Ekonomim
Haber akışına dön

Rota Portföy/Gökşen: Fon Krizinde En Kötüsü Geride Kalmış Olmayabilir

Rota Portföy/Gökşen: Fon Krizinde En Kötüsü Geride Kalmış Olmayabilir

Rota Portföy Yönetimi Baş Ekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen, fon piyasasındaki çalkantının ardından en kötünün geride kalıp kalmadığını değerlendirirken yatırımcı güveni, şirketlerin finansmana erişimi ve reel ekonomide devam eden risklere ilişkin uyarılarda bulundu.

Fon piyasasına yönelik soruşturma ve tasfiye süreci devam ederken, yaşanan gelişmelerin sermaye piyasaları ve reel ekonomi üzerindeki etkileri de gündemdeki yerini koruyor. Rota Portföy Yönetimi Baş Ekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen, fon piyasasındaki çalkantının portföy yönetim şirketleri açısından hafiflemiş olabileceğini ancak yatırımcı güveni, hukuki süreç ve reel ekonomideki risklerin devam ettiğini söyledi.

"En kötüsü geride kaldı diyemiyoruz"

Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin çok katmanlı bir boyuta ulaştığını belirten Gökşen, krizin sona erip ermediğine ilişkin soruya tek bir yanıt verilemeyeceğini ifade etti.

Portföy yönetim şirketlerine yönelik düzenlemelerin sektörde yeni bir çerçeve oluşturduğunu söyleyen Gökşen, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bana hep şu soruluyor: 'Bu fon piyasasındaki bu çalkantı artık en kötüsü geride kaldı mı?' Belki portföy yönetim şirketleri açısından en kötüsü geride kaldı. Çeşitli regülasyonlar geldi, gelecek döneme ilişkin farklı düzenlemeler oluştu. Burada daha regüle bir düzlemden bahsedeceğiz."

Ancak hukuki süreç ve yatırımcı güveni açısından sorunların sürdüğünü vurgulayan Gökşen, "Hukuki kanalda, geri ödeme sürecinde, yatırımcıların güveni nezdinde halen devam eden bir güvensizlik ve olumsuz unsurlar var. Dolayısıyla oralarda en kötüsü geride kaldı diyemiyoruz. O yüzden de o dolaylı etkilerin daha sonuna gelmiş değiliz elbette" dedi.

Reel ekonomide etkiler devam ediyor

Fon piyasasındaki gelişmelerin reel ekonomiye dolaylı etkilerinin sürdüğünü belirten Gökşen, şirketlerin likidite ve finansmana erişim sorunlarına değindi.

İmalat sanayisindeki zayıf görünümü de değerlendiren Gökşen, "Halen reel ekonomi üzerindeki etkisini görüyoruz. Bir PMI gördük, 31 aydır 50 eşik değerinin altında devam ediyor. Alt sektörlere bakıyorsunuz, 10 sektörde sadece bir sektörün 50'nin üzerinde olduğunu görüyorsunuz. Diğer sektörlerin hepsi aslında daralma seviyesinde" ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) likidite sıkışıklığına karşı piyasaları desteklediğini hatırlatan Gökşen, sağlanan likiditenin ekonominin bütün kesimlerine aynı ölçüde ulaşmadığını söyledi.

Gökşen, "Likidite konusunda ciddi sıkıntılar oldu. Merkez Bankası bu minvalde bir desteğini yaptı piyasalara ki son derece önemli. Bu tip kriz koşullarında ilk aşamada yapacağınız şey likiditeyi vermektir. O anlamda o adımı attı. Ama tabii o likiditenin her kanala çok rahatça yansıdığı bir noktada da değiliz" diye konuştu.

Kredi genişlemesi beklentisine yanıt

Reel sektörün finansman ihtiyacına karşın kredi büyüme sınırlarının borçlanmayı zorlaştırdığını anlatan Gökşen, TCMB'nin bazı kredilerde büyüme sınırını yüzde 3,5'ten yüzde 4'e yükselttiğini hatırlattı.

Bu adımı sınırlı bir destek olarak değerlendiren Gökşen, ekonomi yönetiminin geniş kapsamlı bir kredi genişlemesine yönelmediğini belirtti.

