Diken
Haber akışına dön

Seni Seviyorum Tekel'e Gelmeden Sağda

Seni Seviyorum Tekel'e Gelmeden Sağda

İçeri girdiğimde hava kararmıştı. Malum, günler kısalıyor ama ben kendi standardıma göre de geciktim. Genelde 18:00’i geçirmemeye çalışırım, mesaiye 1,5 saat kadar geç başladım. Bunda Marmaray’dan bir önceki durakta, Kazlıçeşme’de inip 25 dakika yürümemin de katkısı var tabii. Halbuki mekân, Zeytinburnu durağına dört dakikalık yürüyüş mesafesinde. Bazen hafızama güveneceğim tutuyor…

Yeni Gar, Zeytinburnu İstasyonu’na dört dakika mesafede.

Kuyu Birahanesi’nden dönerken rastlayıp notlarıma kaydetmiştim Yeni Gar Restaurant’ı. Marmaray’a yakınlığı da artı puan; tabii yanlış durakta inmezseniz. Nuripaşa Mahallesi 14. Sokak’ta. Karşı sırada, az ilerideki Seni Seviyorum Tekel Shop da -ki biz de kendisine karşı boş değiliz- kerteriz noktalarımdan biriydi, hafızamla hareket ettiğim için. İstasyonu tutturamadıysam da meyhaneyi ıskalamadım.

Iskalarsanız Seni Seviyorum Tekel Shop’u kerteriz alın.

Loş aydınlatılmış salonun girişe göre sağında altı, solunda bira kasalarını geçtikten sonra üç, bodruma inen merdivenlerden sonra da patron bankosunun önünde bir masa var. Tuvalet ve mutfak salonun sonunda.

Güngörmüş kibar garsonun gösterdiği sağdan üçüncü masaya çantamı koyup davete icabet ederek meze dolabına giderken, bankonun arkasında oturan Resul Bey’e selam verip kendimi tanıttım. Hem de fotoğraf çekmek için izin istedim.

Gelmeden, daha önce gittiğim Oduncu Restaurant’ın sahibi Ahmet Bey’e (Özdemir) mesaj atıp sormuştum Yeni Gar’ın sahibi kimdir diye. İsmini verip sitayişle bahsetti. Resul Bey’in ismini bilmem oradan.

Resul Bey (Taşdemir, 59), Elazığlı, 40 yıldır meslekte. Zeytinburnu’nda, artık olmayan, İmren Restaurant’da komi olarak başlamış. Burayı açalı da 20 yıl olmuş. Kendisinden önce en az 10 yılı varmış mekânın. “Horon Ocakbaşı’ydı devraldığımda. Eski Gar Restaurant vardı, 2006’da kapandı, burayı devralınca adını Yeni Gar olarak değiştirdim.”

Meslek örgütlerinde de aktifmiş, “2012-2014 yıllarında Alkollü Ve Alkolsüz İçecekler Dernek Başkanlığı yaptım” dedi. İlk kez böyle bir mesleki örgütlenme olduğunu duydum, bu da benim ayıbım. Halen Zeytinburnu’nda yaşıyormuş.

Fazla meşgul etmeden meze dolabının başına geçtim. Güngörmüş nazik garsonla seçtik mezeleri. Barbunya pilaki, taze fasulye, havuç tarator, pancar, şakşuka. Yarımşar porsiyon. Bir de 35’lik tabii.

Meze dolabı sinyali veriyor zaten.

Meze dolabının görüntüsünün vaat ettiği gibi, mezeler lezzetli, taze. Havuçta sarmısak baskın, beni bozmaz ama toplu taşıma kullanacağım için en boş yerleri kollamam gerek. Yoksa sarmısak iyi de çevredekilere kötü.

Ben oyalanırken karşı masada oturan iki kişi kalkmış. Üç masa ikili, benimle birlikte üç masa birli, bir masada üç kişi var. İki masa boş. Günlerden pazartesi. Gündüz de gelen gideni olmuştur, daha vakit erken. Böyle çetele tutmaya başladım gayriihtiyari; herkesin işi iyi olsun istiyorum, özellikle de meyhanelerin.

Yüksek tavanlı, ferah. Duvarlarda muhtelif resimler, Mustafa Kemal Atatürk portreleri, fiyat listeleri asılı. Her masa başında priz var ki günümüzün başlıca anksiyete kaynaklarından ‘Ya şarjım biterse‘nin ilacı.

