmanın en büyük manevi destekçilerindendi. Etkinliğe destek verenlerden biri de ünlü Fransız düşünürü Jean-Paul Sartre idi. Nobel ödüllü Şilili ozan Pablo Neruda ise Santiago’dan ileti göndermişti.

Fransa’nın dünya çapında tanınmış şarkıcı ve oyuncusu Yves Montand ile Oscar ödüllü oyuncu eşi Simone Signoret de gecede Nâzım’ın şiirlerini seslendiren sanatçılar arasındaydı.

Özetle söylemen gerekirse, FTÖB’ün düzenlediği bu etkinlik, yalnızca bir şiir dinletisi değil, Türk ve Fransız sanatçıların cuntaya karşı omuz omuza durdukları görkemli bir uluslararası dayanışma şenliği idi. Aradan yıllar geçmiş ama o coşkulu gecenin üzerimdeki olağanüstü etkisi hâlâ çok taze...

Raşit hoca, ölünceye dek BirGün gazetesini elinden bırakmadı.

Raşit Kaya, seyrek de olsa BirGün’de yazıyordu. Onunla ortak bir yanımız da Türkçe sevdası idi. “Dilin Kemiği”nin sadık okurlarındandı. Zaman zaman bana notlar yazar, basın yayın organlarında gördüğü dil yanlışlarına ve özensizliklere değinirdi. 18 Kasım 2023 tarihli köşemizde “İki Bilimcinin Uyarıları” başlığı altında Prof. Dr. Cem Eroğul ile Prof. Dr. Raşit Kaya’nın mektuplarına yer vermiştim. İkisi de TİP’ten arkadaşım olan bu Marksist öğretim üyeleri, aynı zamanda Türkçe üzerine düşünen insanlardı. Raşit Kaya, o mektubunda “sosyal medya” kavramına karşı çıkarak şöyle diyordu:

“Bir dönem ‘yeni medya ortamı’ denirdi. Uzun bulunmayacaksa ‘kitle iletişim araçlarıyla oluşturulan sanal ortam’ da denebilir. ‘Sosyal’ olmayan bir medya olamayacağını ben de hep yazdım. Belki sana kulak verirler. Selam ve sevgiler.”

Sevgili Raşit’in -yurtdışı günlerimizden kalan bir alışkanlıkla- “Hasan Abi”sine son iletisi ise şu uyarıyla bitiyordu:

“Medyanın anlatımlarındaki dil yanlışları konusunda yarılarına teşekkürler. Bir de televizyon haberlerini el-kol hareketleriyle, mimikleriyle ‘varyete’ sunuşlarına dönüştürenlere değinmek iyi olmaz mı?”

Son ziyaretimizde bakımevindeydi. Bakıcısının kolunda gelmişti yanımıza. Dalgın bakışlarında hüzün vardı. Devrimci bir ömrün, bir yaşlı bakımevinin odasında son bulacağını düşünmenin kederini okumuştum yüzünde. TİP anılarını ve Fransa günlerini konuşmuştuk. Yakın dönem olaylarını ve kişilerini anımsamakta zorlansa da yaşamında özel bir yeri olan Fransa günlerini unutmamıştı. O günlerin coşkulu mücadelesini özlemle anıyordu.

“Hocaların Hocası” Raşit Kaya’nın geride bıraktığı devrimci miras, artık öğrencilerine ve yoldaşlarına emanet...

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
birgun.net