ABD'nin Californiya eyaletindeki Oakland Federal Mahkemesinde, Meta'nın Facebook ve Instagram ile çocukları platforma kasten bağımlı hale getirdiği iddiasıyla açılan tarihi davada Meta, çocukları ve gençlerin zayıflıklarını istismar edip onları uygulamalarına bağımlı hale getirecek algoritmalar geliştirmek suçlamasıyla mahkeme önüne çıktı.

Aralarında Californiya ve New York'un da bulunduğu 29 eyalet tarafından 2023 yılında açılan davada savcılar, şirketin çocukların gizlilik yasalarını ihlal ettiğini ve gençlerin ruh sağlığına zarar verdiğini öne sürüyor. Altı hafta sürmesi beklenen davada eyaletler, Meta'dan milyarlarca dolarlık tazminat talep etmenin yanı sıra Instagram ve Facebook'ta "beğeni" sayıları ile sonsuz kaydırma gibi özelliklerin sonlandırılmasını istiyor.

Meta, çocukları ve gençlerin zayıflıklarını istismar edip onları uygulamalarına bağımlı hale getirecek algoritmalar geliştirmekle suçlanıyor. Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta, gençleri platformlarına bağımlı hale getiren özellikler tasarlamanın yanı sıra bu tasarımın ruh sağlığı üzerindeki zararlarını bilmesine rağmen gizlemekle itham ediliyor. Bu dava, daha fazla para kazanmak uğruna çocukların ve gençlerin nasıl kurban edildiğini gözler önüne seriyor.

Ruhsal gelişimini henüz tamamlamamış olan çocukların ve gençlerin beynini sömürerek, sanal medya bağımlısı haline getiren bu platformlar, insanlığa ve geleceğe yönelik de büyük bir suç işliyor. Meta'ya karşı açılan bu dava, 1970'lerde Amerika'da tütün endüstrisinin yaşadığı hukuki hesaplaşmanın bir benzerini yaşattığı belirtiliyor.

Sanal medya, toplumun ruhunu, zihnini ve geleceğini hedef alarak büyük zarar vermekte. Toplumsal çürümenin en etkili araçlarından biri haline gelen sosyal medyanın, insan psikolojisine ve toplumsal dokuya ne kadar derin hasar verdiği önümüzdeki yıllarda daha da net şekilde gözlemlenecek.

Genç beyinlere nefret, öfke ve kin duyguları yüklenirken, dijital dünyanın vahşi ortamı her geçen gün gençlerin ruhsal sağlığını zehirliyor. Amerika'dan gelen bu dava, insanlığın ruhsal ve zihinsel kuşatmaya karşı verdiği ilk büyük hukuki mücadele olarak değerlendiriliyor.