Yüksek tavanlı salonun sağında altı, solunda üç sıra dörtlü masa var.

Salonun başında ve sonundaki iki ekranda TRT Müzik, Hakan Güngör’den ‘Müziğin Kanunu‘ programı var. Mutfağın üstündeki ekranın yanında at yarışı kanalı açık bir ekran daha var.

Ümit Yılmaz ile ‘Doğaçlama‘ programı başladı. Programda bağlama, piyano, ney, iki viyolonsel ve bateriden oluşan bir orkestra. Bağlamayı çalan kişi vokal aynı zamanda. Programa konu sanatçı o belli ki. Ama kimdir çözemedim. TRT Müzik pek izlenesi.

Cihan Abi geldi, az önce iki kişinin kalktığı karşı hizamdaki masaya oturdu. Nereden mi tanıyorum? Önümdeki masadaki iki kişinin tatlı sataşmalarından. Burada da herkes birbirini tanıyor.

Hazır yoğunluk yokken beni karşılayan garsonla, Adil Bey’le de (Baş, 62) tanıştım. Kastamonulu, 50 yıldır meslekte. Cağaloğlu Sofra Restaurant’ta başlamış mesleğe, yıllarca orada çalışmış. Orası kapanınca Kumkapı’da aynı isimle kendi yerini açmış.

“Sofra kendi yerimdi. 2005’e kadar oradaydım. Mal sahibi ölünce beni tasfiye ettiler, sonra başka yer açmadım. Sonrasında 10 sene Patata’da çalıştım, emekli oldum, iki üç yıldır buradayım, ev de burada.”

Müşterilerin neredeyse tamamı çevredenmiş. 12:00-01:00 saatlerinde servis veriyorlar. Ramazan ve kandillerde kapalı.

Tuvalet ziyaretimi de eda ettim. Erkekler için iki pisuvar, alaturka tek kabin, tek lavabo. O kadar. Köhnemiş biraz. Dönüşte bodrum kata uğradım, 11 masalı. Işıkların tamamına yakını kapalı, tek başına viski içen beyefendinin mahremiyetine halel getirmenin mahcubiyetiyle tek kare fotoğraf çekip çıktım.

Bodrumda da 11 masalık ayrı bir dünya var.

Adil Bey’i göremeyince ana yemek siparişini diğer garsona, Düzgün Bey’e (Aytoğan, 52) verdim. Köfte önerdi. Bence tamam. Sipariş arasında biraz hasbihâl ettik. Sivaslı. 1989’da, Göztepe’de Bin Tavuk Restaurant’ta başlamış mesleğe. Erdek’te de çalışmış. Buradan önce Deniz Atı’ndaymış. Eski futbolcu Arap Suphi’nin yeriymiş. Resul Bey devraldığından beri Yeni Gar’da.

Mezeler dolabın vaat ettiği gibi; taze, lezzetli.

Adil Bey’in mesaisi bitmiş meğer, gitmeden ekip fotoğrafı çektirip öyle yolcu ettik kendisini.

Adil Bey çıkmadan ekip fotoğrafını çektirdik. Soldan sağa Resul Bey, Adil Bey, Düzgün Bey, ben.

Köfteden pek memnunum, tek şikâyetim hesabı istediğimde oldu. 350 lira yazmışlar, az geldi bana, eksik yazdıklarını düşündüm. Duvardaki listeden gösterince ikna oldum.

Köftenin fiyatına itiraz ettim, bu tabak daha fazlasını hak ediyor.

Masaların çoğu erken kalktı ama yeni masalar geldi. Beş genç oturdu solumdaki masaya. Biracılar. Sarkmadım, mahallenin gençleri, neşeli, edepli. Ne güzel görünüyorlar. Garson, abileri. Tuvalete giderken bile “Lavabo müsait mi abi?” diye ona soruyorlar.

Bakmayın salonun böyle parıldadığına, aslında loş. Sadece 10 yıllık telefonum emekliliğini istedi. Loşluğu pek hoş.

Gündüz koşuşturmasının yorgunluğunu güzel bir mahalle meyhanesinde attım. Erkence de kalkayım bari. Hesabım 2 bin 300 lira.

Bira tek marka, 175, 35’lik rakı bin 250, zeytinyağlı mezeler 175, dediğim gibi köfte 350, çıtır tavuk 300, et sote, kavurma, biftek 550’şer lira.

Trende en boş yeri seçtim, havuç taratorun anısı hâlâ benimleymiş gibi geliyor.

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
diken.com.tr