Gökşen, "Bu kadar ciddi bir borçlanma ihtiyacı, finansman ihtiyacı, likidite ihtiyacı denildiğinde hep şu geldi herkesin aklına: 'O zaman birazcık kredi genişlemesine gidilecek herhalde.' İşte o büyüme sınırlarında belki de belirgin bir düzenleme yapılacak noktasına gelindi. Orada olmadığını söyledi aslında ekonomi yönetimi son bu adımlarıyla" dedi.

Gökşen, "Spesifik ufak tefek destekler verilebilir ve fakat biz burada geniş bir kredi genişlemesine gidecek noktada değiliz" değerlendirmesinde bulundu.

Geri ödemeler güveni yeniden sağlayacak mı?

Tasfiye sürecindeki yatırımcılara yapılan geri ödemelerin önemine değinen Gökşen, bu adımların ekonomide nakit akışına katkı sağlayabileceğini ancak yatırımcı güveninin yeniden kazanılması için tek başına yeterli olmayabileceğini ifade etti.

Hukuki süreçteki gelişmelerin geri ödemelerin olumlu etkisini gölgelediğini belirten Gökşen, "Güven zedelenmesi devam ederken sizin geri ödemelerde o paranın tekrar yatırım fonlarında mı değerlendirilecek, yoksa başka yatırım unsurlarında, ürünlerinde mi değerlendirilecek ya da bir güven erozyonu nedeniyle yatırımcı çok daha mütevazı bir noktada mı kalacak, daha kenarda mı duracak? Bütün bunlar büyük soru işaretlerini beraberinde getiriyor" dedi.

İç talepte ciddi bir soğuma yaşandığını belirten Gökşen, bu durumu yalnızca fon piyasasındaki gelişmelere bağlamanın yanlış olacağını söyledi.

Sıkı ekonomi politikalarının ve altın fiyatlarındaki gerilemenin yarattığı servet etkisinin de tüketimi olumsuz etkilediğini anlatan Gökşen, fon piyasasındaki çalkantının bu tabloyu ağırlaştırdığını ifade etti.

Gökşen, "Geri ödemelerin yapılması en azından nakit akışı anlamında, tüketim unsurları anlamında biraz daha katkıda bulunacaktır ekonomiye" diye konuştu.

"Yatırım fonuna bakış olumsuz yönde değişti"

Fon piyasasındaki gelişmelerin sermaye piyasalarına duyulan güveni zedelediğini belirten Gökşen, soruşturma kapsamında gündeme gelen manipülasyon ve suç unsurlarının sektörde faaliyetlerini kurallara uygun sürdüren kurumları da olumsuz etkilediğini söyledi.

Gökşen, "Yatırım fonu ürününün aslında son dönemde çok ciddi güven kaybına uğradığını görüyoruz. Çünkü bambaşka manipülasyonların ve suç unsurlarının döndüğü bir yerde doğru devam eden işlerin de çok olumsuz koşullar altında çalışmaya devam ettiğini görüyorsunuz" ifadelerini kullandı.

Yaşanan gelişmelerin yatırım fonlarına yönelik algıyı değiştirdiğini belirten Gökşen, "Yatırım fonuna bakış maalesef olumsuz alanda değişti ve bu çok da adil değil aslında" dedi.

Sermaye piyasalarında manipülasyonun önlenmesine yönelik yasal düzenlemelerin önemine değinen Gökşen, atılacak adımların yabancı yatırımcılar tarafından da yakından takip edileceğini belirtti.

Fon sektörünün yeniden güven kazanmasının zaman alabileceğini ifade eden Gökşen, "Çok kıymetli ve çok önemli bir yatırım ürününü, yatırım fonlarını maalesef birazcık arka plana atmış oldu. Bu regülasyonlarla, bizim anlatmalarımızla belki biraz daha bu alanın ne kadar daha risksiz olabileceğini, ne kadar daha regüle halde yatırımcıya adres edebileceğini ilerleyen zamanlarda anlatacağız. Ama büyük bir zaman kaybı tabii ki" değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
ekonomim.com