Yeni Şafak
Haber akışına dön

Sadece Bir Tankın Değil, Türkiye’nin Hikayesi Bu

Sadece Bir Tankın Değil, Türkiye’nin Hikayesi Bu

İlk prototiplerin üretilmesinin ardından, seri üretim fazına geçileceği sırada ana müttefikler olarak görülen Almanya ve ABD projeye fiilen engel koydu. Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları ve bağımsız dış politika hamleleri gerekçe gösterilerek, tankın kalbi sayılan motor ve transmisyon (güç grubu) sistemlerinin verilmesi reddedildi ya da süreç diplomatik oyalama taktikleriyle çıkmaza sokuldu.

**

Bu sadece Almanya ve ABD ile aramızdaki ticari bir anlaşmazlık değildi.

Türkiye’nin kendi ana muharebe tankını üretmesini fiilen en az 6 yıl geciktirmeyi amaçlayan Almanya ve ABD’nin stratejik hamlesiydi.

İhale sürecinin başında Alman savunma devi Rheinmetall ile Ankara merkezli kurulan ortak şirket (RBSS) suni olarak çıkarılan diplomatik krizler ve Alman hükümetinin onay vermemesi nedeniyle işlevsiz kaldı ve tasfiye edildi.

Batılı firmalar ülkelerin siyasi baskıları sebebiyle Türkiye’den çekildi.

Proje diplomatik olarak izole edilmeye çalışıldı.

Batı’dan gelen ambargo duvarını aşmak adına Türkiye yüzünü Asya’ya çevirdi.

Kardeş ülke Güney Kore ile yürütülen yoğun askeri-diplomatik temaslarsonucunda, Kore’nin kendi ana muharebe tankı K2 Black Panther için geliştirdiği güç grubunun Türkiye’ye entegre edilmesi konusunda anlaşma sağlandı.

Bu iş birliği, Türkiye’ye tamamen yerli ve milli olan BATU motorunugeliştirene kadar nefes aldıracak kritik bir zaman kazandırdı.

Diplomatik pürüzler, iki devlet arasındaki stratejik ortaklık anlaşmalarıyla en üst düzeyde çözüldü.

Batı’nın parçaları vermemesi, Türkiye’yi hazır donanım satın alan veya montajlayan bir ülke olmaktan çıkarıp; ambargoya uğraması muhtemel olan bütün kritik alt sistemleri sıfırdan tasarlayan ve üreten bağımsız bir aktör haline getirdi.

Batılı ülkelerin Türkiye’nin önüne koyduğu takozlar, diplomatik şantajlaryerli mühendislik iradesiyle boşa çıkarıldı.

Altay tankının zırhının Güney Kore’den (K2 tankı) doğrudan transfer edildiğialgısı da doğru değil.

Şereflikoçhisar’da test edilen zırh, TSK gereksinimlerine göre tamamen sıfırdan modüler ve yapısal olarak tasarlandı ve yabancı muadillerinden üstün çıktı.

Projenin arkasında binlerce mühendis ve işçinin emeği var.

İlk atış testlerinde yaşanan teknik aksaklıklar (İAVİ değerlerinin tutmaması gibi) Türk mühendislerin üstün sabrı ve gece gündüz çalışmasıyla çözülmüş.

Prof. Dr. Murat Yalçıntaş tarafından kaleme alınan ve Türkiye’nin savunma sanayisi projelerinden Altay tankını konu alan kitabın adı “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi”.

Turkuvaz Kitap etiketiyle yayımlanan eser, projenin perde arkasında yaşanan gelişmeleri, karşılaşılan zorlukları ve Türkiye’nin milli savunma hamlelerini yazarın kendi gözlemlerine dayanarak anlatan 488 sayfalık bir anlatı/anı kitabı.

Kitap sadece bir tank projesini değil, Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durma iradesini ve savunma sanayiindeki bağımsızlık mücadelesini ele alıyor.

Sahadaki süreçleri, kamuoyunda bilinmeyen detayları ve kritik dönemeçleri aktarıyor

Prof. Dr. Murat Yalçıntaş, bu eserin tüm gelirini Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV)’na bağışlamış.

Murat Yalçıntaş’ı 1990 yılında kurulan MÜSİAD’ın kuruluş öncesi istişare toplantılarından beri tanırım.

İki dönem İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı yapmış, akademisyen kimliğiyle de tanınan bir isim.

2021 ile 2024 arasında BMC’nin CEO’luğunu üstlenmiş.

Halen Oyak Holding CEO’su.

Sağ olsun imzalayarak gönderdiği kitap oldukça hacimli olduğu için okuması uzun sürdü.

Bugün dünya devi olan Aselsan’da 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası ABD ambargosunun ortaya çıkardığı dışa bağımlılığı azaltmak ve milli savunma elektroniği üretmek için kuruldu.

Yani kitapta anlatılan hikâye aslında bir tankın değil, Türkiye’nin hikayesi.

Dışa bağımlılığı bitirmek adına başlatılan yerli motor projesi ve fabrika kabul testlerinin perde arkası kitapta geniş yer tutuyor.

Konu sadece “motor tedariki” değil, kendi ordusunun ihtiyacına göre bağımsız donanım tasarlayabilme kabiliyeti.

Arifiye Tank Palet Fabrikası’ndaki üretim süreçleri ve Kore’den sağlanan başlangıç altyapı verileri Türk firmaları tarafından yerlileştiriliyor.

Kitap, tüm bu süreçleri bir “millet meselesi” ve gelecek nesil yöneticilere kaynaklık edecek “savunma sanayisi ders” kitabı gibi.

Yalçıntaş kitabında kendi hayatından birtakım kesitler de paylaşmış.

Başarıyı nasıl tanımladığını anlatırken, “bir insanın gerçek başarısı, öldükten sonra arkasından söylenenlerle ölçülür” diyor.

Aslında en iyi ders bu.

Başlıklar :

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
yenisafak.com