Karar
Haber akışına dön

Satarak Değil Alarak Piyasalar Düzelir

Satarak Değil Alarak Piyasalar Düzelir

Bir hastalığın tedavisinde işin yarısı teşhistir. Teşhisi doğru koyacaksın ki tedavi de doğru olsun.

Ekonomide veya ticarette ise en büyük sermaye güvendir. Güven duyulan bir yönetici, güven duyulan bir yönetim, çok daha düşük maliyetle işleri yürütür ve başarıya ulaşır.

Mesela 2001 krizi… Krize giden sürecin sorumlusu olan koalisyon hükûmeti en radikal kararları almasına rağmen istenen başarıyı elde edememişti. Ne zaman ki seçim oldu ve iktidar değişti, güven duyulan AK Parti iktidarı meyveleri bir bir toplamaya başladı.

Bugün de durum aynıdır. Sorunun çözümünde GÜVEN unsuru maalesef çökmüştür. O nedenle kesinlikle seçim yapılmalıdır. Hem de hemen! İktidara kim gelirse gelsin, güven tazelemiş bir iktidar bu sorunu çözebilir.


Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, fon lağımını 17-25 Aralık sürecine benzeterek fitilinin İsrail’de ateşlendiğini ileri sürdü.

Eğer olaya sudan ucuz hâle gelen varlıklarımız açısından bakarsanız bu düşünceye “evet” diyebiliriz. O zaman şunu sormak lazım: 2008-2009 ABD mortgage krizine ne diyeceğiz?

Kriz öncesinde 400-500 bin dolar olan konut fiyatları, kriz esnasında 40-50 bin dolara kadar düşmüştü.

ABD’de evler sudan ucuzdu.

Krizler böyledir.

Gelelim bize…

Fon lağımı patladığı günlerde HALK TV’de ve burada yazılarımda şu uyarıyı yapıyordum: “Lütfen operasyonların ağırlığını savcı-yargıç ayağıyla sürdürmeyin. Uzmanlar, nokta nokta tespit etsin ve nokta operasyonlar yapılsın. Ve lütfen şirketlere değil, kişilere ceza ve yaptırımlar uygulansın. Şirketler bu süreçte tabiri caizse korunsun yoksa iş yapamazlar.”

Bir de şu uyarıyı yapıyordum: “Önümüze gelen herkesi ve her şirketi bu işle ilişkilendirip zedelemeyelim.”

Uyarımı kısa ve öz şu cümleyle özetliyordum: “Züccaciye dükkânına fil girmesin.”

Hatta bir şirket üzerinden örnek vermiştim. Telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren şirketin işleri bıçak gibi kesilmişti. Bir ana ortağının fon işine bulaşması, şirketin ana işlerini de kesmişti.

Hatta şu yazımı da hatırlatayım: Tasfiyesine karar verilen 7 portföy şirketinin 3’ünde sorun yokmuş. Nitekim bu 3 portföy şirketi bir haftada tasfiyelerini gerçekleştirdi ve yatırımcıların paralarını ödedi. O zaman bu 3 portföy şirketini neden kara listeye aldılar? Neden kriz olduğundan daha derin gösterildi?

Borsa sistemi de bir bakıma bankacılık sistemine benzer. Bir anda alacaklılar geldiğinde 20-30 milyar liralık varlığınızın hiçbir hükmü kalmaz. O anda toplam varlığınızın değil, nakdinizin ne olduğu önemlidir. 20-30 milyar liralık varlığınıza karşılık nakit ödemeniz 2 milyarı geçemiyorsa gittiniz demektir.

Nitekim benzer durumda olan bazı şirketlerin konkordato ilanlarını hep beraber izledik ve izliyoruz.

Bugün varlıkların değer ifade etmediği, nakdin hâkim olduğu bir süreç yaşanıyor. Yaşanıyor diyorum çünkü maalesef durum bu.

Peki, bu durumu nasıl çözeceğiz?

Size bir örnek vereyim: BIGEN Enerji.

BIGEN Enerji, Ocak 2025’te 12,14 liradan halka arz edildi. Şirketin sermaye artırımı yoluyla halka satılan hissesi 77 milyon lot iken ortak satışı da 38,5 milyon lot oldu. Toplamda 1 milyar 402 milyon liralık hisse satıldı ve bu paranın 467 milyon lirası patronun cebine gitti.

Ve Ağustos 2026: İki hâkim ortak olan İdris Çakır ve Mesut Altan, 37,5 milyon lotu (toplamda 75 milyon lot) hisse fiyatı 100 lirayken kurumsal yatırımcılara satarak yaklaşık 7,5 milyar lirayı daha ceplerine almış oldu. Yani BIGEN ortakları halka arzdan şirketin kasasına 900 milyon lira koyarken ek hisse satışlarıyla da kendi ceplerine yaklaşık 8 milyar lira koymuş oldu.

