Tüberkülozdan sıtmaya, koleradan bağırsak parazitlerine kadar bazı hastalıklar, yoksul nüfuslarda çok daha ağır sonuçlara yol açıyor.
Sadece Yoksulların Yakalandığı 5 Hastalık

Bir hastalığın yalnızca yoksulları etkilediğini söylemek teknik olarak doğru olmasa da bazı hastalıklar, toplumun bütün kesimlerine eşit dağılmıyor. Geliri düşük, sağlıklı konutlarda yaşama imkanı bulunmayan, temiz suya ulaşamayan ve sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamayan insanlar çok daha büyük risk altında.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu hastalıkların önemli bir bölümünü yoksulluk, yetersiz beslenme, kötü hijyen ve sağlık hizmetlerine erişim sorunlarıyla ilişkilendiriyor.
Tüberküloz: Yoksulluğun ve kötü barınma koşullarının hastalığı
Tüberküloz (verem), Mycobacterium tuberculosis adlı bakterinin neden olduğu ve çoğunlukla akciğerleri etkileyen bulaşıcı bir hastalık. Hava yoluyla bulaşan hastalık, özellikle kalabalık, havasız ve sağlıksız yaşam alanlarında daha kolay yayılıyor. Yoksulluk, tüberkülozun hem bulaşma hem de hastalığa dönüşme riskini artırıyor. Kalabalık konutlarda yaşayan, yetersiz beslenen ve sağlık hizmetlerine erişemeyen insanlar daha büyük risk altında.
DSÖ'nün 2025 tarihli değerlendirmesine göre yetersiz beslenme, tüberkülozun en önemli risk faktörlerinden biri. 2024 yılında dünya genelinde yaklaşık 970 bin yeni tüberküloz vakasının yetersiz beslenmeyle ilişkili olduğu tahmin ediliyor. DSÖ'nün 2026 yılında yayımladığı verilere göre 2024'te dünya genelinde 10.7 milyon kişi tüberküloza yakalandı, 1.23 milyon kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Hastalık bütün ülkelerde görülmesine rağmen sosyal ve ekonomik açıdan dezavantajlı kesimleri orantısız biçimde etkiliyor.
Yetersiz beslenme bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Kalabalık ve havalandırması yetersiz konutlar bakterinin yayılmasını kolaylaştırıyor. Tedaviye geç ulaşılması ise hastalığın ağırlaşmasına neden olabiliyor.
Sıtma: Yoksul bölgelerde çocukların yaşamını tehdit ediyor
Sıtma, enfekte dişi Anopheles sivrisineklerinin ısırmasıyla insanlara bulaşan paraziter bir hastalık. Özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın olan hastalık, önlenebilir ve tedavi edilebilir olmasına rağmen milyonlarca insanı etkiliyor. Sıtma riski, insanların yaşadığı çevre ve ekonomik koşullarla yakından ilişkili. Sivrisineklerden korunmak için cibinlik kullanamayan, sağlıklı konutlarda yaşamayan, ilaç ve sağlık hizmetlerine ulaşamayan topluluklar daha fazla risk altında.
DSÖ'nün aralık 2025'te yayımladığı Dünya Sıtma Raporu'na göre 2024 yılında dünya genelinde tahminen 282 milyon sıtma vakası görüldü ve 610 bin kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Hastalık yükünün yüzde 95'i Afrika’da yoğunlaştı. Bu bölgede 265 milyon vaka ve 579 bin ölüm kaydedildi. Sıtmaya bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 75'i 5 yaş altındaki çocuklarda görüldü.
Sıtmanın yaygın olduğu bölgelerde koruyucu cibinlik, ilaç, tanı ve tedavi hizmetlerine erişim eşit değil. Yoksul ailelerin çocukları hem hastalığa yakalanma hem de zamanında tedavi görememe bakımından daha büyük risk taşıyor.
Kolera: Temiz suya erişememenin ölümcül sonucu
Kolera, Vibrio cholerae bakterisinin bulaştığı su veya gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan akut bir bağırsak enfeksiyonu. Şiddetli ishal ve sıvı kaybına neden olan hastalık, tedavi edilmediğinde saatler içinde ölümcül hale gelebiliyor. Kolera salgınları özellikle temiz içme suyuna ve kanalizasyon sistemlerine erişimin yetersiz olduğu bölgelerde ortaya çıkıyor. Savaşlar, zorunlu göç, doğal afetler ve altyapı yetersizlikleri salgınların yayılmasını kolaylaştırıyor.
