İkinci başkanlık döneminizde dürüst, barışa önem veren, diğer ülkelerle dostça ilişkiler kuran, halkın çıkarlarını ön planda tutan bir politika izleyeceğinizi düşünmüştük.
Seçmen Trump’a Ne Dedi?

Fena halde yanılmışız.
Son iki yılda derin bir hayal kırıklığı yaşattınız bize.
Dürüst olacağınızı sanıyorduk.
Oysa çelişkiler içindeydiniz. Sabah yaptığınız konuşmada söylediklerinizi akşamki konuşmanızda yalanlamanız karşısında şaşırıp kaldık.
Beyaz Saray’da oturuyor, başkanlık yapıyordunuz ama şirketlerinizin kârı sürekli artıyordu.
Bunun nedenini anlayamadık bir türlü.
Dünya barışına hizmet etmenizi bekliyorduk.
Yine yanıldık.
Venezuela’da başkanlık sarayına operasyon düzenleterek başkanla karısını elleri bağlı ABD’ye getirtip zindana attırmanız barışa hizmet miydi?
Dünyada savaşları durduracağınıza inanmıştık.
Ne var ki mevcut savaşları durdurmak bir yana siz yeni ve büyük bir savaşa neden oldunuz.
Bizden binlerce kilometre uzakta ve bizim için hiçbir tehdit oluşturmayan İran’a savaş açmanız barış için miydi?
Orada binlerce günahsız insanın ölümüne yol açtınız.
Daha savaşın ilk günlerinde bir okulu bombalatıp yüzlerce çocuğu öldürmenizin barışla ne ilgisi vardı?
On binlerce Filistinlinin öldürülmesi için emir veren Netanyahu iktidarına para, silah ve istihbarat desteğinde bulunmayı barışa hizmet mi sandınız?
Halkın yararına bir politika izleyeceğinizi düşünüyorduk.
Bu konuda da yanılttınız bizi.
Son iki yılda ABD’de enflasyon da işsizlik de suç da arttı.
Ortadoğu’daki yanlışlarınız yüzünden deniz yoluyla düzenli petrol sevkiyatı yapılamaz oldu, biz dâhil pek çok ülkede akaryakıt fiyatlarında fahiş artışlar yaşandı.
Kentlerimizde uyuşturucu salgını korkunç boyutlarda.
Yüz binlerce kişi sokaklarda yaşıyor artık.
Silah tüccarlarını küstürmemek için silah taşımaya yasak getiremediniz bir türlü.
Bunun sonucunda her gün onlarca kişi cinayete kurban gidiyor bu ülkede.
Neyse...
İcraatlarınız yani günahlarınız anlatmakla bitmez.
En iyisi, ara seçimi kazanan Demokratların sizden hesap sormasını beklemek galiba.
TABELAYI BIRAK, YATIRIMA BAK!
Cumhur ittifakının MHP kanadından, 19 yeni il, 78 yeni ilçe kurulması önerisi geldi geçtiğimiz günlerde.
Kuşkusuz daha verimli bir yönetim yapısının oluşması için iyi niyetle yapılmış bir öneriydi bu.
Ne var ki Meclis’te kabul edilip hayata geçmesinin şu sakıncaları olabilir:
Bir:
İl yapılan ilçelerde mevcut kaymakamlık binaları ihtiyacı karşılamaya yetmez, büyük harcamalar yapılarak vilayet konakları yapılması zorunlu olur.
İki:
Her yeni valilikte; özel kalem, yazı işleri, idare ve denetim, basın ve halkla ilişkiler, il planlama ve koordinasyon, il sosyal etüt ve proje, bilgi işlem, hukuk işleri ile yatırım izleme ve koordinasyon müdürlükleri kurulması gerekir.
Dolayısıyla kaymakamlık döneminden kalan personel ihtiyacı karşılayamaz, yeni personel istihdamı zorunlu olur.
Bürokrasi artar.
Durduk yerde genel bütçeye yeni bir yük biner.
Üç:
Bir ildeki ilçelerden birinin il yapılması diğer ilçelerde yaşayanlarda rahatsızlığa yol açar.
Örneğin Ankara’da Polatlı’nın il yapılması, aralarında Şereflikoçhisar, Gölbaşı, Haymana, Kahraman Kazan, Kalecik, Kızılcahamam’ında olduğu 18 ilçede kararı alanlara yönelik tepki yaratır.
Antalya’da, Alanya ilçesinin il olması Finike, Gazipaşa, Kaş, Kemer ve Manavgat başta olmak üzere diğer 18 ilçede halkın, “Bizim neyimiz eksik, bizi neden il yapmadılar” sorusunu sormasına neden olur.
Dört:
Beldeyken ilçe yapılacak yerlerde de, yukarıda belirtilen sorunlara benzer sorunlarla yüz yüze gelinir.
Yeni kaymakamlık binaları yapmak zorunda kalınır.
Emniyet, nüfus, tapu, milli eğitim, sağlık, mal, gençlik spor, tarım-orman, sosyal hizmet, sosyal güvenlik ilçe müdürlükleri kurmak gerekir.
İlçe yapılan beldelerin halkı memnun olurken diğer beldelerde yaşayanlar huzursuz olur.
Beş:
Her il, milyonlarca kişinin aynı çatı altında buluştuğu bir idari yapılanmadır.
Onları parçalara ayırdıkça bu bütünlük bozulur, hemşerilik ruhuyla birbirine destek olanlar iki ayrı il’e bölünürse rakip haline gelir, herkes devlet yatırımlarının kendi il’ine yapılmasını ister.
Altı:
Cumhuriyetin ilk yıllarında il sayısı 71 idi.
Sonraki yıllarda bu sayı bazen indi bazen çıktı.
1957’de 67 ilimiz vardı.
32 yıl boyunca bu sayı değişmedi.
1989’dan itibaren çeşitli tarihlerde ve çoğu kez seçim yatırımı olarak Aksaray, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Batman, Şırnak, Bartın, Ardahan, Iğdır, Karabük, Kilis, Yalova, Osmaniye ve Düzce il yapıldı, toplam il sayısı 81’e ulaştı.
İlçe sayıları da sürekli arttı.
İl sayısı 100’e, ilçe sayısı 1000’e çıkarılırsa, “Yönetim açısından nasıl bir sorun oluştu ki böyle bir düzenleme yapıldı” sorusu her zaman gündemde kalır.
Sonuç olarak söyleyeceğim şudur:
İl, ilçe, belde, köy fark etmez. Önemli olan halkın refahı ve mutluluğu ise tabelayı değiştirmenin anlamı yoktur.
Bir yerin kaderini değiştirmek, oraya yeni sanayi tesisleri, tarım işletmeleri, meslek eğitimi verecek okullar, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunacak kurumlar açmakla mümkün olabilir ancak.




