Hürriyet
Haber akışına dön

Sevgili Komşum ‘Ha Şöyleee’!

Sevgili Komşum ‘Ha Şöyleee’!

Yunanistan’ın önde gelen gazetelerinden biri, iki tam sayfasını Türk dizilerine, dizilerin cazibesine ve Kanal D’ye ayırdı. Haberi Hürriyet’te okumuşsunuzdur.

Sayfada Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı’nın görüşlerine de yer verilmişti.

Yancı, geçen hafta düzenlenen MIPCOM’da sektöre dair önemli mesajlar vermiş, Türk dizilerinin dünyanın dört bir yanına nasıl yayıldığını, bu yayılmanın ülkemize neler kazandırdığını ve Kanal D’nin bu pastadaki payını net bir şekilde anlatmıştı.

Türkiye bu işi iyi beceriyor, diziler sayesinde Türkçeye merak artıyor, doğan çocuklara Türk isimleri veriliyor, sokaklarda Türk dizileri tartışılıp konuşuluyor.

Öyle önemli ki bu, değerini Murat Yancı gibi isimler sayesinde yeni yeni anlıyoruz.

Ama ne yalan söyleyeyim Yunanistan’ın böyle bir olayı gündemine alması beni şaşırttı. Aslında gündeme alma nedenleri endişe duymaları.

“Bakın Türkler neler yapıyor, haydi bizim de artık bir şeyler yapmamız lazım” diye düşünmeleri...

Ve biliyorlar ki, baklava gibi, cacık, mücver, köfte gibi değil Türk dizileri... Onları çalamazlar.

Ne yapacaklar mesela, dünyanın dört bir yanında izlenen “Fatmagül’ün Suçu Ne” dizisini alıp “Fatmagülaki’nin Suçu Ne ki” mi diyecekler?

Ya da yine Kanal D dizisi “Yargı”yı alıp başka bi isimle mi satacaklar?

Düşünsenize “Aşk-ı Memnu”ya “Aşkıki Memnunaki”, dediklerini...

Hahahaha!

Bu listeyi öyle bir uzatırım ki ve uzatırken de öyle keyif alırım ki...

Neyse.

Biz şey diyelim...

Komşuuuu ha şöyleee ya!

Başka seviyedeler

Önce Fenerbahçe–Slavia Prag maçını seyrettim, sonra olağanca keyifsizlikle PSG-Barcelona maçını.

Biraz olsun geçti keyifsizliğim, çünkü futbol değildi oynanan.

Ya onlarınki değil ya bizimki, bilemiyorum artık.

Dedim zaten Türk takımları çıksa o gruptan, haydi birazcık daha ilerlese ne olacak ki? Hiçbir şey!

Bu takımlarla baş etme şansın yok. Çünkü başka seviyede, bambaşka bir şey oynuyorlar.

O tempoda oyun oynamak herkesin harcı değil.

Ama bu iş disiplin, bu iş arkada profesyonel dev bir ekip, bu iş yatırım gerektiriyor.

O yüzden sıkmayın canınızı...

Biz kendi ligimizde bir süre daha oyalanmaya devam edelim.

İleride belki pürüzler giderilirse, daha iyisi için adımlar atılırsa o zaman mücadele ederiz o seviyelerde...

Çektirmeyin kendinizi aşağıya

Şöylelerinden uzak durmak lazım...

Şöyle olanların dediklerini kulak arkası yapmak, mümkünse duymamak lazım.

Çünkü aşağıya çekerler insanı. Moral bozarlar. Özgüven kırarlar.

Aslında içlerinde kendileriyle savaşıyorlar. Kıskançlık, hırs, ego, kibir hepsi tek vücut halinde saldırıya geçiyor. Ama fark etmez ve kabullenmezler.

Onlar varsa yoksa yakınlarını zehirlemeye, aşağıya çekmeye çalışmaya devam ederler.

Sık sık şu cümleleri kurarlar:

∆ “Sen kilo mu aldın ya!”

∆ “Yani hayırlı olsun ama olmaz bu iş!”

∆ “Senin yaptığını herkes yapar, büyütme.”

∆ “E ben senin yaptığını 5 dakikada yaparım ki!”

∆ “Sana bilmem kaç yıl önce şu iyiliği yaptım, hatırlıyor musun?”

∆ “Abartıyorsun!”

∆ “Saçların kötü olmuş, yüzün de bugün çok şiş!”

∆ “Cildin niye böyle senin? Bir kontrol ettir bence!”

Anladınız beni!

Böyleleriyle sarılı etrafımız, fark ettiniz değil mi? O yüzden sessizce uzaklaşmak lazım bu tiplerin çevresinden. Bakın o zaman nasıl güzel gelecek her şey!

Red flag

Bir kız, erkeklerle ilgili yorum yapmış sosyal medyasında.

Erkeklerdeki red flag yani risk ve uyarı işaretlerini sıralamış.

“Bana bir kadın olarak günde 100’den fazla mesaj geliyor. Çok güzelsin, umarım bir gün tanışırız, bir kahve içebilir miyiz” demiş...

“Özellikle Instagram’da böyle takılan binlerce erkekler var” diye de eklemiş.

“Herkese iltifat yazarlar ve yüzlerce kızı takip ederler. Bunlar bana itici geliyor” demiş.

Yahu, Amerika’yı yeniden keşfetmiş gibi davranmasak mı?

Bu hep böyleydi zaten.

Aslında bu, sosyal medyada insanları kandırmanın en basit yolu. Atarsın bir konu ortaya, çok eskidir ya da çok bilinen bir konudur. Alırsın etkileşimi, yoluna bakarsın.

Ben zaten bu influencer tayfadan korktuğum kadar kimseden korkmam.

Yemin ediyorum etkileşim için kolunu bacağını kırabilirler.

Uzak olsun.

Neyse, söz konusu mevzuya gelecek olursak...

Var böyle erkekler tabii ki, hatta artık kızlar da var.

Yani kanmayın, düşmeyin, yemeyin böyle numaraları.

“İlk bana yazıyor, tek bana yazıyor. Sadece bana âşık” falan...

Geçinizzzzz...

Okumaya devam et

Pusholder

Senin gündemin

Okuma seçenekleri

Push AIÖzet

PusholderKaynakta oku
hurriyet.com.tr