DSÖ'nün 2024 tarihli kolera bilgi notunda, dünya genelinde her yıl 1.3-4 milyon vaka ve 21 bin-143 bin ölüm yaşandığı tahmin ediliyor. DSÖ'nün eylül 2026'da yayımladığı güncel verilere göre 2025 yılında 47 ülkeden 451 bin 499 kolera vakası ve 7 bin 870 ölüm bildirildi. Bu ölümler, 1999'dan bu yana bildirilen en yüksek yıllık ölüm sayısı oldu.
Güvenli içme suyu, kanalizasyon ve atık su altyapısının bulunmaması hastalığın yayılmasında belirleyici. Temiz suya ulaşamayan insanlar, aynı zamanda hastalık ortaya çıktığında tedavi merkezlerine ulaşmakta da güçlük yaşayabiliyor.
Bağırsak parazitleri: Çocukların gelişimini tehdit eden görünmez hastalık
Yuvarlak solucan, kancalı kurt ve kamçılı kurt gibi parazitlerin neden olduğu toprak kaynaklı bağırsak enfeksiyonları, özellikle temiz suya ve kanalizasyon sistemlerine erişimin yetersiz olduğu bölgelerde yaygın. Parazitlerin yumurtaları, enfekte kişilerin dışkısıyla çevreye yayılıyor. Yeterli kanalizasyon altyapısının bulunmadığı yerlerde toprak ve su kaynakları kirleniyor. İnsanlar kirli su, iyi yıkanmamış sebzeler veya kirlenmiş toprakla temas yoluyla enfekte olabiliyor.
DSÖ'nün ocak 2023 tarihli verilerine göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 24'üne karşılık gelen 1.5 milyar kişi toprak kaynaklı bağırsak parazitleriyle enfekte. Bu enfeksiyonlar özellikle çocuklarda ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Ağır enfeksiyonlar karın ağrısı, ishal, besin emiliminde bozulma, kansızlık ve büyüme geriliğine neden olabiliyor. Kancalı kurtlar bağırsaklarda kronik kan kaybına yol açarak demir eksikliği anemisi oluşturabiliyor.
Temiz suya, tuvalete ve hijyen olanaklarına erişememek enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştırıyor. Yoksul bölgelerde çocuklar aynı çevresel koşullara tekrar tekrar maruz kaldıkları için tedaviden sonra yeniden enfekte olabiliyor.
Noma: Yoksulluğun yüzü olarak tanımlanan hastalık
Noma, ağız ve yüz dokularını hızla tahrip eden, kangrene yol açabilen ağır bir hastalık. Özellikle 2-6 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor. Şiddetli yetersiz beslenme, enfeksiyonlar, kötü ağız hijyeni ve bağışıklık sisteminin zayıflaması hastalığın ortaya çıkmasıyla ilişkili.
Hastalık genellikle diş eti iltihabı ve ağız içinde yaralarla başlıyor. Tedavi edilmediğinde kısa sürede ağız dokularına, çene kemiğine ve yüzün diğer bölümlerine yayılabiliyor. İlerleyen aşamalarda yüz dokularında geri dönüşü olmayan hasarlar meydana geliyor. Hastalıktan kurtulan çocuklar konuşma, beslenme ve görme sorunları yaşayabiliyor; yüzlerinde kalıcı şekil bozuklukları oluşabiliyor.
DSÖ, 15 Aralık 2023'te yayımladığı bilgi notunda noma hastalığının özellikle aşırı yoksulluk içinde yaşayan, yetersiz beslenen ve ağız hijyeni olanakları sınırlı çocukları etkilediğini belirtti. Hastalık aynı yıl DSÖ'nün ihmal edilmiş tropikal hastalıklar listesine eklendi. DSÖ'nün en son kapsamlı küresel yük tahminleri 1998 yılına dayanıyor. Bu tahminlerde yılda 140 bin yeni vaka, 770 bin mevcut vaka ve yüzde 90 ölüm oranı bildirilmişti. Ancak DSÖ, bu rakamların eski olduğunu, hastalığın birçok yerde teşhis edilmediğini ve erken tedaviyle ölüm riskinin büyük ölçüde azaltılabildiğini vurguluyor.
Yetersiz beslenme, temiz suya erişememe, ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanamama ve sağlık kuruluşlarına geç ulaşma, hastalığın gelişimini ve ağırlaşmasını kolaylaştırıyor. Erken teşhis edildiğinde antibiyotik, ağız hijyeni ve beslenme desteğiyle ilerlemesi durdurulabiliyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
App Store'dan İndir
Google Play'den İndir




