Boric, geçmişte kendi kuşağının 1998 yılında Hugo Chávez’in gelişiyle başlayan dönüşümlere büyük bir sempati ve umutla baktığını hatırlattı. Ancak bugün gelinen noktada pozisyonunun tamamen değiştiğini şu sözlerle ifade etti:
"Pek çok teorik ve ideolojik neden var ama benim için en belirleyici olanı egzodus (büyük göç). 7 milyondan fazla insanın kaçtığı bir ülke... Böyle bir şeyi kimse savunamaz."
Boric, son bir yıl içinde Venezuela hükümetinin iktidara tutunma biçiminin tüm şüpheleri ortadan kaldırdığını belirtti: "Bu son yıl, en gayrimeşru şekilde ve hiçbir utanma belirtisi göstermeden iktidara nasıl tutunduklarını görmek, bana oranın bir diktatörlük olduğunu açıkça gösterdi."
Boric'e göre Venezuela’da esaslı bir ekonomik dönüşüm gerçekleşmedi, büyük bir yolsuzluk düzeni kuruldu, yoksulluk dramatik şekilde arttı, bir demokrasiyi ayırt eden tüm temel özgürlükler çiğnendi.
Boric’in eleştirileri sadece Venezuela ile sınırlı kalmadı. Küba’daki siyasi sistemi de "diktatörlük" olarak tanımlayan Şili lideri, adadaki durumu şöyle tarif etti:
"Bugün Küba'da yiyecek ve ilaç kıtlığı var, ulaşım çok zor ve gençlerin büyük bir kısmı ülkeyi terk etti. Orada bir demokrasi yok; bu bir tek parti rejimidir, ifade özgürlüğü yoktur. Bu, her bakımdan bir diktatörlüktür."
Boric, sorumluluğun öncelikle Küba’yı yönetenlerde olduğunu belirtmekle birlikte, ABD'nin 1960'lardan bu yana uyguladığı ekonomik ablukanın etkilerini de yadsımadı.