BIGEN’in borsa fiyatı şimdi 5,78 lira ve alıcısı yok. Şirketin toplam piyasa değeri 3,3 milyar liraya inmiş durumda.

BIGEN’in takasında TERA fonlarının 90 milyon lot hissesi satılmayı bekliyor. Böyle bir hisse satışı bile fiyatı 2-3 liraya kadar indirebilir.

Eee… Şimdi ne olacak?

Patronlara kimse şunu sormayacak mı: “Siz buradan aldığınız 8 milyar lirayı neden cebinizde tutuyorsunuz? Neden şirketinize bu parayı koymuyorsunuz? Neden hisse senetlerinizi halka arz fiyatından bile geri almıyorsunuz?..”

BIGEN’i sadece bir örnek olarak verdim. Bakın, bu örnekte olduğu gibi son yıllarda patron hisse satışları neden incelenip geri alımlar yaptırılmıyor? Neden foncularla paylaşılan paraların peşine düşülmüyor?

TERA Hisse Fonu’nu düşünün. 100 liradan BIGEN almışlar. Hisse fiyatını 190 liraya kadar çekip fiktif kârlar yazmışlar ama şimdi fondaki hisseler 5 liradan tasfiye edilecekmiş.

190 lira fiyat gösterilen hisse şimdi 3-4 liradan satılıp fonculara ne para ödenecek ki? Hâkim ortakların halka arzlarda ve sonrasında yaptıkları tüm hisse satışları incelenip geri alım zorunluluğu ve çağrı fiyat listesi neden açıklanmasın?

NOT: BIGEN patronları 8 milyar lirayı geri alıma ayırsalar bugün 5,7 liradan alıcısı olmayan hisseleri 42 liradan çağrı ile geri alabilirler. İşte bu örnekte olduğu gibi diyorum; sattırarak değil aldırarak bu işi düzeltebilirsiniz.

Bakınız, satarak bu piyasada kimse kazanamaz. Sistemi sürekli kilitleyip duruyorlar. Sürekli daha derin kriz yaratacak adımlar atılıyor. Bu, çok ama çok yanlış bir yöntemdir.

Adeta en korktuğum şey olan züccaciye dükkânındaki filler gibi uygulamalar yapıyoruz. Her gün krizi hafifletici adımlar yerine derinleştirici adımlar atıyoruz.

Bu olmaz.

Tekrar söylüyorum. Sadece borsa kaybı değil, bunun bir adım sonrası reel kayıplar olacaktır ve oluyor da.

Bir an önce aklı başında, ne yaptığını bilen ekiplerin işi kontrol altına alması gerekiyor. Aksi hâlde çok daha derin bir kriz yumağına gideceğiz.

EMEKLİLERİN DEVLETTEN 3,2 TRİLYON LİRA BİRİKMİŞ ALACAĞI VAR

Bir önceki yazımızda emeklilerin TÜİK enflasyon verisinin düşük açıklanmasından doğan %43,8 zam alacağının olduğunu belirtmiştik.

Bugün fikri takip yapalım.

Nisan 2022 ‘madde sepeti’ listesinin yayından kaldırılması sonrası İTO-TÜİK fiyat endeksi farkı açılmaya başlandı.

2023 yılında emeklilere 1 trilyon 408 milyar lira ödendi. Eğer 2022 yılı sonunda TÜİK-İTO farkı %15,8 daha zam verilseydi 222,6 milyar lira daha emekli bütçesi artacaktı.

2024 yılında ise 2 trilyon 668 milyar lira yerine %22,9 ek zamla 611 milyar lirası ödenmedi.

Ve 2025 yılı. Emeklilere 3 trilyon 775 lira ödendi. Eğer %32,2 İTO-TÜİK farkı verilseydi 1 trilyon 216 milyar lira daha verilecekti.

Ve 2026 yılı ilk 8 ay. Emeklilere 2 trilyon 818 milyar lira ödeme yapıldı. Ama %41,5 fark yine ödenseydi emeklilere 1 trilyon 170 milyar lira daha ödenecekti.

Böylece emeklilere Nisan 2022 sonrası TÜİK enflasyonunun düşük açıklanması ile toplamda 3 trilyon 218 milyar 779 milyon lira ödenmemiş oldu.

İşte bu para emeklilerin birikmiş alacağıdır. Emekliler müjde istemesin; hakları olan 3 trilyon 218 milyar lirayı ve ek olarak yüzde 43,8 fazladan zammı istesin.

Bu para onların hakkıdır. TÜİK madde sepetini yayından kaldırıp enflasyon verisini sansürleyince emeklilerin 3,2 trilyon lirası çoktan gitti. Ve de hakları olan yüzde 43,8 ek zamları öylece bekliyor.

emekli-2.jpg

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
karar.com