İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vişne Korkmaz, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi görüşmesini ve Rusya'nın ABD-İran gerilimdeki pozisyonunu AA Analiz için kaleme aldı.
İsrail'in İran'a doğrudan saldırıları başladığından beri Rusya'nın olaylara tepkisi merak ediliyor. Moskova'nın çatışmaların ilk aşamasına verdiği tepki düşük profilli olarak addedildi. Moskova’nın başlarda sessizlik olarak yorumlanan tutumunun ana sebeplerinden birinin Rusya'nın Ukrayna harbini sürdürme zorunluluğu olduğu söyleniyor. Moskova'nın Avrupa güvenlik mimarisine baskı yaparak Ukrayna'daki kazançlarını garantilemek ve artırmak istediği bir gerçek. Dünyanın tüm dikkatinin Orta Doğu'ya döndüğü günlerde Rusya'nın, Ukrayna sathında saldırılarını artırdığını biliyoruz.
Kremlin'in bir önceliğinin de ABD'nin İran-İsrail çatışmalarına doğrudan girmesini önlemek olduğu iddia edilmiştir. Kremlin'den yapılan açıklamalara göre ABD, İran'a yönelik saldırısından önce Moskova'yı bilgilendirmedi. Dolayısıyla eğer Moskova, ABD ve İran arasında bir arabulucu olmayı arzu etmişse, bu konuda çok başarılı olamadı. Washington, İran'ın üç nükleer tesisine yönelik saldırı başlattığı andan itibaren, Moskova'nın olayların gidişatı konusunda tepkisinin ne olacağı daha çok merak edilmeye başlandı.
Moskova ve Tahran çok yakın stratejik ilişkilere sahip. Rusya, Orta Doğu nükleer enerji ve savunma sanayi pazarına bir teknoloji sağlayıcısı olarak girerek Batı'nın bölgede bu alanda sahip olduğu tekeli kırmak istedi ve İran ile yakın ilişkiler geliştirmeyi hedefledi. İran'ın Batı menşeli yaptırımlarla karşı karşıya kalması iki aktör arasındaki ilişkileri doğal olarak geliştirdi.
İran'ın stratejik derinliği ile Orta Doğu'da güçlü olduğu dönemde Tahran ile ilişkilerin Rusya için bir avantaj olarak görüldüğü de muhakkak. Bu çerçevede, gelişen ilişkiler İran'ı Moskova için sadece Orta Doğu'da bir atlama tahtası haline getirmiyor. Moskova, Türkiye, İsrail, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine kendileriyle dostluğun bölge dengeleri için değerli olduğu mesajını veriyor.
Rusya, Orta Doğu'da ABD'nin yakın müttefikleri ile de yakın ilişki geliştirmeyi seven bir aktör. Bu nedenle Kremlin, İran ile ilişkilerini İsrail, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile geliştirdiği ilişkilerle dengelemeyi tercih ediyor. İran'ın Rusya'dan talep ettiği yeni nesil savaş uçağı ve S-400 hava savunma sistemlerinin sağlanması konusunda ilişkiler her daim Tahran'ın arzu ettiği kadar kusursuz ve hızlı gitmedi.
Rusya-Ukrayna savaşı bazı şeyleri görünürde değiştirdi. Rusya, savaşın uzaması ile birlikte Ukrayna sahasında kullanacağı dronlar için İran ile işbirliğini derinleştirdi. İran ise Biden dönemi nükleer müzakerelerinden umduğunu bulamadığı için Rusya ile ilişkilerini önceleyen bir tutum takındı.
Bu anlaşmanın Trump'ın seçim zaferinden sonra gerçekleşmesi tesadüf değildi. Bugün Trump'ın İran politikasında belirsizlik döneminin bittiği, bölgede başka belirsizliklerin kapısının açıldığı bir noktadayız. ABD, İran’ın uranyum zenginleştirme teknolojisine sahip olmasını istemiyor. Moskova, nükleer silahların yayılmasına karşı olmakla beraber, uranyum zenginleştirme meselesini Batılı aktörler gibi bir tabu olarak görmüyor.
Putin ve Peskov'un konuşmalarından, ABD'nin çatışmalara müdahil olması sonrası bölgede krizin tırmanma riskinin arttığını ve Rusya'nın böyle bir istikrarsızlığı istemediğini anlıyoruz. Dolayısıyla, Moskova İran'a bir tavsiye verdiyse, ABD saldırıları karşısında rejimin varlığını hissettirecek ancak ABD'yi çatışmanın içine çekmeyecek bir cevap vermesini söylemiş olabilir.
ABD'nin İran'a düzenlediği saldırının hemen sonrasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve Putin'in Moskova'daki görüşmesinde Rusya'nın güvenlik bürokrasisinin önemli isimlerinin hazır bulunması dikkat çekiciydi. Ancak bu toplantının sonuçları, Rusya-İran stratejik yakınlığının derecesi ve Moskova'nın çok kutupluluk söylemi altında ABD’yi dengeleme kapasitesi açısından değerlendirenleri hayal kırıklığına uğrattı. Zira Rusya, ortak savunma ve İran'ın caydırıcılığına pozitif teminat olarak görülebilecek bir katkı sağlamaktan imtina ediyor.
Bu toplantı, İran'a yalnız sürdürdüğü bu mücadelede yalnız olmadığını söylemektedir. Dolayısıyla, Rusya'nın İran'ı yalnız bıraktığı çıkarımı için erken olduğunu düşünüyorum. Tahran'ın hasar görmüş altyapısını onarmak için kritik bilgi desteğine ihtiyacı olacak. Rusya, olayların ciddileşmesi halinde istihbarat veya teknoloji paylaşımı konusunda daha cömert davranabilir.




